Five Senses of Eros_ Ogamdo(2009)

Uzun zamandır film izleyemediğimden bahsetmiştim, dün kendime bir boşluk yaratıp izlemeye karar verdim. Madem uzun zamandır izlemiyorum bari yeni filmlerden olsun dedim ve bunu seçtim. Baştan gayet memnun izlerken sonlara doğru film git gide acayipleşti. 😀

Filmimiz 5 ayrı hikayeden oluşuyor ve beş ayrı yönetmen tarafından çekilmiş. Bazı yerlerde karakterler bir noktada kesişiyo diye okumuştum çok heveslenmiştir ama öyle olmadı yada ben kesiştiremedim belkide. 🙂 Halbuki farklı başlayıp sonunda birleşen öyküleri severim. (Örn: Babel’i çok sevmiştim boş bir vaktimde paylaşmak isterim.)

İlk hikayenin adı: Çekicilik.

Kahramanımız iş seyehati için Seul’den Busan’a giden bir trene binmiştir. Yolculuk arkadaşının çok güzel bir bayan olduğu fark etmesiyle hikaye başlar. Önce sohbet konuları açmaya çalışır pek işe yaramaz, sonra kıza kahve alır ama şansa bak ki kahve sevmez. Kız ineceği durağa geldiğinde ise bir şeyler yapması gerektiğini anlar ve peşinden gider. İçinden sürekli tekrarladığı söz “cesur olan güzeli kapar” 🙂  Bu ilgiden sıkılan kız( o kadar çok isim var ki hepsini yazarsam curcuna olacağı için kız, oğlan çocuk kullanarak affınıza sığınıyorum.) kahramanımızdan kurtulmak için söyleyecek birşey bulduğunda onu aramasını ister. Ama telefon numarasını vermemiştir. Son bir hamleyle telefon numarasını isteyen kahramanımız sonunda dikkat çekmeyi başarmıştır…

İkinci hikaye: Buradayım

Bu hikaye evli bir çiftimizle ilgilidir. Kadının en büyük zevki kocası eve geldiğinde saklanmak ve kocasının onu aramasını izlemek. ( tuhaf bir zevk olsada şirinlerdi 😀 ) Kadın hasta olduğu için adam eve geldiğinde her onu bulamayışında meraktan ölücekti. (yazık adamcağaza) Kadın ameliyat olmaya karar verir ama bu tehlikeli bir ameliyattır. Ameliyatın sonunda kadın bir daha asla eve dönemez. Bu hikaye biterken tuhaflıklar da başlamış olur kadınım hayaleti kocasının yanına gelmiştir…

Üçüncü Hikaye: 33. adam

Çok tuhaf bir hikayeydi sonunda şok oldum resmen hiç beklemiyodum böyle birşey. İki bayan oyuncu ve bir yönetmen var karakter olarak. Oyunculardan biri mesleğine yeni başlamış, diğeri ise yılların ( daha sonra o yılların ne kadar uzun olduğunu anlıyoruz 😀 ) oyuncusu. Acemi oyuncumuz bu işi beceremeyeceğini anlayınca ustadan yardım ister ve ustada bunu kabul eder. Son birde bakarız kız usta olmuş çıkmış tabi bu yönetmeninde hoşuna gider. Tabi adamcağaz başına gelecekleri nerden bilsin. Sonunu söylemeyeceğim izleyenlere süpriz olsun ama söyle diyebilirim olayı nası Hanibal’ a bağladılar, hala şoktayım. 😀

Dördüncü hikaye: Bitiş ve Başlangıç

Hikaye adının tam tersi bence bitiş ve başlangıç belli değil hatta ne olduğu bile belli değil. Yani ben bir türlü anlayamadım. İzleyipte anlayan varsa anlatsın. 😀  Şimdi kadının kocası trafik kazasında ölüyor sonradan anlaşılıyor ki yanında başka kadında varmış, yani kocası onu aldatıyormuş, hemde kadının lise arkadaşıyla. Adam öldükten sonra bu iki kadın aynı evde yaşamaya başlarlar ama ilginç olan bir şey vardır. bunlar gerçek mi hayal mi bir belirsizlik içinde verilmiştir. Sonuda film kadar belirsizdir.

Beşinci hikaye: Ana inan

3 çift lise öğrencisi hayatlarına eğlence katmak için ( yada değişiklik ) eş değiştirmeye karar veririler. İşte eş değiştirdikten sonraki olaylar anlatılmaktadır. kimi bundan mutsuzdur, kimi eşinin onu terk edeceği korkusu yaşamaktadır. Neyse ki sonunda sevdiklerin kendi eşleri olduğunu anlarlar.

