Heartbreak Library/ Kırıkkalpler Kütüphanesi

 

“…senin hakkında ne hissettiğini bilmek istiyorsan….   

…Sayfa 198 bak.”     

İşte filmimiz tamamen bu cümle etrafında geçiyor. Kızımız ( Eun Soo) bir halk kütüphanesinde çalışmaktadır.   Bir gün genç bir adamın (Jun Oh) kitaplarını yırttığını görür ve onu yakalayarak birazcık hırpalar.   Polis çağrılır, güvenlikçiler gelir derken olay büyür. Ama kütüphane müdürü adama kaba davrandığı için Eun Soo’ya kızar ve adama yırtmak yerine fotokopi çektirebileceğini söyler. Bugünden itibaren Jun Oh hergün kütüphaneye gelerek  kitapları fotokopi çektirmeye başlar. Eun Soo yırtılan kitapları tamir ederken bütün kitapların 198. sayfasını yırttığını görür. Tüm kütüphane bu adamı konuşmaktadır ve herkes ona deli gözüyle bakmatadır. Eun Soo birgün  neden kitapların 198. sayfasını istediğini sorar, İşene karışmamasını söyleyen Jun Oh sonradan yardım edebileceğini düşünerek ona herşeyi anlatır. Kız arkadaşı onu terk etmiştir ve ona bir not bırakmıştır. “Senin hakkında ne hissettiğimi bilmek istiyorsan, sayfa 198 bak.” Kız arkadaşı kitap okumayı çok seviyordur ve sık sık bu kütüphaneye gelmektedir.

Eun Soo yardım etmeye karar verir ve artık ikisi birlikte bu özel kitabı aramaktadır. Tabi Eun Soo kütüphane çalışanı olduğu için işleri biraz daha kolaylaşır, kızın ödünç almış olduğu tüm kitapların listesini çıkarırlar ve geceleri bu kitapları ararlar. Eun Soo yardım etmesine rağmen Jun Oh geçmişi geçmişte bırakması gerektiğini anlatır ama Jun Oh bir türlü vazgeçmez. Kitabı bulamayacaklarını anlayan ikili kızın evine gidip kıza sormaya karar verirler. Ama ailesi çoktan o evden taşınmıştır.

O günden sonra Jun Oh peseder ve artık kitabı aramamaya karar verir. Ama alışkanlık yapmış olacak ki Eun soo kitapların 198. sayfasına bakmaya devam eder. Kendiside sevgilisi tarafından terkedildiği için bu meseleyle fazla ilgilenmiştir. Jun Oh’tan haber alamayınca işyerine gider ama Jun Oh Japonya’da okumaya karar vermiş ve ülkeyi terk etmiştir. Jun Oh’un babasının arkadaşıyla konuşan Eun soo o gün tüm gerçekleri öğrenecektir….

Buraya kadar durağan geçen filmimiz bu kısımdan itibaren hareketleniyor, olaylar dahada ilginçleşiyor. Ne romantik, ne dram ne komedi hiç bir türe koyamayacağımız bir film, çoğuna sıkıcı gelebilir ama şu geçmişi geçmişte bırak mesellerini seviyorum ve bana çok ilginç geldi. Haa birde Lee Dong Wook var filme, her ne kadar saçları böyleyken tanımamış olsamda 🙂

Filmin birde yandaki gibi bir afişi var ama afişe bakıpda izlemek isteyenler böyle bir sahne beklemesinler çünkü yok. 🙂 İkisi arasında bir etkilenme var ama adını koymuyorlar. Yani bu bir aşk filmi değil bu terkedilmiş iki kişinin birbirinin yaralarını sarmasına yardım etmesini anlatan bir film. 🙂 Tabi bunun sonucunda ne olur bilinmez, filmin  en başında da  söylediği gibi “Birinin acıları için kendi acınız gibi göz yaşı döküyorsanız, onu seviyosunuzdur.”

Bu afiş DVD’si çıktığında hazırlanmış sanırım, hatta Yoo Jin o zamanlar saçlarını kestirmiş. Seviyorum bu kadını çok doğal bir oyunculupu var.

