Japonya’da Kpop ve Benim Güzel Albümlerim

 Bu postta Japonya’nın doğal güzelliklerine ara verip biraz da müzik marketlerine dalıyoruz. Hallyu diğer bir değişle Kore Dalgası denen rüzgarın en sert estiği ülkelerden biri de Japonya. Gitmeden Kpop ve dizi sektörünün ürünlerini Japonya’da da bulacağımızı tahmin etmiştik ama sırf onlara özgü mağazalar olacağını düşünmemiştik.  İlk kez Osaka’da bir alışveriş merkezinde Kpop ürünleri (posterler, dosyalar, defterler, bardaklar vs.) satan küçük bir dükkan görünce pek şaşırdık.

Sonra Kyoto’da daha büyük bir magaza bulduk, üstelik burada albümler de vardı ve biz bir heyecanla en çok istediklerimizi buradan aldık. Sevimli bir kız vardı, İngilizce’de biliyordu. Onu biraz soru yağmuruna tuttum. Parayı öderken bize poster ve konser DVD’si hediye etti pek sevindik. Diğer yerler de böle bir uygulama var sandık ama meğer kızcağaz bize kıyak geçmiş o posterler baya pahalıymış. (saolsun canum benim^^)

Bir Lee Seung Gi gördüm sanki ♥

Ayrıca Japonya’da ki tüm müzik marketlerde (en baştaki fotoğraf bir müzik marketten) Kpop için ayrılmış özel bir bölüm mutlaka bulunuyor. Buralarda dizi DVD’leri de oluyor ve anladığım kadarıyla Jang Geun Suk şu sıralar pek seviliyor:) TV’de de dizisi yayınlanıyordu belki o yüzdendir. Bu aralar Sukkie, Japonya’da pek popüler:)

Bu da dergi bölümün de Kore ile ilgili dergilerden, Yunho ve Changmin mi gördüm orada:)

Bu Kore dükkanlarında bir de ünlülerin reklamına çıktıkları ürünleri de satıyorlardı. Bir Missha çıkarması yaptık ama burada değil. Tokyo-Harajuku’da bir Missha mağazası var, oradan da BB Krem ihtiyacımı karşıladık:)

Big Bang’li içeceklere ne dersiniz?

Yunho, Changmin, Hyun Bin kalp kalp ve kalp 😀

Tüm kırtasiye ihtiyacımızı böyle bir yerden karşılamayı kim istemez? Defterler, dosyalar, kalemler…

Peki ben neler aldım?

İlk önce tabiki, en çok istediğim albüm olan Super Junior’ın son albümü Sexy, Free & Single’yi aldım. Aslında son çıkan versiyon Spy’ı almak  daha mantıklıydı (daha fazla şarkı var) ama işte böyle ansiklopedi gibi bir albüm olunca insan dayanamıyor:)

Siwon sayfasını da açar öyle fotoğraf çekerim asdasdas, albümün altında ki hediye posterimiz:) Üzerindekiler de albümden çıkan kartlar. Siwon kartpostalı bu albümden çıkmadı Kimbap’cığımın aldığı başka SS4 Fotoğraf albümünden çıktı o da bana pasladı, sağolsun:)

Bunlarda minik yavrularım, annelerinin kuzuları (!) Exo-M’in albümü, bir de bohça şeklinde yapmışlar, çok tatlı:) Koreliler’in albüm olayını çok seviyorum. Düz bir albüm bulmak çok zor hepsi birbirinden ilginç. Bu albümden de Kris kartı çıktı. (şanslı mıyım ne? )

Nu’est’in ilk albümünü aldım. Aslında 2. albümü de vardı ama bunun konseptini daha çok seviyorum o yüzden seni seçtim pikaçu dedim:)

Hangi kart çıktı dersiniz? Bu konuda şanslıyım demiş miydim?

Kıh kıh kıh ♥

Tohoshinki (TVXQ)’nun Japonca albümü Android’i aldım. Bunu Kpop mağazasından değil de müzik marketten aldım. Japon versiyonu olduğu için öle fotoğraftır, değişik kapaktır olayına girmemişler ama kartları eksik etmemişler:) Bir tanesi müzik CD’si diğerin de klip ve kamera arkasının olduğu yüzlerce kez izleyeceğim DVD.

Bebişim, tombik yanağın albümünü aradım taradım bir türlü bulamadım. Oysa Japonca single çıkarmıştı geçen sene:/ Ben de takvim alayım da evde kullanırım dedim. 2013 çabuk gelse de baş ucumda yerini alsa:)

Bu da böyle yediğin içtiğin senin olsun aldığını anlat  tarzında bir post oldu işte.  Gezi postlarım devam edecek ama arada böyle saçma postlar da yazabilirim hazır olun:)

Reklamlar

Japonya’da ki İlk Gezi Noktası: Osaka Kalesi

Bundan sonraki postlarım genel de fotoğraf ağırlı olacak dostlar. Araya bir iki anı da sıkıştıracağım. Umarım gezmiş görmüş kadar olursunuz diyerek fotoğraflara boğacağım blogu azcık.

