The Reader / Okuyucu

Çok konuşulan, ses getiren filmlere karşı hep bir önyargım olmuştur. Elim izlemeye bir türlü gitmez, ama genelde neden daha önce izlemedim diye pişmanlık duyarım. Buda o filmlerden biriydi. Arkadaşımın ısrarıyla izledim diyebilirim, (ki genelde ben insanlara ısrar ederim bu sefer tersi oldu, hayırdır inşallah 🙂 ) Konusu şu veya bu şekil bir yerlerden duymuşsunuz, amma ve lakin o konunun bir alt metini varki kesinlikle izlenmeli.

2. Dünya savaşı sonrası Almanya sokaklarında 15 yaşında bir çocuk hastalanır ve bir kadın ona yardımcı olarak evine kadar götürür. Michael 3 ay boyunca yataktan kalkamayacak şekilde hastalanmıştır. 3 ayın sonunda ilk işi bu kadına teşekkür etmek olur. Bir çiçek alarak Hanna’nın evine gider. İşte o gün aralarında tuhaf bir çekim olur. Daha doğrusu çocuk kadından etkilenmiştir ve tekrar ziyaretine gelir. Daha sonra aralarında sadece cinselliğe dayalı bir ilişki başlar. Micheal, okuldan sonraları Hanna’yı ziyaret etmektedir. Bu ilişkide ilk başlarda göz önünde olan cinsenlik gibi görünsede ilerleyen günlerde ilk sırayı kitap okuma alacaktır. Micheal hergün Hanna’ya kitap okumaktadır. Taaki birgün Micheal eve gelipte Hanna’yı bulamamasına kadar. Filmin hep bu ilk 40 dakkasından bahsedilir. ama bence asıl olay bundan sonra başlamaktadır.

Yıllar sonra Michael’ı Hukuk Fakültesinde görürüz. Hocaları onları Nazi davalarından birine gözlemci olarak götürdüğünde davalı sandalyesinde Hanna’yı görmek, Michael için şok olacaktır. Hanna 300 Yahudi kadının bir kliseye kitlenip bilerek yakılmasıyla suçlanan 6 toplama kampı gardiyanından biridir. Asıl ilginç olan ise Hanna’nın bir sırrını saklamak için 6 kişinin yaptığı bu suçu tek başına üstlenmesidir. Bu sır ne olabilir, izleyip görmek lazım 🙂

 Gerek oyunculuk, gerek konu itibariyle çok çok beğendiğim filmlerden biriydi. Asıl ilginç olanı Hanna’nın mahkemede söyledi sözlerdi. Tüm suçlular suçu reddederken onun tüm gerçekliliğiyle ve gayet normal bir şeymiş gibi anlatması bana çok ilginç geldi. İlk bakışta 15 yaşındaki bir çocuk ile 36 yaşındaki bir kadının ilişkisini anlatan bir film gibi görünsede alt metin olarak hiçte boş olmayan hatta,  türevleri olan filmlerden daha ilginç bir yapım olmuş. Her yıl mutlaka Yahudi soykırımını anlatan filmler yapan Alman sineması, bu kez olayı değişik bir bakış açısıyla ele almış , hiçbir duygu katmadan tüm çıplaklığıyla adeta….

Bu film hakkında yorumları okurken çok komik cümleler gözüme çarptı, yazmadan duramıcam; cinsellik içeren sahneler için:  yok efendim izlerken gözlerini kapatmışta, izleyememişte falan da final da.. yapmayın komik oluyosunuz arkadaşlar der ve böle abidik gubidik yorumlara aldırmadan izlemenizi öneririm dostlar…

Reklamlar

The Reader / Okuyucu” üzerine 5 yorum

  1. bu filmi de yine benim şu arkadaşım izlemişti ama ben o sırada laptop başında kore dizilerimle meşgul olduğumdan ucundan baktım^^ adam gibi oturup izlemek lazım tabi. madem dostanem^^ de tavsiye etmiş gözüm kapalı izlerim.
    son cümlene ise katılıyorum sonuna dek, ağzına sağlık.

    • İzle dostum, ilginç bir yaklaşımla bakmışlar ben beğendim. valla bende aynen uzakdoğuya bir kaptırıyorum vizyon filmlerini bir adım geriden takipliyorum sonra 🙂
      Ahha hh ne garip yorumlar okudum bu film hakkında, yok biri çocuğun yerinde olmak isterdim demiş yok biri gözümü kapadım demiş bunun bir film olduğunu unutuyorlar bazen bence 🙂

  2. itiraf ediyorum, ben bu filmin sonunda şırıl şırıl ağladim hem kadin hak ettigini buldu dedim hemde üzüldüm, iyi bir dram arayanlara önerilir

    • arkadaşımda çok ağladığını söylemişti, ama ben ağlayamadım yaa heralde uzakdoğu dramlarından bağışıklık yaptı artık. O kadar acıyı gördük 🙂

  3. yaşlı micheal gıcık tipli bi herifti.. film olay olmuş sahneler içermesine rağmen aşırı sıkıcıydı… hatta bu kadar seks içeren ve üstelik 2 dakkada bir başka bi zaman dilimine geçen bi filmi bu kadar sıkıcı yapmayı nasıl başarmışlar anlamadım…asıl olayların dönmeye başladığı kısmı ise bayıla bayıla seyrettim.. hannanın gerçekleri dile getirişi gerçekten çarpıcıydı… alışılagelmiş kahraman kompleksinden uzak bi filmdi… hannaın sırrını açıklamamasına rağmen öbür kadınlara gününü göstermesini bekledim açıkçası… duygusal biri deilim allahtan 🙂 yoksa son dakkalarda muhtemelen ağlardım… vee adamın kzını alıp herşeyi anlatmasıda bana saçma geldi 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s