Astrea’nın Namca Listesi

Efendim blog aleminde bir mim dolaşıyor ve 10 kişilik bir harem kurmamız isteniyor. Bu mim bana gelmesin diye çok çabaladım. Yoo yoo o her mim postunun altına yorum yapan ve Lee Seung Gi’yi listesine alanları tehdit eden ben değilim. Bir iki gün bloga girmeyeyim dedim neler olmuş kim  o yorumları yazan çabuk çıksın ortaya:P Bir de utanmadan bu mimi bende istiyorum falan demiş yaa bak şimdi onun yüzünden yazmak zorundayım bu mimi, yoksa benim öyle haremle işim olmaz(!)

Size ve bana pek inandırıcı gelmeyen girişimizi de yaptıktan sonra, mimi bana paslayan La Fea’ya teşekkür ederim. Valla kim düşünmüşse tebrikler bloglara bir şenlendi kim kimi beğeniyormuş öğrendik. Ne işimize yaradı derseniz şahsen benim işime yaradı. Benim listeden olanlara göz koyanları yazdım bir kenara hesabı sorulacak:P Diye caydırıcı tehdidimi yapayım da belki kısa yoldan vaz geçerler^^

Liseye geçince uzun uzun konuşacağımdan girişi burada kesiyorum, bakalım benim ilk listede kimler varmış. Futbol takımı bile 11 kişi yaaa neden 10 bu? Bir takım kurmaya kalksak eksik kalacak 11 yapalım onu:P (Artık nasıl bir hayal dünyam varsa bilemedim)

1.  Lee Seung Gi

Çok şaşırdınız değil mi?

Bugüne kadar hiç bahsetmedim tabi, haberlerini yayınlamadım, hakkında şöyle bir biyografi de yazmadım:P Ah Seung Gi’yi ne kadar sevdiğimi kelimelerle anlatamayacağım yoo yoo destan yazdırmayın bana urada daha 10 kişi var yazılacak, ayrı bir postta anlatırım ben size:P Ya da kısaca Shining İnheritance‘yi 3 kere izledim diyeyim:D

2. Choi Siwon

Ve yine hayretler içerisinde bırakan bir isim, Siwon’cuğum:) (Artık aramızdaki samimiyeti anlayın, cımlara cumlara geçilmiş:P ) Ah Siwon ile tanışıklığımız Lee Seung Gi’den önce aslında, ilk K-pop dinlediğim zamanlara dayanıyor. Super Junior’dan Siwon ve Heechul’u gözüme kestirmiştim zamanla bu göz kesmesi bu hale geldi işte:P Siwon’un en sevdiğim yönü ise göründüğü gibi olmaması, yani sahnede her ne kadar cool görünmeye çalışsa da arka planda bir o kadar şebek. Ama bu yönüne pek girmeyeceğim siz fark etmeyin sadece ben bileyim:P

Not: Fotoğraf alıntıdır.

3. Jung Yunho (U-Know)

 Bak işte bunda şaşırmalısınız gerçekten:P Çünkü blogda pek bahsetmedim ama facebookta olanlar bilirler.

Kendisi ile tanışıklığımız yine ilk K-pop ile tanışmama dayanıyor.  Yani bir 4 yıl öncesi falan ama o zamanlar benim için sadece DBSK’nin lideri Yunho idi, ta ki Poseidon dizisine kadar. 4 bölüm Siwon ile oynadığı dizide kalbimi çaldı dermişim:P Aslında dikkatimi çekti ve videolar, konserler, kliplerde ona dikkat eder oldum. Bir baktım bildiğin Yunho hayranı olmuşum. Her şey zamanla gelişti nasıl olduğunu anlayamadım:P Ama 3. numaraya girdi helal olsun diyelim^^

4. Hugh Jackman

O bir Van Helsing, o bir Logan, o bir Robert Angier diye uzar bu liste:) Namca dediysek hep Koreli namcalar olmayacak yaa, ilk göz ağrılarımız da olacak. Hugh Jack’mını eskilerden beri takip ederim her filmini izlemeye çalışırım kısaca çok severim. Eğer liste yapıyorsak kesinlikle o da olmalı dedim.