Her ne kadar hepsini sevmesemde genel olarak izlenebilecek bir filmdi özellikle ilk iki hikaye güzeldi. Yönetmenlerinin ellerine sağlık. 😀 Ayrıca filmi Türkçe altyazılarla izlemememizi sağlayan çevirmenede çok teşekkürler.İzlemek isteyenler için altyazılar ayrıca indirme linkleride sayfanın altındaki başlıklardadır. İyi seyirler dilerim.

The Last Princess (Bir Matsumoto filmi…)

Sana ne yaptılar böle Matsu 😀

Filmimiz çok eski zamanlara dayanmakta, tarihi açıdan bu uluslar gerçekten varmıydı bilemiyorum ama her efsanenin içinde birazcık gerçeklik vardır derler, bu filminde vardır mutlaka.

Konumuza gelince çok eski zamanlar barış içinde yaşayan üç büyük devlet varmış, Yamana, Akizuki ve Hayakawa. bu üç devletten Yamana diğerleri ele geçirip hepsine hükmetmek ve hazinelerini ele geçirmek istemiş. Akizuki’ye saldıran Yamana’lardan hazinelerini korumak isteyen Akizuki prensesi hazinelerini farkettirmeden Hayakawa taşımak istemiş. Bunun için Prenses ve sadık koruması köylü kılığına girmişler ve altınları odunlarınların içine saklayıp yayan seyehat başlamışlar.

Gelelim Matsu’yafilmdeki adıyla Takezo Yamana devletinde köle olarak çalıştırılan bir işçidir. Altın madenin kazısında çalışırken patlayıcı gaz kokusunu alıp madenden kaçar. Bir hayli geveze olan bir arkadaşıda ona katılır. Bu komik ikili tesadüfen odunlara saklanmış altını bulurlar ve peşine düşerler. Kötü bir tanışma olsada Prensesle tanışırlar. ( Prenses onları okla kovalıyor ve esir düşüyorlar.) Ama Prensesin yardımcısı prensesi erkek kardeşi olarak tanıştırır. O kılıkla durumu farketmeyen bizim kafadarlar da buna inanır.

Takezu altından pay isteyerek onları kolay yoldan götürebileceğini söyler. Planı düşmanı yanıltarak tam ortalarından geçmektir. Ama Yamana şehri girişinde bir sorun çıkar ve Prensesin kadın olduğu anlaşılır. Yalan söyledikleri için onlara güvenini kaybeden Takezu kaçmayı bile düşünmüştür.

Filmde ayrıca köylülere ve kadınlara kötü davranılması, sosyal sınıf farklarıda işlenmiştir. Her ne kadar dram yazsada bence komedi unsurları olan bir filmdi zaten Matsu’yu o kılıkta görünce gülmemek biraz zor. Birde şu geveze arkadaş var tabii ki…

Sonda ise halkının prensese olan bağlılığını görüyoruz.Bir de sorumluluklar her şeyden üstün gelir. (aşktan bile…) Şimdi düşündümde ne kadar sosyal mesaj veren bir filmmiş aslında. 😀

Film Fragmanı:

Filmi izlemek isteyenler için altyazılarını buradan ve buradan bulabilirsiniz. Online izleme taraftarı olmadığım için link vermiyorum ama google filmin adını yazıp online izle yazarsanız bir sürü sonuç alacağınızdan eminim.

Dip not:Aslında online ve indirme arasında boyut olarak çok az fark olsada görüntü kalitesi olarak çok fark var.Örneğin online izlediğiniz bir dizi yaklaşık 250-300 Mb arasındadır. Ama indirme secenekleri arasında 300 Mb’lık Mp4 seçenekleri mevcuttur. Genelde 700 ile 900 Mp lık Divx  secenekleri olsada altyazıları gömülü 300 Mb lık görüntü kalitesi online görüntüden çok daha iyi seçeneklerde mevcuttur.

Das Experiment (Bilinen adıyla Deney…)

Ve okul etkisini gösterir… Bu aralar yeni filmler izleyemiyorum. Okul, izlemeye başladığım diziler, çeviri derken filme vakit kalmıyor. Bende okulda izlediğim bir filmi paylaşayım dedim. Geçen sene baya bir film izlemiştik, psikolojik filmlerin pek fazla seveni olmasada şimdi anlatacağım filmin zamanında çok  yankı uyandırmıştı. ( Tabi bunun en önemli sebebi sadece psikolojik değil gerilim ve dram türlerinde de olması olabilir.)