Yanlız aklıma takılan bir senaryo hatası var, İzleyenler bilirler: çocuğun kızın evine gitmesi biraz tuhaf değilmi? Çünkü Eun Soo kızı bulup 198. sayfada ne olduğunu sormasını istiyordu. Heheh izlemeyenlerin kafasını karıştırark yazıma son veriyorum. Her zaman ki gibi tavsiye ederim dostlar. 🙂

Birde kitap kurtlarına söylemiş çok güzel bir söz var filmde bayıldım: ” kitaplar kurtlar için değil insanlar içindir.” Bunu yazmasam içimde kalacaktı:P Filmin çoğu kütüphaneden geçiyor eskiden olsa bayılırdım ama bu sene resmen soğudum kütüphaneden, ömrüm orda geçti çünkü. 🙂 Her gün uğrayıp kaynak kitap bakmaktan, sonra o kitapları alıp eve taşımaktan yoruldum neyseki 3 ay uzağım yine özlerim kütüphaneyi. 😉

Reklamlar

Heartbreak Library/ Kırıkkalpler Kütüphanesi” üzerine 13 yorum

  1. Benim film ile aklımda kalan ve hala aklıma geldikçe güldüğüm şey ne biliyor musun? kızın yaptığı espiriler. SPOILER: Bir kadın ile bir kitap arasındaki benzerlik nedir? Tabiki ikisinede gece bakmak istersin. YA da buna benzer birşeydi. Ama ozaman çok gülmüştüm hatta hala gülüyorum. Belkide soğuk bir espiri anlayşına sahip olmamdandır 🙂 Ben filmi sevmiştim ya bilmiyorum. Adını koyamadığım bir beğenti bu ama beğenmiştim yani :d

    • Ahaha bende kopmuştum orda, ikisinede yatarken bakmak istersiniz, ikisinide sonbaharda daha çok istersiniz falan diyodu 😀

      Sanırım ikimizde böyle sakin, ufak tefek ayrıntıları anlatmayı seven filmleri seviyoruz dostum. 😀 (oishi mandeki yorumumdaki gibi)

      • Evet gerçekten öyle dostum ya. ikimizde filmin bizi zorlamasını, kendimiz anlam çıkarmayı seviyor sadece küçük birşey için izleyebiliyoruz ne kadar güzel 😀

    • Öncelikle hoşgeldin sefalar getirdin Öyküzen 😀
      Blogunu çoktandır takip ediyorum ama listeme eklememişim, hemen ekliyorum 🙂
      Teşekkür ederim 🙂
      Ve hemencik kendine gelmeni ve filmleri izlemeni dilerim, kötü bişi yoktur inşallah.

  2. Teşekkürler bende aynen ekledim dün (:

    Yok Allaha şükür sadece umre dönüşü yorgunluğu var, misafirlerim filan atlatayım diye bekliyorum, gece yarısı bilgisayırımı alıp izleyeceğim ama o zamanda uyku moduna geçiriyorum 🙂

  3. ilk bölümü ızlerken uyuya kalmısım 🙂
    artık başka bır zaman ızlemeye devam edıcem..
    seni bloguma ekledım..yeni filmleri bekliyorum..
    bende beklerim 🙂

    • Ehehe haklısın özellikle ilk kısmı oldukça durağan bir film, sonlara doğru azıcık hareketleniyor diyebilirim ama uzakdoğu filmleri arasında orta karar bir güzellikte 😉
      Teşekkürler, çok hoş bir blogun var bende takipçilerindenim artık 🙂

  4. bu gece izledim bitti.
    puanım çok düşük bu filme.
    ne duygulandım ne düşündüm ot gibi desem yeridir..
    vakit kaybı..
    şimdi ne izlesem diye bakınıyorum 🙂
    the classic var aklımda ama bilmiyorum O_o

    • Hıım Classic tam bir klasiktir yalnız, yani bizim türk filmlerimiz gibi baştan uyarayım. 😉 hangi tür izlemek istersin ona göre film önerebilirim dostum 🙂
      İlk aklıma gelenler: (1. yıl postuna izlediklerini yazmıştın yaa zaten en güzelleri onlara ek olarak) Windstruck, my sassy girl, a man who was superman oldu.

  5. lovers concerto diye bir film buldum izliyorum arada bakayım dedim sana :))
    tipleri güzel değil, oğlan çirkin pek sarmadı ama hissediyorum bence güzel bir film. 2009 yapımıymış..
    classic’i iki kez izleme teşebbüsünde bulundum bir şey izleme diye dürtüyor beni yine bıraktım 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s