Lee Seung Gi’den Son Haberler (Ocak 2012)

Bu aralar Lee Seung Gi haberleri fazlasıyla gözüme çarpınca ben de bu haberleri biriktirip aylık bir post yazma kararı aldım. Seung Gi bu günlerde Güney Kore’de pek popüler sanırım. Ya da benim gözüme sürekli onun haberleri çarpıyor. Ayrıca haber biriktirmek de ne oluyorsa, taso mu bu?  Taso demişken küçükken ne tasolarım vardı benim yaa… Diye bu konuya gireceğimi sandıysanız yanıldınız. Tasolardan girersek Pokemonda çıkamayız, Ash, Misty, Brock derken…. Eyvah, sanırım girmiş bulunduk konuya:P Yeni bir paragraf yeni konuyu doğurur diyerek paragraf başı yapalım o zaman.

  • Seung Gi haberlerine geçmeden önce geçtiğimiz günlerde (13 Ocak) 25. yaş gününü kutladığını haber vereyim. Blogda yazmasam da facebook olsun twitter olsun, tumblr olsun çeşitli sosyal medya aracılığı ile doğum gününü kendi çapımda kutladım:P Kendisi de 3 gün 3 gece kutlamış olacak ki değişik pastalar ile poz vermiş. bu arada fotograflarda da göreceğiniz gibi 26. yaşı diyor. Bu fark Kore’lilerin doğduğunda direk 1 yaşında sayılması ile alakalı.

Bu pasta Airen’lerde gelmiş. (Airen, Seung Gi’nin fanlarının adı. Örnek: Astrea)

Credit : @HOOKGYJ
Seunggilove Sunheelove cafe + Seunggilove Sunheelove in Japan + China Cafe’s cake

Bir kutlama daha:

Ödül Töreni Hasılatları

  • Her yıl sonunda olduğu gibi bu yılda Kore TV kanalları ödül törenlerini düzenlediler. Bu törenlerde Seung Gi eli boş çıkmadı. KBS’nin Ödül Töreninde Entertainment Daesang Ödülü:  1N2D programı üyelerinin (Lee Seung Gi, Eun Ji Won, Uhm Tae Woong, Lee Soo Geun, Kim Jong Min) oldu.

  • SBS’nin ödül töreninde ise Yılın En Mükemmeli Ödülü, Halkın Popüleri Ödüllerini aldı.
  • Hazır ödüllerden söz açılmışken yakın zamanda düzenlenen 21. Seul Müzik Ödülleri ile ödül konusunu kapatalım. Lee Seun Gi buradan Popülerlik Ödülü ile döndü.

Lee Seung Gi ve Ha Ji Won The King’te Birlikte Oynayacak

  • MBC’nin mart ayında yayınlanacak dizisinde Güney Kore’de hala krallık yönetimi sürmektedir. Bu dizide  Lee Seung Gi veliaht prensi, Ha Ji Won ise Kuzey Kore ajanını oynayacak. İkisi arasında ki anlaşmalı evliliği konu alan dizi yılın  iddialı romantik komedilerinden. Dizinin ilginç bir özelliği de daha önce erkek baş rolü için Cha Seung Won’a teklif götürülmesi. Hatırlarsanız Greatest Love’da Dok Go Jin rolü için önce Lee Seung Gi’ye teklif gitmiş, yoğun programı nedeniyle katılamamıştı ve dizide konuk oyuncu olarak izledik. Şimdi de ilk teklif Cha Seung Won’a gidiyor ve kabul etmemesi üzerine Lee Seung Gi oluyor. Belki bu dizide de Cha Seung Won’u konuk oyuncu olarak izleriz;)
Cha Seung Won ve Lee Seung Gi birlikte Program mı Sunacak?
  • Yukarıda bahsettiğimiz gibi çeşitli tesadüflerle bir araya gelen ve iyi anlaşan iki oyuncu için SBS yapımcıları birlikte bir program sunmalarını teklif etmiş. Şimdilik “100 Person Table” adı verilen program için ikiliye teklif gitmiş ama henüz cevap gelmemiş. Kabul etsinler diye dilek mi tutsak ne yapsak;)

1N2D’in 2. Sezonunda Lee Seung Gi Olacak mı?