Film tamamen gerçek bir psikoloji deneyinden alınmıştır. Öncelikle biraz deneyden bahsetmek istiyorum:

Stanford hapishane deneyi yada Zimbordo deneyi olarak bilinen bu deney 1971 Stabford Üniversitesinde yapılmıştır. ( Bu ne böyle ders gibi başladık diyebilirsiniz en iyisi direk konuya girmek, deneyi merak edenler buradan bakabilirler. ) Deneyde 24 kişiden yapay bir hapishanede gardiyan ve mahkumları oynamaları istenmiştir. ama kişiler rollerine fazla kaptırınca gardiyan rolü oynayanlar mahkümlere eziyet etmeye başlamıştır bu yüzden deneye son verilmek zorunda kalınmıştır. Deney’in amacı “iyi insanları kötü yerlere koyduğumuzda neler oluyor” görmekti. Ve anlaşıldıki iyi insanlar kötü yerlerde(burada ki hapishane gibi) ellerine güç geçtiğinde bunu kullanmaktan çekinmiyorlar.

Neden bu kadar uzun anlattım diye sorabilirsiniz ama filmin konusu deneyle aynı olduğu için böylece konuyuda anlatmış oldum . ( bir taşla iki kuş 😉 ) Filmde bu deneyi üniversite değil serbest bir kuruluş yapıyor ve deneklere karşılığında para veriyor. Baş rolümüz Rahd ( Fatih Akın’ın Solino ve I’m Juli sinde de oynamıştı.) taksi söförlüğü yapmaktadır. Gazete ilanındaki deneklere verilen parayı duyunca gönüllü olur. Yapılan kura sonucu mahküm rolünü alır iki hafta sürecek deney için hücrelerine yerleştirilirler. İlk önce herkes bunun bir oyun olduğu düşünüp paralarını alıp gitme hevesindedir. Ama sonradan gardiyanlar ellerinde gücü kullanmaya başlar. Mahkümlere gerek fiziksel gerekte psikolojik saldırılarda bulunurlar. Deney görevlileri bunu incelemek için başlarda ses çıkarmazlar. Buna karşı mahkümlarda örgütlenmeye başlar. Şiddet ileri sonuçları varınca bir isyan çıkar deney görevlileri deneyi durdurmak isteselerde başaramazlar gardiyanlar onlarada saldırınca işler içinden çıkılmaz bire karışıklığa dönüşür ve deney ölümler ve yaralanmalarla sonuçlanır. Çok önemli bir hatırlatma gerçek deneyde Zimbardo bu saldırganlığın farkına varır ve 6. gün deneye son verir.

Filmde deneye katılanların herbirinin hayat hikayesine değinilmiştir. Kimi ailesine para kazanmak için kimi hiç arkadaşı olmadığı için deney gönüllü olmuşlardır.

Her sahnesini heyecan içinde izleyeceğiniz bir film. Psikolojik filmlerden hoşlananlar için okulda izlediğim diğer filmleri önerebilirim ama bunun kadar heyecanlı değiller diye baştan uyarımı yapayım. 😀 Guguk Kuşu ve Otomatik Portakal da fena sayılmazdı. Türü sevenler için önerilerim devam edicektir. Beni izlemeye devam edin. 😀

Bu deneyde her ne kadar iyi insanların kötü yerlerde nasıl oldukları gözlensede, bence bir yandan da insanlara rol yüklemenin büyük etkiside gösteriliyor. Gardiyan rolü yüklenen insanların kısa zamanda değiştiğini görüyoruz. Aslında günlük yaşamda çok karşılaştığımız bir durum en basitinde bir arkadaşınız size “bu işi yalnız sen halledersin” diye geldiğinde size o işi yapma rolü üstlüyor, o böyle deyince yapmak istemeseniz bile mecburen tamam demek zorunda kalıyorsunuz. İşte en küçük örneğinden en büyük örneğine kadar rol yüklemenin etkisi…

Sanırım yazdığım en uzun anlatımdı, benim alanıma girince dayanamıyorum çok konuşuyorum. 🙂 Lafı baya uzattıktan sonra mutlaka izleyin diyerek bitireyim.

Kimi no yubisaki (Kısacık bir film…)

Başlıktada yazdığı gibi 20 dakkalık bir kısa filmdi. Maki Horikita hayranı olarak bir boş vaktimi değerlendirmiştim.

Filmimizin konusuna gelince aslında pek konu yok da diyebilirim. İyi arkadaş olan iki genç kız okuldan sonra eve gitmezler ve biraz daha kalıp sohbet ederler. Biri başka şehire taşınacağı için bu beraber geçireceği son günleridir.