Osaka’da ki ve turumuzun ilk durağı olan Osaka Kalesi ile başlıyalım. Böyle yeşillik dolu bir bahçede yarım saat yürüdükten sonra kaleye ulaşabildik.

Birazcık bilgi vermek gerekirse: bu ilk yapılan kale değilmiş. İlk yapılan kale düşman tarafından yıkılmış. Sonra kral yenisini yaptırmış ama bu seferde kendisi bir savaş taktiği olarak tekrar yıktırmış. En son Mejii döneminde kale aynı yere aslına uygun olarak tekrar yapılmış ve Osaka’nın simgesi olmuş.

Her tapınakta bulunan ve hepsinin ayrı bir güzelliği olan çeşmelerden^^

Bu bir duvar değil, dünyanın en büyük taşıymış. Bu şekilde çok yüksek bir duvar gibi gelenleri karşılıyor.

Kale yavaş yavaş görünmeye başladı.

Kalenin sağında bir müze vardı ama bizim gittiğimiz gün kapalıydı. Zaten müze gezmeyi sevmediğim için beni pek etkilemedi bu durum:)

Asansör biraz tarihi dokuyu bozsa da kalede çok eski sayılmaz diyerek görmezden geliyoruz:)

Turla gittiğimiz için genelde toplu halde hareket ediyorduk. Gerçi Kimbapsushi ile ben genelde ayrı takılıyorduk gruptan ama belli bir yerde uymak şarttı. Grup kalenin içinde ki müzeyi görmek istedi, bu sefer ben çıkıntılık yaptım, kaleye girmek yerine etrafı keşfe çıktım. Kalenin karşınındaki gölü bu açıdan fotoğraflıyordum. Sonra bir amca bisikletiyle geldi ve balıklara ekmek attı. Ben de kıyın kıyın yanaşıp baıklara baktım. Sonra amca bana Japonca bir şeyler söyledi ama ben doğal olarak anlamadım. Sonra beni takip et işareti yaptı. Ben de peşine takıldım gölün karşı tarafına geçtik, buradaki manzarayı gösterdi. Meğer bana buradan daha güzel görünüyor türünden bir şeyler demiş.

Sonra tek tük ingilizce kelimelerle ve tarzanca amca ile sohbet ettik. Mesela bana “Country?” dedi. “Turkey” dedim, tanıdık gelmedi. Japoncası “Turuko” dedim yine tanıdık gelmedi. Avrupaya yakın diye anlatmaya çalıştım ve en son yere dünya haritası çizdim adsdsdasd yuvarlak bir Avrupa kare bir Türkiye çizdim, Japonya’nın yerini gösterdim ve birden “İstanbul” dedi:)

Sonra amcam bisikletinden kaynamış yumurta çıkardı ve soyup yarısını bana verdi. Diğer yarısını da göldeki balıklara attı ben de onun yaptıklarını yaptım. Japonca konuşuyordu ama arada İngilizce “small fish” gibi şeyler söylüyordu:) Anladığım kadarıyla yavru balıklar yumurtayı seviyormuş:D

Sonra amca ile vedalaşıp kalenin girişine gidip bizimkileri beklemeye başladım. Grupla tekrar gölün karşı tarafına geçip kalenin göle yansıyan manzarasında bir toplu fotoğraf çekimi yaşadık.

Bugünün devamını Kimbapsushi’nin buradaki yazısında bulabilirsiniz.

Güney Kore Incheon Havaalanı ve Macera Başlıyor

Başlıkta Ayşegül’ün Maceraları, Ayşegül Piknikte, Ayşegül Yine Nerelerde Sürtüyor Kimbilir  tarzı kitap adı gibi oldu kusura bakmayın ama ben de ki yaratıcılık sınırlı dostlar. Bir önceki yazdıda Güney Kore havasını bir kaç saat soluduğumuzdan bahsetmiştim. Osaka’ya Seul aktarmalı gittik. Gidişimiz Seul’de Tayfun olduğu zamana denk geldiğini için hem İstanbul’dan hem de Seul’dan rötarlı uçtuk. Hatta bir ara Seul’de 7-8 saat kalma ihtimalimiz vardı ama hava iyi olunca bir saatlik bir erteleme oldu sadece:/

Yine ayrıntılarda boğuluyorum değil mi? Bu ayrıntıları geçecek olursak Güney Kore Hava Yolların’dan pek memnun kaldığımızı bildirmek isterim. Hostes kızlarımız pek şekerdi, gerçi İngilizce konusunda pek iyi değillerdi ama hangimiz çok  iyiyiz dostum:P