5. Lee Sun Gyun

Yep Şefim, Mr. Voice’um

Bay Ses lakabını sonuna kadar hak eden bir sese sahip olan Sun Gyun ilk başta sizi sesi ile kendine hayran bırakmakta… sonra o umursamaz tavırları, alaycı gülümsemesi, rahat halleri ile çekim alanına alıyor ve bir daha çıkamıyorsunuz.

6. Kim Jae Wook

Tamam yakışıklı adamları seviyoruz ama ben bir o kadar da güzel olmalı. Adam bildiğin güzel yahu:D Yooo yoo kıskanmıyorum vallahi sadece güzel erkekleri pek bir seviyorum, Kore’de güzel erkek diyarı canım, boşuna sevmiyoruz Kore’yi^^ Jae Wook’un o umursamaz tavırlarını pek bir seviyorum. Peki benim umursamaz erkek sevgim? Normalde öyle değilimdir ha aman bak okuyup da umursamaz davranmayın:P

7. Mizushima Hiro

Hana Kimi’nin Nanba’sı, Mei Chan’ın Kahyası, Zettai Kareshi’nin anlayışlı müdürü, Tokyo Dogs’un şaşkın dedektifi..

Japonlar’a da yer vermezsek olmazdı ve Japonlardan en sevdiğim isim diyince direk aklıma Hiro geliyor. Şimdilerde karısı ile pek mutlu mesut hatta o kadar meşgul ki dizi bile çekmiyor. Azıcık bizi düşün be Hiro:D

8. Eskilerden

Biri 10 kişi mi dedi? Ama ama yazık değil mi şimdi yıllarca gönül verdiğimiz bu adamlara:P Vallahi hepsini eşit seviyorum karar veremedim 8 numara kim olsun diye sonuç böyle oldu^^

Şimdi ilk sırada  Cha Seung Won çok eskilerden sayılmaz ama yaş itibariyle onu bu kategoriye layık gördüm. Yok canım sana yaşlı demiyorum vallahi yaşına rağmen yirmiliklere taş çıkarırsın. Sonra Hyun Bin geliyor, o da ilk izleyip vurulduklarımdan, Bi Rain hem oyunculuğunu hem şarkıcılığını hem iş adamlığını pek bir severim. Kang Ji Hwan, her ne kadar pek beğenmediğim bir dizide (Coffee House) tanısam da kendisini pek beğenmiştim. Joo Ji Hoon, ah benim ve bir çok kişinin ilk göz ağrısıdır, bu listede olmasaydı üzülürdüm:) Ve kendisinin insan olmadığına karar verdiğim Lee Dong Wook:)

9. Daha Yeniler

Hep kararsızlıktan oluyor bunlar. Ne yapayım hepsini eşit seviyorum, birini birinden ayırt edemiyorum. Ana yüreği bu adsdsds

İlk başta Pasta’nın şeflerinden sonra No Min Woo var. Daha sonra My Girlfriend Gumiho’da izledik kendisini. Sonra F4’ün çömlekçisi ve Padam Padam’ın meleği Kim Bum’cum var, sonra Jong İl Woo… Fazla söze gerek yok, seviyoruz beğeniyoruz, izliyoruz kendilerini^^

9. Shim Changmin (Max)

DBSK’nın maknaesiydi ama şimdi 2 kişi kaldıkları için maknae, lider hesapları yapmıyoruz. Kendisi en şirin, en bebek maknaelerden, bir de sesi vardır ki sormayın bir çığlığı ile yeri göğü inletebilir. Ve bu durumda DBSK’yı  (Daha doğrusu artık Japonya’ya ağırlık verdikleri için Tohoshinki adını kullanıyorlar) komple seviyorum. Bak bunu tek numarada DBSK diye geçip bir kişi tasarruf edebilirdim ama Yunho daha ağır bastığı için yapmadım:P

Not: Fotoğraf alıntıdır.

