Haruki Murakami: Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında

…Bir gün kütüphane rafından rastgele çekip aldığın  bir kitaptı sadece, sıradan bir konu işliyordu, klasik bir roman tekniğine sahipti ama o satır araları, o betimlemeler o güzel anlatım dili, insanı bir melodi dinlermişcesine okuduğu cümleleri…

Eğer biri  nasıl kitapları hatta nasıl filmleri seviyorsun diye sorsaydı Haruki Murakami tarzı diye cevaplayabilirdim. Bunca yıl bu cevabı veremediğime üzüldüm, bunca yıl Murakami ile tanışmadığıma üzüldüm, bunca yıl bu melodiyi keşfedemediğime üzüldüm ama hiç bir şey için geç değil, öyle değil mi?

“Buradasın. En azından buradaymış gibi görünüyorsun. Belki de yoksun. Belki de bu sadece gölgen. Gerçek sen başka bir yerde. Ya da çok, çok uzun zaman önce ortadan kaybolmuştun zaten. Anlamak için elimi uzatıyorum. Ama sen bir muhtemelen bulutunun arkasına gizlenmişsin. Sonsuza dek böyle devam edebileceğimizi mi düşünüyorsun?”

Hajime küçüklüğünden beri bir tek çocuk olmanın eksikliğini hissetmişti. Mahallesinde tek çocuk olan bir tek o vardı, hatta o sıralar tüm Japonya’yı çok çocuklu ailelerden oluşan büyük evlerde yaşan bir köpekleri olan insanların oluşturduğunu düşünüyordu. Her şey ilkokulda mahaleye yeni taşınan ve onun gibi tek çocuk olan Şimamoto’nun gelmesiyle başladı ve farklı liseye gitmesiyle bitti. Gerçekten bitti mi? Yoksa son nefesine kadar Şimamoto var mıydı? Aklında, kalbinde, derinlerde bir yerde…

Hajime artık otuzlarını geçmiş evli ve iki kız babası bir adamdı. İki caz bar işletiyordu ve herkesin kıskanacağı bir hayatı vardı. Peki gerçekten mutlu muydu? Yine işlettiği barda bir köşede kitabını okurkan, oldukça çekici bir kadın içeriye girecekti. Şimamoto bunca yılın ardından neden ortaya çıkmıştır?

“Şimamoto’nun elimde bıraktığı his beni asla terk etmedi. Tuttuğum diğer bütün ellerden çok farklıydı, bildiğim dokunuşlardan başka. O sadece 12 yaşında bir kızın sıcak, küçük eliydi ama o parmaklar ve avuç içi bilmek istediğim, bilmek zorunda olduğum her şeyle dolu bir oyuncak kutusu gibiydi. Elimi avucunun içine alarak o şeylerin ne olduğunu göstermişti. Gerçek dünyanın içinde böyle bir yer vardı. On saniyelik bir süre boyunca esen rüzgarla havada kanat çırpan küçücük bir kuş olmuştum. Gökyüzünün yükseklerinden uzaklardaki bir manzarayı görebiliyordum. Çok uzakta olduğu için görüntüyü tam seçemesem de, orada bir şey vardı ve bir gün oraya gideceğimi biliyordum. Bu düşsel manzara nefesimi kesmiş, içimi ürpertmişti.”

Kütüphaneye araştırma için gidip istediğim konuyu bulamayınca romanlar bölümünde turluyordum. Murakami ismi  gözüme ilişti.  İsmini ve Japon edebiyatının çok önemli yazarlarından biri olduğunu duymuştum hatta bir kitabını okumayı çok istiyordum.  Ama şöyle bir sorun vardı; Daha önce göz koyduğum kitap Emanet Dolabı Bebekleri meğer  Ryu Murakami’ninmiş. Bir isim yanlışlığı yaparak harika bir yazarla tanıştım. Ryu Murakami’yi de mutlaka okuyacağım ama ondan önce Haruki Murakami’nin tüm kitaplarını istiyorum ve size de tavsiye ediyorum. Hatta sonradan fark ettim ki indirilecek filmler listeme eklediğim “Norwegian Wood” yazarın “İmkansızın Şarkısı” kitabından filme uyarlanmış. Kesinlikle önce kitabı diyorum^^ Başka bir dip not ise Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında kitabı bana M filmini izlerken ki duyguları hissettirdi. Konu aynı değil aslında ama verdiği his aynı…

