İzlediklerim, İzleyemediklerim, İzlebilemeyeceklerim:P

tumblr_mm5ehl4H9o1rjcfxro1_400

Negzel kore dizisi izliyodum ben bu ara , böle yeni dizilerden bi başladım “aa bu da yeniymiş izleyeyim” diye devam ettim. Hatta aa ne de güzel izliyom böle aferin bana derken olmadı bir yerde uyandım kendime geldim:P Sorun sanırım arka arkaya izleme çünkü fark etmişsinizdir Kore dizi sektöründe bir konu buldularmı onun bokunu çıkarasıya işlerler. Ee bir yerden sonrada aynı şeyi döndür döndür dur oluyor. 2013 bahar sezonunda ki konumuz psişik ya da özel yeteneği olan insanlar insanlarımız… Ayy başta ne de güzel geldi böyle fantastikle gerçeğim karışımı falan hala da güzel gerçi bu benim çabuk sıkılganlığımdan olabilir. Sizin düşünceleriniz neler?

I Hear Your Voice

135344480_780843154

İki başrol erkeği severim hatta Lee Jong Suku daha çok severim yalan yok:P Konuda insanların gözlerine bakıp düşüncelerini okuyan bir çocukla ilgili olunca tamam dedim izlerim. Başlarda çok güzeldi bir de geçmişle güzel bir bağ oluşturdular ki tadından yenmez. Hatta bi 12-13 bölüm heyecanla izledim. Duruşmalar, kullanılan teknikler, kanunların boşlukları bu boşluklardan hem suçluların hem de masumların yararlanması falan heyecanla izlettirdi kendini. Sonrada sıkmaya başladı sanki aynı şeyleri tekrar etmeye başladılar, çok fazla göze batan mantık hatası yapmaya başladılar. Baş roller arasında ki aşk mı desem duygu mu desem cıx olmadı başta güzeldi kavuştuktan sonra bir garip oldu sanki önceden daha samimiydiler adsfdasfdssa İşte bu gibi nedenlerden dolayı böle ite kaka izledim. Ha bitirdim mi diye sorarsanız bitirdim ama artık sona gelmişim bırakmayayım mantığıyla bitirdim. Sonuç olarak izlenir mi evet izlenir:)

Good Doctors

good docter

Fragmanını izler izlemez bunu kesin izleyicem diye göz koymuştum. Konu otizm tanılı ama savant sendromu denen belirli bir alanda dahilik derecesinde özel yeteneği olan bir çocuğun (Bakınız Yağmur Adam) cerrahlık alanında özel yetenekleri olması ve bunların gerçek hayatta ne adar başarılı olabileceğiyle ilgili. Biraz doktor olmak sadece iyileştirmek istemek midir yoksa diğer tüm sosyal ilişkileri de kapsarmıyla alakalı sorgulayıcı bir yanı var dizinin. Kore’nin en ünlü hastanelerinden birinin başhekimi savant sendromu olan Park Shi Ho yu asistan olarak işe alır ancak hastanedekiler buna karşı çıkar başhekim de kendi mesleki kariyerini riske atar ve çocuğun yaptığı hatalardan sorumlu olacağına dair söz verir. Tabi onu istemeyenlere de gün doğmuştur.

İlk 4 bölümünü çok heyecanla ve beğenerek izledim ameliyat sahneleri falan gerçeğği nasıldır bilmiyorum ama çok gerçekçiymiş gibi geldi:) Ama diğerlerinin Park Shi Ho’ya karşı tutumlarından diziye gıcık oldum. Hadi ilk başta ön yargılılardı deriz anlarız ama hiç bir değişme olmadı çocuk ne kadar başarı gösterirse göstersin bi etkilenme bi aa nası da bizim bilemediğimizi biliyor diye şaşırma yok üstüne üstük ilkokul çocuğu gibi köşeye sıkıştırıp dövüyorlardı. Doktor olmuşunuz ama adam olamamışınız dedim adsfdasdfasds

Şuan kızdığımdan izlemeye ara verdim ama devam ederim biraz süre geçsin de bi sinirim geçsin bu tutuma üst üste katlanamıcam gidip hepsini tek tek dövesim geliyor:P

Master Sun

Hong-Dae-Kwang

Şunların şekerlikleri güzellikleri ama? Nasıl sevilmez bu dizi nasıl izlenmez dasdfsfads Anlaşılacağı üzere çok sevdim ben bunu ayy zaten So Ji Sub dediler komedide oynıyacakmış dediler, Go Hyo Jin’de varmış dediler, Hong Kardeşlermiş dediler. Durun dedim daha fazla söylemeyin kalbime indirmeyin:P

Konumuz yine özel bir yetenek (ne o çok şaşırdınız:P) kızımız hayaletleri görüyor, onlarla sohbet ediyor, yardımcı oluyor falan iyi yani araları:P Öncesinde çok başarılı bir öğrenciymiş çok popülermiş ama ölümden döndüğü bir kaza sonrasında böyle hayaletleri gören bir insan olup çıkmış. So Ji Sub’da tam tersi görmediği bir şeye asla inanmayan parayı çok seven şahsına münasır bir abimiz. Bunların yollarının kesişmesi hikayesi de Go Hyo Jinin, bu adama dokununca hayaletleri görmemesi ki bu onun en çok istediği şey. Tabi abimiz bundan hoşnut değil hatta bi yaklaşmasana uzakda dur modunda, eğlence de burda başlıyor.