  • En sevdiğim programlardan biri olan 1N2D Lee Leung Gi’nin programa devam edemeyecek olmasıyla bu sezonu bitirip yeni üyeler ve küçük format değişiklikleriyle 2. sezon olarak devam etmeye karar verdi. Ancak yeni üyeler ve eskilerden kimin kalacağı konusunda ki belirsizlikler hala devam etmekte.

Hangi Ünlünün Evi En Pahalı?

Jang Geun Suk’un “Size ne oğlum benim evimden.” pozu.

  • Evet, insanlar yememiş içmemiş merak etmiş ve uğraşıp bunu araştırmışlar.  Hazır onlar bu kadar uğraşmışken biz de bahsetmezsek olmaz. İlk beş belirlenmiş ve en pahalı eve sahip Jang Geun Suk olmuş. İkinci sırada Lee Seung Gi, üçüncü sırada Big Bang’den T.O.P, dördüncü sırada Kim Hyun Joong ve beşinci sırada JYJ’den Junsu var. Onları takip eden isimler ise JYJ’den Yoochun ve Jaejoong. Anlaşılan JYJ grubu iyi kazanıyor;)

Lee Seung Gi’nin Çocukluğu

Şu yukarıda ki şeker mi şeker, şirin mi şirin tatlı mı tatlı bebek Lee Seung Gi oluyor. Daha o zamandan belliymiş o tombiş yanaklar. Diye sevgi pıtırcığı olmadan önce habere geçeyim yoksa bildiğim bütün sevgi sözcüklerini sıralayabilirim.

  • SBS’nin “Truth or Dare” programının 25 Ocak’taki yayınında Seung Gi’nin kuzeni onun çocukluk fotoğraflarını paylaşmış.  bununla kalmamış çocukluk anılarını da anlatmış. Seung Gi’nin küçükken çok kötü bir şekilde düştüğünü ve hala izlerinin olduğu söylemiş.

Lee Seung Gi Hangi Şarkıyı Söylediği İçin Eleştirildi?

  • Lee Seung Gi, 2011 KBS Gayo Party’de şarkıcı Yoo Seung Joon’un  “Na Na Na” ve “Passion” şarkılarını söylediği için eleştirilmiş. Bunun nedeni ise Yoon Seung Joon’un askere gitmemek için 2002 yılında Amerikan vatandaşlığına geçmesiymiş. Bu yüzden Yoon Seung Joon’a  karşı olumsuz bir yargı oluşmuş ve gördüğünüz gibi şarkılarının bile başkaları tarafından söylenmesi eleştirilir olmuş. Güney Kore’nin klasik dışlama politikalarından diyorum ve bu yönlerini sevmiyorum.

Lee Seung Gi’nin bu performansına göz atalım:

*Bu videoda Seung Gi’nin havalı hareketler yaptıktan sonra sırıtıp her şeyi batırması süperdi. Tutamıyor çocuk gülümsemesini, boşver kuzum sen havalı görünme tatlısın sen tatlı:P Ayrıca iyi dans ettiğinide bu videoda görebilirsiniz.

Bu ay ki haberler bu kadar, bir daha ki ay yeni Seung Gi haberleri ile görüşmek üzere;)