Reklamlar

Haruki Murakami: Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında” üzerine 13 yorum

  1. Daha birkaç gün önce bu kitabın ismini not edip dolabıma asmıştım:) Yazını görünce çok sevindim bu yüzden. Yazını okuduktan sonra daha çok merak etmeye başladım kitabı. En kısa zamanda bulmalıyım. Ellerine sağlık, güzel bir yazı olmuş^^

  2. Dostum biliyorsun, tam 1 yıldır kitaplığımda okunmayı bekliyor İmkansızın Şarkısı. Zaten son yıllarda en nefret ettiğim huyum eskisi gibi kitap okuyamamam, alıyorum ama yıllanıyorlar bir köşede.
    Yakın zamanda uzak doğuyla ilgili olmayan bir arkadaşımla da Murakami’den konuştuk, büyük hayranıymış. Sen de hemen okudun bitirdin valla, kendimden utandım.
    Anlatılanlara göre ben de pek seveceğim Murakami’yi. Aslında geçen yıl kitabı almadan önce de biraz nette araştırmıştım ve seveceğimi hissetmiştim ama diyorum ya şu okuyamama sendromumun gözü kör olsun.
    Neyse ki son zamanlarda az biraz başladım okumaya, devam edeceğini umuyorum. 2. okuyacağım da bu olsun o halde, madem pek beğendin.
    Ellerine sağlık^^

    • Ah hatırlamaz mıyım? Hatta ben de gözüme Ryu Murakami’yi kestirmiştim ben de onu alırım okuyup değişiriz demiştik^^ Amma ve lakin ben de o aralar kitap okuyamıyordum. Aslında kitap okumama değil bölümümle ilgili 10 tane kitap okuyorum da roman okumayalı uzun zaman olmuştu ben de dönüş yaptım romanlara^^
      Bence kesinlikle seveceksin, bak diyorum senin yazım tekniğine de uyuyor hem^^
      Çok teşekkürler kuzum;)

  3. Geri bildirim: Pirinç ‘Su Tong’ « Astrea'nın Atlası

  4. Normalde kitap tanıtımları okuyamam çok sıkılırım, bir de tanıtım yazısı yazarken kitapta bana süpriz olacak şeyleri yanlışlıkla yazarlar, tanıtım yapan kişi bunu farketmez maalesef. Ama Murakami denince atladım hemen. Ben de geçen kış bütün bir haftalığımı 2 kitabına harcamıştım. “Haşlanmış harikalar diyarı ve dünyanın sonu” ve “Sahilde Kafka”ydı bu kitaplar. O sıra çok övüyorlardı bu kitapları ama gönül bütün kitaplarını alıp okumak istiyor tabii ki. Ben vakitsizlikten henüz bir kitabını bile bitiremedim ama başta çok övülen İmkansızın Şarkısı olmak üzere bu tavsiye ettiğinle birlikte hepsini okumak farz oldu artık 🙂

    • Ah bende tanıtım yazılarında o minik süpriz verme olaylarını sevmiyorum, elimden geldiğince bilgi vermeden anlatmaya çalıştım^^ Umarım başarılı olmuşumdur 🙂
      Bence de bir an önce okumaya başlamalısın sonra benim gibi neden daha önce okumamışım diye dövünebilirsin^^ Gerçi tam sevdiğim teknikle yazıldığı için bana çok güzel de gelmiş olabilir ama hayranı olan büyük bir kitle olduğuna göre gönül rahatlığıyla öneriyorum.
      Ah o kitapların fiyatları yok mu belimizi büken ama kararlıyım yavaş yavaş hepsini alacağım artık ayda bir tane falan^^ İmkansızın Şarkısını almıştım önce onu okuyacaktım ama kütüphanede Sahilde Kafka’yı gördüm. Hazır kimse almamışken alıp okuyayım dedim, İmkansızın Şarkısı daha sonraya kaldı artık^^

  5. Geri bildirim: Ryu Murakami “Emanet Dolabı Bebekleri” « Astrea'nın Atlası

  6. Geri bildirim: Bir Kitap Bir Film Bir Şarkı: Norwegian Wood « Astrea'nın Atlası

  7. 2. resmin altında ki 2. paragrafta “Hajime” yazmışsın 4. baskıda “hacime” yazmakta Not: japoncada başlangıç anlamında 🙂 , film gibi kitap 187 sayfa bir günde okunup bitirilecek eser murakami okumak istiyenler mutlaka bu kitaptan başlamalılar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s