 Uçakta saatlerce ne yaptım sanıyorsunuz, tabiki gazete okudum adsadasds

En azından bir haber okudum yaa, tayfundan kocaman ağaç devrilmiş insanlar seferber olmuş. Biz de ne çatılar uçuyor iki rüzgarda hey gidi hey:P

Şu minicik ekran bizi saatlerce oyalamaya yetti. İçinde yeni çıkan filmlerden, albümlere, oyundan habere her şey vardı. Giderken Artist filmini izledim dönüşte de Man In Black 3 ve Avangers filmini izledim. Bol bol müzik dinledim. Bir Koreli şarkıcı keşfettim ve albümünü çok beğendim. (yakında size bahsediceğim)

Bunlar dışında bol bol yedik içtik diyebilirim çünkü sürekli bir servis olayı vardı. Fotoğraftaki Bibimbap ama tabiki uçak usulü olunca öle çok sebze yoktu. Yanında meşhur turşulardan vardı onu çok sevdim.

Bu da Osaka’ya uçarken yediğimiz sushi aslında ama onun pilav üstü hali asdasdsda Yanında da dillere destan Japon birası Asahi’yi lk kez içtik ve tutkunu olduk dostlar. Hostes kızlarımız servisler de Avrupa mı Kore mi diye soruyorlardı. Bunlar dışındakileri Avrupa usulü istediğimiz için onları fotoğraflamadım.

Dönüşte hava alnında  kraliyet ailesini anlatan bir tiyatronun tanıtımı vardı. Hatta yürüyüşten sonra durup fotoğraf çektirmek isteyenleri kabul etmişler  ama ben o sırada müzik marketteki dergilere sulandığım için kaçırmışım.

Adamlar dizilerini, filmleri her şekilde kullanıyor azizim. Hediyelik şekerlemelerin üzerinde dizi fotoğrafları ve müzik marketteki dergilerden bazıları.

Son olarak da namcalar gibi pantolon katlayan ben. Eee havaalanı modasına uymak gerek:P

Geldim Ben:)

Selamlar, sevgiler…

Bir aylık bir aradan sonra bloga dönüş yaptım, siz beni özlediniz mi bilmiyorum ama ben blogumu özledim yaa:) Neeyy özlemediniz mi, napalım canınız sağolsun:)

Bu bir aylık süre benim için baya yoğun ve değişikliklerin olduğu dönemdi. En baştan başlamak gerekirse,  rüzgarlı bir ekim ayında gece yarısı doğumhanede adsdsdas çok başa gittik durun biraz ileri sarıp bir ay öncesine gelicem…. Sonunda bir yıldır planladığımız şeyi yaptık ve yeni bir eve taşındık. Taşınmaları toplanmaları seviyorum ama o tekrar yerleştirme kısmı yok mu, beni öldürüyor. Ben milyonlarca kutu toplayayım ama yeter ki o kutuları açıp yerleştirmeyeyim. Evi yerleştirirken bir yandan da bavul hazırlama telaşı vardı.  En büyük gelişmelerden biri de  Kimbapsushi ile birlikte Japonya’ya gittik. Daha önce blogda hiç bahsetmedim çünkü kesin değildi. İlk başta gezimiz Kore- Japonya idi ama sonra uçak biletlerinde çıkan aksilik yüzünden sadece Japonya oldu. İlk başta üzülsek de şimdi bakınca böylesi daha iyi oldu diyoruz. Öbür türlü iki ülke kısa sürede tam anlamıyla gezilemeyecekti ve içimizde kalacaktı. Şimdi bile 2 hafta Japonya’ya doyamadık. Sırada Güney Kore var, umarım bizim ve sizin hayalleriniz gerçek olur;)

Japonya ile ilgili gezi yazılarını ilerleyen zamanlarda yazacağım. (tabi okumak isterseniz^^) Dostum Kimbapsushi burada anlatmaya başladı. Hangi şehirleri gördüğümüzü, neler yaptığımızı öğrenmek isterseniz takipte kalın. Ben  mekan mekan yazmayı planlıyorum bakalım becerebilecek miyim:) Bu arada yukarıda ki fotoğraf  Tokyo’dan, daha bir sürü fotoğraf var ve sizlerle paylaşmak için sabırsızlanıyorum:)

Japonya’dan dönüşte uzun uçak yolculuğu ve zaman farkından dolayı 2 gün sersem uyuyarak geçirdim. Akşam olur olmaz yatıp sabahın köründe kalkıyordum ve gün için de 4654 kez kestiriyordum. Neyse ki zamanla uyku düzenim yerine geldi ki gelmek zorundaydı çünkü gitmeden başvurduğum bir işe kabul edildim ve çalışmaya başladım. İşte bu bir aylık sürede bunlar oldu. Eve internet bağlandı ve sonunda buradayım.

Diğer postlarda görüşmek üzere arkadaşlar^^