Mutlu Yıllar….

Herkese mutlu yıllar….

Hani bazı durumlar vardır ya ne söylesek çok klasik olur, işte yeniyıl da onlardan biri. Herkes birbirine sağlık,  mutluluk , para diler 😀 bende tüm onların hepsini diliyorum ve birde herkesin içinden geçirdiği mucizelerin gerçekleşmesini diliyorum. Hep istediğiniz ama olmaz, imkansız dediğiniz şeyler, içimizden geçirip kimseye söylemediğiniz hayallerimiz gerçek olsun bu yıl. 😀

Bir Aradayız, Hepsi Bu….

Yılbaşı yaklaşırken bloguma kar yağıyor yaşasın  yaşasın  😀 Bu kar eklentisi yeni keşfedince böyle çocuk gibi sevindim. Blog temamlada çok güzel uydu. Karı çok seviyorum ama pek görme fırsatım olmuyor, belkide o yüzden bu kadar seviyorum.

Bu aralar çok tembel oldum, farkettim ki artık yazmaya üşeniyorum, hele çeviri hiç yapamıyorum, bir türlü elim gitmiyor. Kış aylarının vermiş olduğu tembellikten diye umup geçmesini bekliyorum, umarım çabuk geçer.

Filmimiz adındanda anlaşılacağı gibi, pek fazla şey vadetmeyen ama bir o kadar da sıcacık bir film, hepsi bu 😀 Başrollerde Amelie filminden tanıdığımız Audrey Tautou oynuyor.

Camille bir işyerinde temizlik görevlisi olarak çalışan, hayattan bıkmış usanmış bir genç kadındır. Lüks bir apartmanın çatı katında oturuyordur. Bir gün komşusu olan Philibert ile tanışır. Philibert oldukça çekinken bir adamdır. Ailesinden kalam evinde kiracısı olan Franck ile yaşamaktadır.

Camille çok hastalandığı bir gün Philibert onu kendi evine götürüp ona bakar iyileşmesini sağlar. Ayrıca evinde ona bir oda verir ve artık orada kalabileceğini söyler. Ama bu durumdan ev arkadaşı Franck hiç ama hiç hoşlanmaz. Bir eve Franck’in hasta büyükannesi taşınınca hikayemiz başlar.

Başlarda anlaşamayan kahramanlarımız bir arada yaşadıkça hayatın zorluklarına birlikte göğüs germeyi, birbirlerine destek olmayı dosluğu ve aşkı öğreneceklerdir. Yalnızken çekilmez olan hayat birlikte daha eğlenceli olacaktır. Hayat küsmüş genç bir kadın aşkın ve dostluğun önemini anlayacak, oldukça aksi olan bir adam merhameti ve sıcaklığı öğrenecek. Bizde onları izleyecek ve film bittiğinde yüzümüzde bir gülümsemeyle ekranı kapatacağız. 😀

Dünyanın Orta Yerinde Aşk İçin Ağlıyorum

İtiraf ediyorum sırf adı için izledim. Filmin adını görünce insan bir vuruluyor özellikle benim gibi dram severler. İngilizce adı: Dünyanın Merkezinde Aşkı Haykırıyorum olsada Türkçeye böyle çevirmişler ama daha güzel olmuş. Merak ediyorumda acaba Japonca adı ne. Her ceviride daha bir duygusallaşıyo isim 😀 Belkide Japonca’sı normal bişeydir. Sadece dünyanın merkezinde aşktır yada sadece dünyada aşk 😀 neyse isim hakkında bu kadar yorum yeter yoksa cıvıtıyorum 😀

Hikaye iki farklı zaman diliminde geçiyor biri 2004 yılı diğeride bundan 17 yıl önce. Kahramanımız Sakutaro, Ritsuko ile evlenmek üzeredir. Ama fırtınalı bir günde Ritsuko onu terk eder. Saku tesadüf eseri onu televizyonda bir tayfun haberinde görür ve büyüdüğü kasabaya gittiğğini anlar. Nişanlısın peşinden giden Saku, geçmişini asla unutamamaktadır ve 17 yıl öncesine döneriz. Saku okulun en popüler kızların Aki’ye aşıktır.

İlk başlarda gençlerimizin birbirlerini tanıma süreçleri izlemek biraz sıkıcı olsada filmin ilerleyen dakikaları sizi filme bağlayacaktır. Onlar birbirlerini tanımak için değişik bir yol bulmuşlardır. Birbirlerine kaset doldurarak kendilerini anlatıyorlardır. Tıpkı sesli mektuplar gibi…

Bu güzel günler Aki’nin Lösemi olmasıyla sona sona erer şimdi asıl soru “insan ölürse sevgide onunla birlikte ölür mü?” olacaktır. 17 yaşında bir gençin sevgilisi için dünyanın orta yerine gitmeyi göze almasını ve onun için mücadelesini izleyeceğiz.