10. Zachary Levi

Ah ah biz hep böyle Kore-Japonya izlemezdik anacım, Amerikan, İngiliz dizilerimiz vardı bizim. Ve o zamanlardan günümüze devam eden hayranlıklarımız. Zachary Levi’de onlardan biri.  Normalde uzun süren dizileri pek izleyemem, 3. sezonda bırakma gibi bir huyum var  ama Chuck’ı baya takip ettim bir tek son sezonunu izlemedim onu da yakın zamanda izlemeyi düşünüyorum.  Bu çocukta bir alemdi vakti zamanında twitter hesabını takip ediyordum arada arkadaşlarıyla otururken kamerayı açıp canlı yayın yapıyordu, bol bol fotoğraf paylaşıyordu.

Bir de hani Facebookta  Astrea olan hesabımda bir albüm paylaşmıştım yaa, kızlar bilirler hani şu çok özel olan:P İşte ondaki isimler diyeyim siz anlayın, kıh kıh kıh^^ Tamam tamam şaka yaptım çoğu sahipli onların zaten kalanı da bu listede^^

İşte böyle kazasız belasız 10 numarayı tamamladık, mim kurallarını ihlal etmedik (!) Blog aleminde bu mimi cevaplamayan kimse kalmadığı için mimi sanal alemin karanlık boşluğuna gönderiyorum.

Bu post, Astrea’nın Atlası blog tarihinin en “fangirl” postu olarak kayıtlara geçsin;)

İki Uzak Ülke İki Kitap

Yine kütüphanenin uzakdoğu rafından aldığım kitaplar. Tatilde okurum hemen biter diye düşünmüştüm ama bu sefer bitirmek o kadar kolay olmadı özellikle “Kutu Adam” için söylüyorum. Şunu anladım ki böyle tatil günlerinde kitap okuyamıyorum, illa meşgul olduğum bir zaman olacak araya sıkıştıracağım. Haftaya okul başladığına göre yine kitap okuma isteğim gelir o konuda rahatım. ALES, ÜDS gibi sınavlar beni beklediği için biraz huzursuzum ama kitap okumak için zaman yoktan yaratılır diyerek şimdilik kendimi kandırıyorum, bakalım testler mi ağır basacak kitaplar mı? İkisi arasında blog kaynayacak gibi ama post yazmanın ve okumanın  doğasını seven bir insan olarak buralardan uzak kalacağımı düşünmüyorum:)

Çok konuştuk yine kitaplara geçelim, diğer anlattığım kitapları mutlaka kitapçılarda da bulabilirsiniz. Bu ikisini kitapçıda bulabileceğinizden  şüpheliyim ama internette mutlaka vardır. Belki yolunuz kütüphaneye düşer diye aklınızda olsun istedim:D

Kutu Adam (Abe Kobo)

Aslında çok ilginç bir konusu olan bir kitap ama beni hiç sarmadı ve 165 sayfalık kitabı  bitirmem haftalar sürdü. Kitap gerçekten kutu adamları anlatıyor. İster bunun bir efsane olduğunu düşünün ister gerçek kitabın iddiasına göre etrafımızda gerçekten tüm hayatlarını bir kutu içinde geçiren insanlar var. En azından Japonya’da var. Biz bu insanları ne kadar görmezden gelsek de onlar hayatın bir parçası. İlk başta Kuutu Adam olmak için gerekli malzemeler anlatılmış. Hatta kutuyu kaç santim keserek gözler için pencere açacağınız, hangi malzemeden yapılırsa daha sağlam olacağı filan. Sonra evinin yanında bir Kutu Adam gören ve onu oradan uzaklaştırmak için elinden geleni yapan ama sonunda kendisi de Kutu Adam olan birinden bahsedilmiş ve asıl konuya girilmiş: Kutu Adam’ın kutusunu satın almak isteyen bir kadın ve Kutu Adam. Ah ne çok “Kutu Adam” dedim siz bile konuyu okurken sıkıldınız değil mi? İlla okuyun diyemeyeceğim kitaplardan ama kitapları yarım bırakamama gibi bir huyum olduğu için bitirdim.

Kore Öyküleri (Derleyen ve Çeviren Nan A Lee)

Rafta ilk gördüğümde kitabın kapak tasarımından olsa gerek Kore’nin efsanevi hikayeleri gibi düşündüm. Bir Gumiho’yu bile bekledim ne yalan söyleyeyim:P Meğer tam tersi daha gündelik daha sıradan ama bir yönden ilginç hayatlarmış.