Dizimiz komedi ki hakkını veriyor. Sizi rahatsız edebilecek tek şey sanırım Go Hyo Jin’in her hayalet gördüğünde ilk defa başına geliyormuş gibi çok korkması ama sonradan bildiğin sohbet muhabbet takılması:) Gerçi hayaletlerde ilk başta korkunç olup sonradan normal görünüyolar yaa neyse karıştırmayalım oraları:) İzleyelim izletelim diyip bitiriyorum.

4c0be95dtw1e4a85u527rg208c0aox6r

Reklamlar

Şizofren “John Katzenbach”

20130808_191906

Bayram tatilinde memleket ziyaretleri yaptımızda çantaya atmıştım yolda okurum diye yolda uyuduğum için pek mümkün olmadı ama oraya gidince okumak için bol bol vaktim oldu. Hem de böyle yeşillikli, çiçekli bahçe manzarasında^^

Daha önce Koridor yayıncılıktan hiç kitap okumamıştım ama D&R’ın neredeyse tüm kitaplarında güzel bir indirim yapınca denemenin zararı olmaz dedim. Öncelikle arka kapaktan başlıyalım çünkü kitap hakkında hiç bir fikrim yoktu direk arka kapağı okuyup aldım:

“Yirmi yıl önce Francis Petrel kendi iradesi yok sayılarak ailesi tarafından bir akıl hastanesine gönderilir ve uzunca bir müddet orada tutulur. Ta ki seri cinayetler işlenip hastanenin kapıları mühürleninceye dek. Yıllar sonra, üstü örtülü ve unutulmaya yüz tutmuş olaylar silsilesi kararlı bir dedektifin soruşturma talebiyle yeniden irdelenir. Francis yaşadığı gerçekliğe dönmüş olmasına rağmen hâlâ sesler duymakta ve ancak ilaçlarla bu sesleri susturabilmektedir. O günlere dair anıları içine bir korku salar ve o da yaşadığı her anı zihninin tozlu raflarından indirip gün ışığına çıkarmaya, yazmaya niyetlenir; elinde kısalıp duran kaleme bir palamar gibi asılarak. Kağıt yerine evinin duvarlarına yazmaktadır hikayesini. Karanlığın içinde ona göz kırpıp duran, delilerin kendisine “Melek” dediği ölüm saçan gizemli bir psikopatla baş etmek hiç kolay olmayacaktır. Gerçekte böyle biri var mı yok mu, o bile bilinmezken.”

Yazarın en ünlü kitabı Psiko analist’miş çünkü diğer tüm kitaplarında bu kitabın yazarı olarak reklamı yapılıyor. Kitap oldukça akıcı yazılmış, çok rahat okunuyor son 100 sayfada heyecanı yüksek tutuyor ve hemen bitiriveriyorsunuz. Klasik bir cinayet kurgusunun akıl hastanesinde geçen versiyonu diyebiliriz.

Eksik yanları size katilin kim olabileceği ile ilgili hiç tahmin şansı vermemesi. Şahsen ben birazcıkta olsa tahmin etmek, tahminimde yanılmak veya haklı çıkmak yani en ufak bir düşüncemin olmasını isterdim. Ama siz kesinlikle katili tahmin etmeyeyim tarzında romanları seviyorsanız tam size göre^^

20130806_180241

Bir misafirimiz var^^

Anlatımda biraz karışıklık vardı, hikayeyi Francis’in ağzından dinliyoruz ama görmediği olayları da okuyoruz falan bunun gibi ufak detaylar vardı ama okurken çok rahatsızlık vermiyordu zaten yazar da bunun farkına varıp bu kısımlarda “bana sonradan söylediğine göre” gibi imalarda bulunmuştu.

“Melek” adını taktıkları katilin kısımları etkileyici anlatılmıştır birazcık geriliyorsunuz okurken. Gerilim ve psikolojik türü sevenlere tavsiye edilir. Aman aman olmasa da hoş, rahat okunup, tavsiye edilebilecek bir kitap^^ Geçen gün Koridor Yayıncılıktan Klon isimli kitabı yine aynı yöntemle aldım (arka kapak okuma) Bakalım benim gibi klon meraklısı biri için okumak nasıl olacak. Ama öncesinde Bir Murakami kitabı okuyacağım^^

Never Let Me Go

neverletmego1

Dün rastgele film seçerken rastladım buna, gerçi o kadar rast gele denmez bilimkurgu türünden arıyordum.  2010 filmiymiş zamanında sükse yapmıştır ama ben o zamanlar “uzak doğuu sinemasooo” diye gezdiğimden pek ciddiye almamışım demek ki:P Gerçi sonunda yine uzak doğuya çıktık ama kan çekiyor napalım her beğendiğim şeyin içinden ufakta olsa çıkıyor, bir göz kırpıp nanik yapıp kaçıyor:) Filmi izlerken kitap uyarlaması izlenimi verdi, bitince baktım ki Japon asıllı yazar Kazuo Ishiguro’nun aynı isimli romanından uyarlanmış. Bak görüyon mu çıktı ordan yine bir Japonya bağlantısı^^