Tam hikaye bitti derken asıl ilginç olanı başlıyor Saku’nun şimdiki nişanlısı Ritsoku, 17 yıl önceki hikayeye öyle bir yerde dahil oluyorki eminim sizde saşıracaksınız.  Kahramanımız doldurduğu her kasedi dinlediğinde yeni bir şeyler öğreniyoruz. Peki Saku geçmişine hapis mi olacaktır yoksa yeni hayatı için savaşacak mıdır? Aki’nin son doldurduğu kaset nerdedir? İşte bunu izledikten sonra öğreneceğiz. 😀

Eğlenceli birkaç site…

Sizde benim gibi bazen pc başında ne yapsam ne yapsam diye dolanıyor musunuz? O zaman hemen birkaç site önereyim azıcık eğlenelim 😀

İlk sitemiz  Akinator : önce aklınızdan bir kişi tutuyorsunuz, bu kişi ünlü olabilir ailenizden biri olabilir vs. sonra aladdinin cini tipli amcanın sorduğu sorulara yanıt veriyorsunuz ve o size aklınızdan geçen ismi söyleyiveriyor.  Bilemeyince cok hırs yapıyo kızarıyo bozarıyo ve bir şans daha istiyo 😀 Çogu ünlü ismi bildi ama Türk ünlülerini pek tanımıyor sanki.

İkinci sitemiz:  20Q.net : burada Türkçe oynama seçeneğide var. Aklınızdan bir nesne tutuyorsunuz ve size sorulan sorulardan sonra tutduğunuz nesneyi tahmin etmeye çalışıyor.

Üçüncü olarak yukarıdaki sitenin Türk versiyonu yapmışlar birazcık reklam için sanki ama neyse sitenin adı herşeyi bilen kadın. Sitede arkada birçok eşya koymuşlar ki onlardan seçelim diye ama siz onlardan seçmeyin bakalım bilecek mi ? 😀

Dördüncü sitemizde yanınızda kandırılacak bir arkadaşınızın olması gerek 😀 Azıcıkta korkutacak tabii 😀 Bu sitede siz sorular soruyorsunuz o biliyor herşeyi bilebileceğini idda eden bir adam var. 😀  Peter answers adlı sitede size özel aklınızdan geçen bir soruyu soruyorsunuz ve biliyo. Tabiki bunun bir hilesi var. açıkcası bana yaptıklarında tırsmadım değil. Hileyi bilen kişi bilmeyen kişinin sorduğu bir soruyu yazıyor.

Sitenin hilesi soruyu boşluğa yazdıktan sonra Peter please answer: yazmak sorundasınız. Bunu yazarkende çaktırmadan yazının bir yerinde . (noktaya) basıyorsunuz araya cevabı sıkıştırıp tekrar . (noktaya) basıyorsunuz ve kaldığınız yerden devam ediyorsunuz siz cevabı yazdığınız halde ekranda peter please answer: görünüyo ve arkadaşınız hiçbir şey çakmıyor 😀

Bunun birde Türk versiyonu var oda Gizeme sor. Pek iddalı bir başlık atarak interaktif ruh sitesi yazmışlar 😀 ama mantık aynı hile aynı. tek fark sonda cevabı yazdıktan sonra – (tire) ye tıklamanız gerekli.

İyi eğlenceler ve iyi korkutmalar…

2012 “Mayalılar Bizi Uyarmışlardı”

Öncelikle uzunca bir süre yazamadığım için çok özür diliyorum. Gerçi blogum takip ediliyomu ondan da emin değilim ama 😀 en azından edenlerden özür dilerim. Neden ara verdiğime gelecek olursak. Bilgisayarım çöktüğü için onu toparlama uğraşıyordum. İndirdiğim onca programı yeniden yükle, yeniden kur derken günler geçti. Araya bayram seyahatlaride girince bu güne geldik. Neyse bu kadar dert yandığım yeter 😀 Bilgisayarımı düzene sokarken film izleme fırsatı bulamadım çünkü takip ettiğim dizileri bitirdim. 😀 ama bu aralar sinemaya gitme fırsatı buldum.

Film hakkındaki ilk yorumum uzun zamandır izlediğim en güzel görsel şölenlerdendi. ( şölen derken gerçekçi yapılmış ve insanı hayrete düşüren demek istedim amanin o katliyamı şölen olarak değerlendirdiğim sanılmasın 😀 )

Filmin konusuna gelince klasik felaket filmlerin biri ama bu sefer hazırlık yapıyorlar. Bir yerbilimci 2009 yılında Amerika başkanına yer kabugunun çok ısındığı ve çatlamaya başlayacağını haber veriyorlar. Amerikalılar bu bilgiyi gizli tutuyor ve felakete hazırlık yapıp gemiler inşaa ettiriyorlar ve bu gemi biletlerini zengin ve ünlü kişilere gizlice satıyorlar. Ama gel gör ki beklenilen zamandan önce kırılma başlıyor. Ve tüm hazırlıklar suya düşüyor  7 gemi planlanırken 3 tanesinin yapımı bitiyor.

Amerika bu politikalarla uğraşırken bir yandan da bir aile ilişkileri çıkmazının içine giriyoruz. Boşanmış anne baba, çocuklarına vakit ayıramayan baba, babasını sevmiyen bir çocuk ve bir de tabi annenin sevgilisi. İşte asıl kahramanlarımız bu aile ve nasıl olduğunu hala çözemediğim bir şekilde filmin başından sonuna kadar yüzlerce tehlike geçirmelerine rağmen hayatta kalmayı başarabildiler. 😀

Filmin mantık hatası çok olsada görsel bir zenginliği vardı. Tabi birde olmazsa olmaz bir aile dersi veriyodu. Örneğin babasına adıyla seslenen ve onu sevmediğini sanan çocuk birden baba diyor. Nedense felaket filmlerine bir aile dramı katmazsalar olmaz. ( Bakınız: Yarından Sonra filmi. 😀 )

Uzun lafın kısası sinamada izlemeye değer bir film. Ama önemli bir uyarı film 3 saat 😀 İyi seyirler dilerim.