The Time Traveler’s Wife/ Zaman Yolcusunun Karısı

Uzunca bir süreden sonra bugün sinemaya gittim. Evde film izlerken çok sık durdurup ara verdiğim için sinemayada sıkılıyordum ama bu filmi uzun süredir beklediğim için sinemada izleyip hakkını vereyim dedim. ( Ve gittiğime de değdi.) 🙂

Gelelim filmimizin konusununa:

Henry (Eric Bana)  6 yaşındadır ve şarkıcı olan annesiyle arabada eve giderken şarkı söylüyorlardır. Ama Henry annesi gibi güzel söyleyemediği için üzülmektedir. Bir anda karşı yönden gelen arabayla çarpışma tehlikesi geçirirler. Arabayı yolun ortasında durduran annesi oğluna döner ama oğlu yavaş yavaş kaybolmaktadır. O şaşkınlıkla karşıdan gelen kamyonu fark edemez, Henry ise bu sırada zamanda yolculuk edip önce geçmişe döner sonra tekrar olay yerine gelir ama bu sefer arabanın dışında ve çıplaktır. Tam bu sırada kamyon arabaya çarpar. Olayın şokunun atlatamadan Henry’nin yanına 40 lı yaşlarda bir adam gelir ve gelecekteki Henry olduğu onun bir hastalığa sahip olduğunu ve zamanda yolculuk yapabildiğini söyler ve ortadan kaybolur. İşte filmimiz böyle bir trajediyle başlıyor. Bundan sonra Henry’nin 30 yaşındaki haline dönüyor. Henry kütüphanede özel koleksiyonlar bölümünde çalışıyordur. Kaza anına döndüğü gün kütüphaneye bir kadın gelir. Bu Clare’dir. (Rachel McAdams) Clare Henry görünce şaşırır ve ona daha önce tanıştıkları anlatır.

Henry hatırlamıyordur. Çünkü 40’lı yaşlardayken geçmişe dönmüş ve Clare henüz 6 yaşındayken ona evlenecekleri gelecekteki kocası olduğunu söylemiştir. 6 yaşından itibaren Clare 20 yaşına gelene kadar onu ara sıra ziyaret etmiştir. Clare 20 yaşına gelince 30 yaşındaki Henry tanışmış olur.

Tabi geçmişe dönmenin bazı sıkıntıları vardır. Gitiği yeri kendisi belirleyemiyordur. Kıyafetsiz yolculuk yapıyordur ve bunun için kıyafet çalmak zorunda kalıyordur. Geçmişe veya geleceğe döndüğünde bazen zamanda kaybolup günlerce dönemiyordur. En komiği düğün töreninde kaybolması ve onun yerine 40 yaşındaki halinin gelecekten gelmesiydi sanırım. Bütün davetliler damadın saçlarının birden beyazlamasına anlam verememişlerdi.

Şimdi anlattıklarıma baktımda çok karışık geldi ama izleyince daha iyi anlıyorsunuz. İlk yarı biraz durağan geçsede ikinci yarısında film sizi kendisine bağlıyor ve olaylar ilginçleşiyor. Beni en çok etkileyen sahnelerden biri Henry 30 yaşlardayken geçmişe dönüp annesiyle metroda konuşmasıydı. Annesinin ölümünü engellemeye çalışsada ,  geçmişteki olayları ne kadar çabalasada değiştiremeyeceğini anlar.

En önemliside Clare her zaman eşini beklemek zorundadır. Heran ortadan kaybolan bir kocayla yaşayabilecekmidir? Aşk zamana üstün gelebilecek midir?….

Biraz daha yazarsam sanırım dayanamayıp bütün filmi anlatacağım. 😀  O yüzden benden bu kadar, izlemek isteyenlere iyi seyirler dilerim.

Film fragmanı:

Filmin web sitesi ( çok güzel yapmışlar biraz beklediğinizde afişteki resim kayboluyo, tıpkı filmdeki gibi)

Söylemeden edemeyeceğim Eric Bana bu filmde tıpkı Richard Gere’a benzemişti. 🙂

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s