Kitap farklı 7 farklı öykü yazarlarının hikayelerinden oluşuyor. Derleyen Dr. Nan A Lee ise Hankuk Üniversitesi Türkoloji Bölümü öğretim üyesiymiş. (Şimdiye profesör olmuştur gerçi) Nan A Lee hakkındaki küçük bir araştırma yaptım kendisi Türkçe kitapları Korece’ye çevirerek orada okunmasını sağlıyormuş ve en çok çevirdiği yazar Peyami Safa’ymış. Tezi’ni onun üzerine yapmış. Çevirmekte en çok zorlandığı yazar ise Orhan Pamuk’muş.

Kitabın arkasında anlatıldığına göre Kore’de iki tip edebiyat gelişmiş. Bir yanda toplumun çürümesini ve Japon sömürgeciliğini eleştiren bir edebiyat diğer yanda Kore’yi saflığı ve güzelliği içinde koruyan bir edebiyat. Bu hikayeler bence ilk türe ait. Geçim sıkıntısı, yoksulluk gibi konular hikayelerde bolca işlenmiş.

Benim en çok sevdiğim hikaye “Bu Issız İstasyonda” oldu. Bir tren istasyonunda etrafında büyüyen çocuk için trenlerin, yolcuların, makinistin değeri, onun gözünde ne kadar önemli oldukları, yolcular hakkında tespitleri ve bunları zamanla hayata ve aşka uyarlaması ilginçti.

İnsanlar nereye giderse gitsin sonsuza kadar kalamayıp nihayet oradan ayrılıyordu. Ve böyle bir anlam genişliğinde, dünya bile bir büyük istasyona dönüştü.”

Bir gün bir yerde rast gelirseniz okumanızı tavsiye edeceğim kitaplardan biri daha^^

Siwon Temalı Bir Yazı

Siwon hakkında yazmayalı ne kadar uzun zaman oldu (bakınız: bir önceki post)  hazır doğum günü gelmişken hemen bir post yazmalıyım dedim. Bana bahane çok değil mi? Ama şöyle blogumu açtığımda gözüm gönlüm şenlenmesin mi sayın okuyucu, yazık değil mi bana:P

Siwon’cuğumun (nasıl da samimiysek artık) 10 şubat kimlikteki doğum günümüymüş o kadar adını anıyorum ki doğum gününü kutlamamak olmaz.

~Saengil Chuka Hamnida Choi Siwon~

Sıra geldi pastaya

Bize meşhur aeigolarından yapmayacak mısın?

Şirinlik depoladığımıza göre asıl mevzuya geçeyim. Sağda solda sürekli gördüğüm şeylerden biri de “Siwon da ses yok.” cümlesi, yok efendim o grupta sırf görüntüsü yüzünden varmış ses yokmuş. Şimdi arkadaşlar öncelikle şunu anlayalım bu grup işinde her üye süper bir sese sahip olsaydı zaten solo çıkış yapardı grup olayının amacı farklı ses özelliklerini bir araya toplayıp  bütününe baktığınızda hoş bir ses çıkarmak değil midir? Siwon’un sesinin bir Kyuhyun kadar bir olmadığı doğru ancak tüm grupta Kyuhyun, Yesung, Ryeowook gibi seslere sahip değil hepsinin farklı ses özelliği var. Ama hiç birine “sadece görüntüsü yüzünden grupta” gibi yakıştırmalar yapılmıyor. Siwon’un detone olduğu bir kaç videoda kanıt olarak gösteriliyor ki youtube herhangi bir üyeyi yazsanız onların da detone olduğu videolara rastlarsınız. Canlı performanslarda görülen doğal bir olay. Zaten K-pop’u iyi bilenler grup üyelerinin hepsinin görevlerinin farklı olduğunu ve grubun hepsine ihtiyacı olduğunu bilecektir. Bu açıklama daha çok sağdan soldan duyduğu sözlerle karar veren, pek bilmeyen ama biliyormuş gibi davranan veya yeni yeni dinlemeye başlayan ama başkalarından gördüğü şeylerle yanlış bilgiler edinenler için. Böyle söyleyenlerde eminim ki Siwon’un sololarını bir kere bile dinlememiş kişilerdir. Hatta Super Junior dinlerken hangisi Kyu’nun sesi hangisi Yesung’un desen onu bile ayıramazlar ama işte maksat “ben çok biliyorum” imajı yaratmak, bir şeyi yererken kendi beğendiklerini öne çıkarmaya çalışmak ya da daha az kişinin beğendiği şeyleri beğenip herkesin beğendiğine çamur atarak “cool” görünmeye çalışmak ki böyle yaptıkça amaçları daha çok anlaşılarak daha “rezil” görünüyorlar ama haberleri yok.