Maki’nin oyunculuğunu çok başarılı buluyorum. Geçenlerde biryerde sürekli aynı şekilde oynadığını kendini tekrar ettiğini okumuştum. Bence bu tamamen oynadığı karakterlerle ilgili çünkü genelde romantik komedi yada dramlarda oynamış bir üstüne doğallığı eklenince bazılarına aynı gelebilir ama aslında tüm karaakterli birbirinden farklı. Uzun lafı kısası pek birşey vadetmeyen bir film olsada Maki hayranları sevecektir.

Altyazılar ve indirme linkleri için: buraya ve buraya bakabilirsiniz.

Freeze (Gerçekten buz gibi bir aşk)

freeze

İlk çevirdiğim diziydi, bundan önce kendi çapımda bir iki bölüm başka dizilerden çevirmiştim ama sadece denemek içindi. 5 bölümlük bir dizi.( itiraf ediyorum bunu seçmemde kısa olmasının çok payı var. 😀 )

Konuya gelince, hikaye çok eskiye dayanıyor. Baek Jung(Lee Seo Jin) yıllar önce bir kaza geçirir ve ölmek üzeredir. I-wha (Son Tae Yeong)  onu kurtarır. Ama bu bir kurtarışmıdır yoksa sonsuz bir cilenin başlangıcımıdır? Çünkü Wha bir vampirdir ve onu ölümden kurtarmak için kanını içirmiştir, bu yüzden onu da sonsuz yaşama ve kan açlığına hapsetmiştir. Bundan tam 250 yıl sonra  Jang Ji Yun isimli genç bir kızın Baek’in gece kulübüne gelmesiyle hikaye başlar. Jang Baek’in aşık olduğu kadının kızıdır. Kadın ölmeden önce kızını ona emanet etmiştir. Her ne kadar istemeyerekte olsa kızı eve almak zorunda kalır.Genç bir kız ve bir vampir aynı evde yaşabilecekler midir?

Dizide sık sık Baek’in kendi kendi çelişmesini görüyoruz. O hiçbir zaman sonsuz hayat istememiştir. Ama ne kadar karşı çıkarsa çıksın bir vampirdir ve kan içmeye mecburdur. Kanı el altından oragan ve kan mafyalarından bulup bulup şarap şişesinde muhafaza etmektedirler. ( Vampirde olsak klasımızı bozmayız diyorlar 🙂 ) Ama şehirde başka bir vampirin insanları öldürmesiyle işler karışır artık kan bulmak çok zor olmuştur.

Bu zor koşullar altında Baek kansızlığa dayanacakmıdır? Tabi Bir evinde meraklı mı meraklı bir kız vardır.

Bir söz duymuştum; “Ölümsüz olsaydık: yediğimiz en güzel yemek, seyrettiğimiz en güzel film, Okuduğumuz en güzel kitap…. yani enlerimiz olmazdı.”

İzlemek isteyenler için altyazılar ,  online izlemek isteyen içinse google’a yazdıklarında birçok site bulacaklardır. İyi seyirler dilerim….

Herkese Merhaba

köpüş

Selam…

Kendimi bildim bileli film ve yabancı dizi hastası olan ben, bir yıldır uzak doğu sularında yüzmekteyim.  😀  Bu yüzme öyle bir hal aldı ki çeviri işine bile bulaştım. Önceleri tamamen boş vakitlerimde film ve dizi izlemekle baş gösteren bu hastalık ( Hastalık diyorum ama gayet memnunum.) daha sonra altyazı bekleyemeyip ingilizce izlemeye sonraları ise madem ingilizce izliyorum izlemeyenler için türkçeye çevireyim oldu. İşte böyle başladı…

Şimdileri ise izledikleri başkalarına anlatma isteği arkadaşlarımı bunaltınca (itiraf ediyorum bana da biri hergün bir dizi anlatsa ben de bıkarım) ben de birazda başkalarını bunaltayım dedim. Umarım hemen kaçmazsınız. 😀 Ama sadece film ve dizi değil sevdiğim ve paylaşmak istediğim herşey hakkında yazacağım. Okullar başladığı için hergün düzenli olarak yazamasamda, boş bulduğum zaman yazmaya çalışacağım. Okurmusunuz, severmisiniz bilmiyorum, ama herkese merhaba diyorum….