Kaynak: allkpop, soompi

Super Junior A-Cha Albümüm ve Nasıl Aldığım Üzerine Bir Yazı

Kimbap’ın şu yazısında bahsettiği gibi uzakdoğu ile ilgili ne varsa alma takıntımız sınırları aştı Kore’den sipariş verir olduk. Gerçi bundan önce Çin’den Death Note figürü de almışlığımız vardı, bir level atlamış olduk. Bunun sonu nereye varır hiç  bilmiyorum. (Bir dahaki hedefimiz Japonya:P ) Hayat hikayemizi anlattıktan sonra asıl mevzuya geçeyim (şükür geçebildin dediğinizi duydum ayıp çok ayıp) Super Junior’ın 5. Albümü Mr. Simple çıktığından beri, Kimbapsushi ile birlikte albüm alma düşüncesi içindeydik. Nihayet geçen hafta bu düşünceyi eyleme geçirdik sipariş verdik. Biz eyleme geçene kadar B ve C versiyonları da çıktı hayliyle bizde en son versiyonunu almaya karar verdik.  Bu hafta albümlerimiz, canlarımız, ciğerlerimiz (yoo yoo abartmıyorum) elimize ulaştı. Bir E.L.F olarak sevinçten ne tür saçmalıklar yaptığımı söylemeyeceğim ama siz az çok tahmin edersiniz. Bu arada finallerimin bitiminde geldi ki süper bir zamanlama oldu.

Fotoğrafta iki albüm var, en sağda gördüğünüz dostum Kimbap’ın albümü çok yakında elinde olacak;) Albümün içinden bir de tüm üyelerin bulunduğu fotoğraf kartları çıktı. Bir de şarkı sözlerinin yazdığı bir kart ve SM Şirketi’nin E.L.F’ler için hazırladığı etkinliklere iki adet davetiye. Davetiyeleri kullanamayacak olsam da bu uygulamayı sevdim pek düşünceliler.

Biz nasıl alabiliriz diyenler için:

*Çoğunuzun bildiği gibi  ebay ‘da birçok Koreli grubun albümlerine ulaşabiliyoruz. Bir diğer yolda Yesasia ama biz ebayı tercih ettik. Yesasia’dan aldığınız albümler internet satış rakamlarına direk ekleniyor. Ama ebay satıcıları da albümleri müzik marketlerden alıyorlar ve buda satış rakamlarına ekleniyor. Aramızda kalsın ebayda fiyatlar daha uygundu;) Super Junior albümleri için söylüyorum tabi diğerlerine bakmadım siz iki siteyi karşılaştırıp hangisi uygunsa onu tercih edersiniz;)

*Öncelikle alışverişiniz için en güvenli yol bir PayPal hesabı açmak. Zaten ebay’da ödeme seçenekleri genellikle sadece paypal ile yapılıyor. Özellikle Koreli kullanıcılar bunu tercih ediyor. Paypal nedir? derseniz, sanal kredi kartınız diyebilirim. Paypal kredi kartı bilgilerinizi hiçbir siteye vermeden güvenli bir şekilde alışveriş yapmanızı sağlıyor. Bunun için öncelikle üye oluyorsunuz, kart bilgilerinizi giriyorsunuz ve 2 gün içinde kartınızda yaklaşık 2-3 dolar düşüyor ve bunun karşılığında size bir şifre veriyor. Bu şifre ile hesabınızı onaylamış oluyorsunuz. Bir nevi kartın size ait olduğunu kanıtlıyorsunuz. Artık kredi kartı bilgilerinizi hiçbir siteye vermeden alışveriş yapabilirsiniz.

*İkinci olarak ebay üyeliğiniz yoksa, üye oluyorsunuz ve arama kutusuna istediğiniz albümü yazarak arıyorsunuz.

*Aldığım kişiye nasıl güveneceğim, ya gelmezse gibi bir kuşkunuz varsa, ebay’de aldığınız üründen memnun kalırsanız satıcıya geri bildirim veriyorsunuz ve bu profillerinde pozitif ve negatif feedback olarak görünüyor. Zaten belirli bir sayıya ulaşanlara yıldız veriliyor ve isimlerinin yanında kaç olumlu geri bildirim almış yazıyor. Bu yüzden alacağınız ürünü satan kişinin feedback sayısına bakarsanız içiniz rahatlayacaktır.

*Ürünün yanında kargo fiyatı yazıyor. Bazen ücretsiz kargo olabiliyor ama çok nadir. Kargo fiyatları 2 ile 4 dolar arasında değişiyor. Albüm fiyatları da 15 dolar ve 30 dolar arasında değişiyor. Tabi yanında poster, fotoğraf kartı gibi ek şeyler varsa albüm fiyatı 30 dolara kadar çıkıyor.