Siwon’un sololarından bir örnek gelsin:

Super Show 4’ten sevdiğim bir performans:

Videoların hepsini buraya eklemedim ama dinlemek isteyenlere buradaki ve buradaki performansları da tavsiye ederim.

İşte böyle dostlar, yanlış anlaşılmasın amacım sırf başkaları öyle diyor diye hiç dinlemeden ön yargıyla yaklaşmamanız. En azından bir fikriniz olsun, bir görüş belirtmeden bir iki araştırma yapmakta doğruyu öğrenmekte, kendi gözlerinizle görmekte fayda var.

Değil mi Siwon?

Başka bir Siwon temalı yazıda görüşmek üzere diyelim ki tahmin ettiğiniz gibi çok kısa zamanda görüşeceğiz.

Not: Fotoğraflar, giftler ve videoların hepsi alıntıdır.

Catch Siwon If You Can “Siwon’un Londra Gezisi”

Yok yok “Sıkıysa Yakala”  Kore versiyonunun çekildiğini haber vermeyeceğim. Yine Siwon’un twitter şirinliklerinden bahsedeceğim. Daha önce Cat Series yazısında olduğu gibi Siwon’un twitter fotoğraflarına dalacağız. ( Bu yazılar da bir seri haline mi geliyor ne?)

Super Junior üyelerinden Choi Siwon geçen günlerde bir seyahate çıktı ve hayranlarına nereye gittiğini söylemeyerek fotoğraflardan tahmin etmelerini istedi. Hatta “Catch me if you can” yazarak bunu bir oyuna dönüştürdü ama yakalanması çok uzun sürmedi. Şimdi Siwon rehberliğinde Londra gezimize başlayalım:

  • 21 Ocak günü aşağıdaki fotoğrafla birlikte: “Incheon Havalanındayım.  Bir yere gidiyorum, haydi tahmin edin… eğlenceli olacak.” yazdı.

  • Hayranlarından tahminler gelirken ikinci fotoğraf bir restaurant mutfağından geldi: “Harika şehir. Lezzetli yiyecekler! Haha, günaydın güzel dünya.” dedi. Buradaki “güzel dünya” Siwon’un twitterdan seslenme şekli oluyor, her tweetinde görebilirsiniz:) Yeni bir hitap şekli çıkarıp kelime dağarcığımıza katkıda bulunduğu için buradan kendisine sevgiler:P

  • Bu fotoğrafın hemen ardından “Çok yedim. Güzel bir cadde. burada kendimi ihtişamlı hissediyorum. (?) Sevimli bir yer. Nerede olduğumu tahmin edin:)” diyerek aşağıda ki fotoğrafı yayınladı.

  • Bu fotoğraftan sonra tahminler Avrupa yönünde yoğunlaştı tabi ki ve Siwon yeni bir tweet girerek: “Evet Avrupa’da bir yer. Daha çok tahmin.” diyerek işi iyice oyuna çevirdi. bu kısımlarda ne kadar eğlendiğini tahmin etmek istemiyorum, artık canı ne kadar sıkılıyorsa eğlencesi bu oldu:P 22 Ocak fotoğraflarından devam ediyoruz. Gelen mentionlarda ki tahminler İtalya üzerinde yoğunlaşmış olacak ki: “İtalya yanlışşşş;P Keşke orada olsaydım. YAKALAYABİLİRSENİZ YAKALAYIN:D” yazdı. Daha doğrusu benim de pek sevdiğim film çevirisiyle “Sıkıysa yakalayın.” dedi.

