Ryu Murakami “Emanet Dolabı Bebekleri”

“Doğduklarında bir tren garında, bitişik emanet dolaplarına terk edilen iki erkek çocuk. Gençliklerini bir yetimhanede ve yarı ıssız bir adada koruyucu aile yanında geçirirler. Sonunda, onları hayatta reddeden ilk insanları, “anneleri” olan kadınları bulup yok etmek üzere şehrin yolunu tutarlar. Toxitown diye bilinen, kaçık tiplerin ve dolandırıcıların mesken tuttuğu bölge ikisini de kendine çeker: Biri bu egzotik düşkünler aleminin starı, biseksüel bir rock şarkıcısı olur; diğeri, beslediği timsah için dairesini tropik bir bataklığa dönüştüren fotomodel sevgilisiyle birlikte intikam peşinde koşmaya devam eden bir sırıkla atlamacı.”

Girişi kitabın arka kapağında ki tanıtım yazısıyla yaptım çünkü tanıtım yazısını okur okumaz kesinlikle okumalıyım dediğim kitaplardan oldu. Şu yazımda bahsettiğim gibi Ryu Murakami sayesinde harika bir yazar tanımış oldum.

Haşi ve Kiku bir tren garının emanet dolabına terk edilmiş bebekler olarak diğerlerinden farklılardı çünkü hayatta kalmışlardı. Aynı günde aynı yerde bulundukları için yetimhanede kardeş gibi büyürler tabi bir müddet sonra nasıl oraya geldiklerinin hikayesini öğrenirler. Yetimhanenin düzenlediği bir gezi sırasında tren garında terk edildikleri o yeri görmek onlar için ayrı bir tecrübe olacaktır ve o anı hayatları boyunca unutmayacaklardır. Her zaman sorunlu bir çocuklar olsa da büyüdükçe sorunları artan bu iki çocuk için yetimhanedekiler doktora danışmaya karar verir. Doktor onlara yeni bir tedavi şekli olduğundan bahseder. Bu tedavide çocuklara farkında olmadan anne karnındayken duydukları kalp ve organların titreşim sesi dinlettirilecektir. Bu sayede doğumdan sonraki kötü anıları hatırlamayacaklar bir nevi yeni başlangıç yapacaklardır. Tedavi işe yaramıştır, çocuklar artık daha mutludur ama bunu fazla uzun sürmeyecektir. Belki de tüm hayatları boyunca o dinledikleri sesi arayacaklardır.

Aslında kitaptan çok bahsedip okuma keyfinizi kaçırmak istemiyorum. Ben başlarda bu çocukların büyüyünce tanıtımda bahsedilen karakterlerden hangisi olacağını tahmin ederek okudum. Bunu öğrenmek için çok beklemiyorsunuz, karakterlerden tahminde bulunabiliyorsunuz. Gelecek olaylar hakkında tahminlerde bulundukça yanılıyorsunuz bazen de tahmininiz de yanılmak istiyorsunuz. Bazen hak verirken bazen anlam veremiyorsunuz.

En beğendiğim yönlerinden biri ruhsal tasvirlerinin çok iyi yapılması. O kadar iyi anlatılıyor ki karakterlerin neden onları yaptıklarını neden bu kadar acımasız olduklarını neden bu kadar güçsüz olduklarını neden her şeyi yok etmek istediklerini neden içlerinde sonsuz bir öfke olduğunu anlayabiliyorsunuz.

“Oh rüyaymış, deyip de insan elini göğsüne koyarak tekrar uyuyabiliyorsa buna korkulu rüya denmez. Gerçek korkulu rüyalar, uyandığında yatakta derin soluklar aldığında bile aklından sıyrılıp, odayı bir hayalet gibi kaplar ve sayıları gittikçe artar, mobilyalar perdelerin gölgesine saklanarak ve gözetlemeye başlarlar ve insan bir daha uykuya dalamaz.”

Küçük bir uyarı, karanlık, yıkıma dayalı bir dünyaya adım atmaya hazır değilseniz kitaba hiç yanaşmayın diyorum.  Ben çok iyi bir yazar daha keşfetmenin mutluluğuyla bitiriyorum.

İyi Okumalar^^

Reklamlar

Ryu Murakami “Emanet Dolabı Bebekleri”” üzerine 7 yorum

  1. o nasıl güzel bir kapak tasarımı.sırf bunun için bile okunur.
    bu yazarı okadar çok anlatıyorsun ki kütüphanede var mıdır ki diye ümit içindeyim:)
    ilk hangisini okuyarak başlayım?

    • Evet kapağı benimde hoşuma gitti^^
      Aslında Ryu Murakami’yi ilk defa anlatıyorum:) Diğerleri Haruki Murakami’ydi soyadı yüzünden karıştırılır ama tarzları farklı.
      Bence Haruki Murakami’den başla çünkü Ryu Murakami’ninin kitap konuları herkesin sevebileceği türden değildir. Gerçekci ama reddettiğimiz görmezden geldiğimiz olaylar daha karanlık daha şiddet içeren şeyler var. Ben türü severim ama dediğim gibi herkesin seveceği türden değil.

  2. konuyu okuyunca ilgimi çekti kitap ama son cümlenden dolayı tereddüt etmekteyim.Ben hemencik etkilenirim okuduklarımdan izlediklerimden :S

    • Arka kapak tanımı çok can alıcı 🙂
      Haşi ve Kiku’nun hikayesinin karanlık yönleri var elbet ama neden böyle yaptıklarını anlayabiliyorsun, bende öyle olmalıyım diye bir etkileyicilik söz konusu değil o yüzden okuyabilirsin bence tabi yine de sen bilirsin:)

      • eğer bi gün karşıma çıkarsa yani şu üşengeçliği bırakıp kütüphaneye gidersem bir gün alıp okuyacağım inş:)
        ben de öyle olmalıyım diye değil de o karakterler için üzülüp onları kafama takabilirimdi endişem 😀 ne yapılmalı ki insanlar böyle olmasın falan gibi ilginç düşünceler mesela 😀

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s