Atashinchi no Danshi ( Simurg hikayesi…)

atashinchi

Çevirdiğim ikinci diziydi ama bana en çok keyif veren diziydi diyebilirirm.  konusundan bahsetmek gerekirse:

Mineta Chisato annesini küçük yaşta kaybetmiştir ve babasının borçları yüzünden evsiz kalmıştır. Genelde bir arazide yaptığı cadırda kalmasının yanı sıra arkadaşının internet kafesinde de kalmaktadır. ( Japonya da günümüzde evsizlerin bir numaralı uğrak yeri net kafelerdir.)

Hikayemiz masalsı bir anlatımla başlar ve birden Mineta bir buzdolabinın içinden çıkıverir. İlk sahnede bu dizide çok tuhaflıklar olacak diyorsunuz. 😀 Kızımız her zamanki gibi babasının borçları yüzünden alacaklılardan kaçmaktadır. Ama bu sefer köşeye sıkışmıştır. Bir binanın çatısında çaresizce beklerken . Okura Shinzo helikopterle çıka gelir . (beyaz atlı prens misali beyaz helikopter 😉 ) Minetayı kurtarır ve helikoptere bindirir, burada ona borçlarını ödeyeceğini ama bir belgeye imza atmasını söyler. Mineta çaresizce imzalar. Bir de ne görelim meger kağıdın altında evlilik sözleşmesi vardır.  Okura’nın ondan tek istediği kalan bir aylık ömründe onun yanında kalması ve o ölünce evlat edindiği 6 çocuğa bakması eğer bunu yaparsa mirazsın sahibi olacaktır. Acaba Mineta bu 6 erkeğin yanında yaşamayı ve onları bir arada tutmayı başaracakmıdır. Bakalım bu 6 erkek kimlermiş…

Horikita Maki – Mineta Chisato (20 Yaşında)

horika maki

Sürekli başkalarını düşünen ne olursa olsun asla pes etmeyen bir karekter.

Kaname Jun – Okura Fuu (30 yaşında)

kaname

Ailenin en çapkını kız arkadaşlarının sayısını ne siz sorun nede ben söyleyeyim. Resim yapmaktan hoşlanıyor, genelde diğerleriyle arası pek iyi değil ve evde durmuyor. Ama babasının ölmeden önce ona bıraktığı mektup herşeyi değiştirecektir.

Okada Yoshinori – Okura Takeru (27 yaşında)

okada

Takeru dövüş sanatlarıyla ilgileniyor. (her ne kadar beceremesede 🙂 ) Sanırım içlerinden en huysuzu herşeye karşı çıkıyor ama görüyoruz aslında çok duygusal bir yapısı varmış.

Mukai Osamu – Okura Sho (25 yaşında)

mukai

Gece kulübü tarzında biryerde çalışıyor. Aklı fikri para olan biri ama Mineta gelince işler değişiyor. 😀  Ayrıca gençken babasının istemediği bir evlilik yapmış ve bir çocugu var. Babasına eşini ve çocugunu istemediği için hala kızgın. Karısıyla boşanmışlar ama çocuğunu görmeye devam ediyor.

Yamamoto Yusuke – Okura Masaru (22 Yaşında)

yamamoto

Bir model kızlar ona hayran ama o kızlara değil. 😀 kızlardan çok korkuyor. Mineta sayesinde bu korkusunu yeniyor.

Seto Koji – Okura Satoru (17 Yaşında)

Kojiseto

Evden hatta odasından çıkmaya korkan biri. İçlerinden en içine kapanık olanı. Sihirbazlık yapmayı çok seviyor.

Okayama Tosiki- Okura Akira (12 yaşında)

okaya

Ailenin en küçüğü ama en akıllısı bütün planlar ondan çıkıyor.

karmaşıkilişkiler

İşte böyle Zavallı Mineta bu 6 afacanın arasında neler çekiyor. Birde buna babasının yardımcısının ihaneti, Avukatlarının tuhaflıkları, Evin hizmetcisinin o komik halleri eklenince çok eğlenceli bir dizi oluyor. Çevirirken çok eğlenerek izledim.

Simurg hikayesine gelince kahramanlarımız babsının bıraktığı hazineyi ararken anlıyorlarki asıl hazine kendileriymiş. Bir arada mutlu bir aile hazinelerin en değerlisiymiş. Tıkpı bizim otuz kuş gibi….

İzlemek isteyenler için altyazıları:

divxplanet

sarangni

Bulabilirsiniz. Ayrıca saranginide sayfanın altında indirme linkleride bulunmaktadır.Torent isteyenler için D-Additcs te bulunmaktadır. Online izleme tarftarı olmadığım için online izleme asreslerini vermiyorum. ama dilerseniz google yazdığınızda bir sürü bulacağınıza eminim.

Umarım beğenirsiniz, iyi seyirler dilerim….