*Siparişten sonra geriye kalan tek şey beklemek. 7 ile 15 iş günü arasında ulaşır diyor ama 7 gün içinde geliyor.

*Benden bu kadar, aklınıza takılan sormak istediğiniz bir şey olursa beklerim.

Not: Lütfen kaynak belirtmeden kullanmayınız.

Ghost: In Your Arms Again 2010 (Remake: Ghost 1990)

Uzakdoğulular hep Amerikalılar mı bizden alacaklar, bir de biz alalım nasıl oluyormuş demişler ve ortaya Kore- Japon ortak yapımı Hayelet filmi çıkmış. Sevgili uzakdoğulu senaristlerim , yönetmenlerim gerek yok böle şeylere sizin senaryolar daha özgün diyorum ama yine de izlemeden duramıyorum:)

Filmimiz orjinal hikaye ile bire bir tabi tek farkla burada ölen erkek değil kadın oluyor. Aslında afişte gayet açıkmış da benim jeton şu “Seni seviyorum.” “Ben de.” mevzusunda düştü.

Hayalet filmi hepimizin ezberinde olsa da konudan birazcık bahsetmek adettendir diyerek başlıyorum:  Koreli Junho (Song Seung-Heon) çömlek yapımında ilerlemek için Japonya’ya taşınır. Burada bir yılını doldurmuştur ki bir gece vakti Nanami (Nanako Matsushima) ile tanışır. Nanami ünlü bir şirketin başarılı ceosudur. Garip bir tanışma ile evliliğe giden bir yolda hikayelerini izleriz ama asıl hikaye evlendikten sonra başlayacaktır. Tanışmalarının birince yılında ve Nanami’nin doğum gününde Nanami bir kazaya kurban gider. Ama Nanami, Junho’yu bırakmaya ve bu dünyadan ayrılmaya hazır değildir. Bu yüzden ruh olarak Junho’nun yanında kalırken ölümünün aslında bir kaza değil de planlamış bir cinayet olduğunu öğrenecektir. Katiller şimdi de Junho’nun peşindendir ve bir yolunu bulup onu uyarması gerekmektedir.

Hayalet filmini yeniden izliyorum etkisi yaratsa da o filmide çok sevdiğim için bunu da sevdim. Hatta o meşhur çömlek sahnesi ve Unchained Melody i duymak güzel bir nostalji oldu. Zaten final şarkısı hariç çoğu OST aynıydı. Filmle ilgili gözüme batan tek şey “Seni seviyorum. – Bende.” mevzusunun üzerinde çok durulmasıydı. Orjinalinde o sahne daha doğal gelişmişti burada biraz zorlama gibi geldi. Bir de şu sonda aksiyonlu sahnelerde mantık hatalarını görmedim değil ama görmezden geliyorum:)

Zayıf kaldığı sahneler olsada diğer filmden daha etkileyici yapan küçük ayrıntılar da yok değildi. Bir kedi çizme olayı vardı ki benim hoşuma giden bir farklılık oldu.

Tüm bunların dışında Song Seung-Heon’u izlemek ayrı bir keyif anacım diyerek fangirl’üğe geçiş yapıyorum. Filmdeki kendi sesiymiş gibi geldi bana ama çok benzer bir seslendirme yapmış olabilirler. Eğer kendi sesiyle Japonca’sı iyiymiş. Gerçi My Princess dizisinde de Japonca konuştuğu sahneler olduğunu hatırlıyorum.