  • Aynı gün bir fotoğraf daha geldi, bu sefer Korece bir tweetle: “Klisede ayindeydim. Doğru bilenler şiişşttt, henüz tam yerimi söylemedim. Sıcak karşılama için kardeşlerim ve Lee Sangbo’ya minnettarım. Bu kadar ipucu yeterli^^?” diyerek aşağıdaki fotoğrafı yolladı.

  • Bu sırada tabi ki İngiltere (Londra) tahminleri gelmişti ve Siwon ne kadar saklasa da twitter ahalisi orada olduğundan emindi. Ertesi gün yani 23 Ocakta bir fotoğraf daha geldi ve Siwon yakalandığını anlamış olacak ki:

“Merhaba harika şehir Londra. Haydi harika zaman geçirelim. İşte şimdi beni buldunuz:P”

  • Nerede olduğunu söyledikten sonra yeni oyunlar peşinde koşan Siwon, bu seferde: “Eğer beni yakalarsanız, sizi öpeceğim.” diye yeni bir oyun başlattı. Bu arada da gezdiği yerleri de fotoğraflamayı ihmal etmedi. Bir de şuradaki hatuna “beautiful woman” diyerek hayranlarını kalbini kırdı:P

  • Hayranlarını üzdüğünü anlamış olacak ki, 24 Ocağı sabahı aşağıda ki fotoğraf ile gönlümüzü aldı:P “Tıraş oldum. Günaydın güzel dünya. Gününüz eğlenceli geçsin.” (Cidden bunu sabahın köründe gördüm ve günüm hayli eğlenceli geçti. Dileklerin tutuyor Siwon’cuğum:P )

  • Ve Siwon hayranları tarafından yakalandı, bakalım sözünü tutmuş mu? “Beni buldular. Sözümü tuttum ellerinden öptüm. İyi eğlenceler dilerim.”

  • Bundan sonra yine güzel Londra manzaraları gördük ve Siwon rehberliğinde Londrayı gezdik:P  Tabi bu arada ELF’ler olarak boş durmadık ve twitterdan Siwon’u Türkiye’ye çağırdık. “Siwon come to Turkey” TT yapmaya çalıştık, başarılı olamasak da kendi çapımızda eğlendik:D

  • 25 Ocak günü Siwon yine kalabalık bir fotoğraf paylaşarak “Londra’da ki çekim programı bitti. Aniden bastıran soğuk havada bile güzel iş çıkardınız. Tüm çalışmanız için teşekkürler.” dedi.

  • Siwon Londra’da tesadüfen Taegeuk Warrior ekibi ile karşılaşmış ve birlikte çektirdikleri fotoğraf: (Bu ekip oyuncu Ki Sungyong, Park Juyoung ve Ji Dongwon’dan oluşmakta.)

  • Birazda Siwon’la Londra sokaklarını turlayalım:

Çok eğlenmiş gibi görünüyor değil mi? 😀

  • Hatıra eşyası alınmazsa ben o geziye gezi demem. Siwon’da öyle düşünmüş ve bunları almış:

  • Bu arada Siwon Londra’dayken diğer üyelerle mentionlaşmaları görülmeye değerdi. Önce Eunhyuk ondan hemen Kore’ye gelmesini ve twitterda bir milyon takipçi için ona yardım etmesini istedi. Daha sonra Leeteuk ondan İngiltere’den sonra İtalya, oradan Fransa’ya oradan da Almanya’ya uğrayıp onun siparişlerini getirmesini istedi.
  • Ve 28 Ocak günü İngiltere gezisinin son gününde  Siwon “Benimle Kore’ye uçmak isteyen var mı?” diyerek aşağıda ki fotoğrafı gönderdi:

Olmaz mı?

  • Ve 28 Ocak akşamı: “Birazdan bineceğim. Bana gösterdiğim sevgi için teşekkürler Londra, şimdiden özledim. Tanrı sizi korusun, yakında görüşmek üzere.” diyerek havaalanından bir fotoğraf gönderdi.

  • Bir gezi ve twitter serisinin daha sonuna geldik, Siwon’un da dediği gibi “Evim evim güzel evim. Ama hava çok soğuk. Yarın Tayland’dayım. Birlikte güzel bir geçirmeye hazır mısınız?”

Kaynak/ Source: Siwon Twitter