Uzun zamandır film postu yazmadığı fark ettim umarım becerebilmişimdir. Nostalji yapmak isterseniz güzel bir seçenek diyerek iyi seyirler diliyorum^^

Ryu Murakami “Emanet Dolabı Bebekleri”

“Doğduklarında bir tren garında, bitişik emanet dolaplarına terk edilen iki erkek çocuk. Gençliklerini bir yetimhanede ve yarı ıssız bir adada koruyucu aile yanında geçirirler. Sonunda, onları hayatta reddeden ilk insanları, “anneleri” olan kadınları bulup yok etmek üzere şehrin yolunu tutarlar. Toxitown diye bilinen, kaçık tiplerin ve dolandırıcıların mesken tuttuğu bölge ikisini de kendine çeker: Biri bu egzotik düşkünler aleminin starı, biseksüel bir rock şarkıcısı olur; diğeri, beslediği timsah için dairesini tropik bir bataklığa dönüştüren fotomodel sevgilisiyle birlikte intikam peşinde koşmaya devam eden bir sırıkla atlamacı.”

Girişi kitabın arka kapağında ki tanıtım yazısıyla yaptım çünkü tanıtım yazısını okur okumaz kesinlikle okumalıyım dediğim kitaplardan oldu. Şu yazımda bahsettiğim gibi Ryu Murakami sayesinde harika bir yazar tanımış oldum.

Haşi ve Kiku bir tren garının emanet dolabına terk edilmiş bebekler olarak diğerlerinden farklılardı çünkü hayatta kalmışlardı. Aynı günde aynı yerde bulundukları için yetimhanede kardeş gibi büyürler tabi bir müddet sonra nasıl oraya geldiklerinin hikayesini öğrenirler. Yetimhanenin düzenlediği bir gezi sırasında tren garında terk edildikleri o yeri görmek onlar için ayrı bir tecrübe olacaktır ve o anı hayatları boyunca unutmayacaklardır. Her zaman sorunlu bir çocuklar olsa da büyüdükçe sorunları artan bu iki çocuk için yetimhanedekiler doktora danışmaya karar verir. Doktor onlara yeni bir tedavi şekli olduğundan bahseder. Bu tedavide çocuklara farkında olmadan anne karnındayken duydukları kalp ve organların titreşim sesi dinlettirilecektir. Bu sayede doğumdan sonraki kötü anıları hatırlamayacaklar bir nevi yeni başlangıç yapacaklardır. Tedavi işe yaramıştır, çocuklar artık daha mutludur ama bunu fazla uzun sürmeyecektir. Belki de tüm hayatları boyunca o dinledikleri sesi arayacaklardır.

Aslında kitaptan çok bahsedip okuma keyfinizi kaçırmak istemiyorum. Ben başlarda bu çocukların büyüyünce tanıtımda bahsedilen karakterlerden hangisi olacağını tahmin ederek okudum. Bunu öğrenmek için çok beklemiyorsunuz, karakterlerden tahminde bulunabiliyorsunuz. Gelecek olaylar hakkında tahminlerde bulundukça yanılıyorsunuz bazen de tahmininiz de yanılmak istiyorsunuz. Bazen hak verirken bazen anlam veremiyorsunuz.

En beğendiğim yönlerinden biri ruhsal tasvirlerinin çok iyi yapılması. O kadar iyi anlatılıyor ki karakterlerin neden onları yaptıklarını neden bu kadar acımasız olduklarını neden bu kadar güçsüz olduklarını neden her şeyi yok etmek istediklerini neden içlerinde sonsuz bir öfke olduğunu anlayabiliyorsunuz.

“Oh rüyaymış, deyip de insan elini göğsüne koyarak tekrar uyuyabiliyorsa buna korkulu rüya denmez. Gerçek korkulu rüyalar, uyandığında yatakta derin soluklar aldığında bile aklından sıyrılıp, odayı bir hayalet gibi kaplar ve sayıları gittikçe artar, mobilyalar perdelerin gölgesine saklanarak ve gözetlemeye başlarlar ve insan bir daha uykuya dalamaz.”

Küçük bir uyarı, karanlık, yıkıma dayalı bir dünyaya adım atmaya hazır değilseniz kitaba hiç yanaşmayın diyorum.  Ben çok iyi bir yazar daha keşfetmenin mutluluğuyla bitiriyorum.

İyi Okumalar^^