Film bilim kurguyu alt tür olarak kullanıyor, daha çok psikolojik ve romantik takılıyor. Yetimhane tarzında bir yatılı okulda geçen hikayemizin asıl meselesi çok önemli mesele ama biz bunu filmin içinde yavaş yavaş anlıyoruz ve ipuçlarıyla sona kadar gidiyoruz. Zaten filmi izlemeyi kolaylaştıranda bu yavaş yavaş öğrenme kısmı, benim gibi konuyu pat diye okuyup da izlememenizi tavsiye ederim. Hatta okuduğum yorumlara göre kitapta sonuna kadar  asıl meseleden hiç bahsedilmiyormuş, filmde yine yarım saat içinde anlıyorsunuz.

Beni-Asla-Bırakma

Psikolojik tarafı da kendi kaderini bilen insanın bu kaderi değiştirebilmek için neler yapacağı ya da neler yapmayacağı diyebiliriz. Tabi iki iyi kız arkadaş arasında ki kıskançlık ve yıllarca yaşanmamış bir aşkın hüznünü de ekleyebiliriz buna^^ aynı konu bilim kurgu ve etik ögeleri daha baskın şekilde kullanılabilir aslında bunu da bi başka filmde değerlendirin sayın senaristler:P

Benim gibi filmi daha önce duymadıysanız konuyu okumadan izleyin diyorum. Temposu biraz yavaş ama yine de sıkmadan izlettiriyor. Tabi ilk olarak kitabını tavsiye ederim, her zaman izlemeden önce okumadan yanayım.

Tarih 1Q84 Yer Kediler Şehri

6903594226_105f545c8d_z

Ve aylar sonra bu postu yazmanın gururunu yaşarken….

Diye başlamak yerinde olur sanırım çünkü bir kitabı bitirmem ilk defa bu kadar uzun sürdü. Murakami’nin tarzını çok beğeniyorum ama bu sefer sanki farklıydı ya da bana öyle gelmiştir. Yazım detayları yine güzeldi ama bu sefer ek olarak başkalarının kitaplarından uzun uzun alıntılar yapması beni rahatsız etti açıkcası. Malum kitabın kalınlığı çok konuşuldu bu alıntılar çıkarsa sanırım bi 300 sayfa azalıcaktır:P

1Q84 adından mı şeklinden mi nedendir anlamadığım bir şekilde popüler kültür kitabı haline geldi millet çıkar çıkmaz aldı falan. Benim fikrimce Murakami’ye bu kitapla başlayanlar hata yaparlar. Hatta ben de keşke sıra ile gitseydim en son bunu okusaydım dedim. Arada okumadıklarım vardı onları okusam belki bu kitapta yakalayacağım farklı ayrıntılar olurdu ki okuduğum kadarıyla bazı göndermeler gördüm.  Belki de bu tüm kitaplarına göndermeler üzerine kurulmuştur kim bilir^^

IMG_20130815_182232

Fotoğrafta ki Şirinler figürlerini de kitapta little people ve  komin yaşamdan bahsedilince çağdaştırdığı için koydum gülmeyin:P

Kitabın bitirememe nedenlerimden biri de 7567657 kilo ağırlığında olmasıydı. yollarda kitap okumayı seven biri olarak, evde hatta mümkünse bir masanın üstüne koyarak okuyunca doğal olarak uzun süre okuyamıyorsunuz. Ben de arada ince kitapları yolculuklara çıkardım bundan önceki posttan da hatırlayacağınız gibi:) Bir diğer neden de Uşikawa bölümleri, o bölümlere geldik mi ben kitabı okumaya ara veriyorum ve yine o bölümden başlayacağım için bir süre elime alamıyorum.  Adam hem kendini hem bizi yedi bitirdi biz onun yerine ayy sen neden geldin ki bu dünyaya dedik yazık adama bu kadar yapılmaz:P

Kitabın konusunu anlatmaya çalışsam sanırım beceremem öle hikayeleştirebilecek şekilde ilerlemiyor, farklı insanlar farklı hayatlar gibi başlayıp birbirlerine göndermeler yapıp sonlarda kesişen hikayeler denebilir. Tabi her zaman ki gibi gerçek dışılık düzleminde:)

Kitap da ilgimi çeken şeylerden biri de güçlü kadın karakter oldu. Murakami’nin kadın karakterleri genelde güçsüz, hastalıklı, intihara meyilli tipler olurdu. Erkek karakter her zaman ki o entelektüel kendi aleminde aşkı bulamamış genç adam onda bi değişiklik yok:P

20130410_020309

Sorarım size:P

Kitap neredeyse her ülke de çok hoş kapaklarla yayınlanmış buna bizimki de dahil. Hatta en az güzeli orjinaliymiş:P İlk fotoğrafta ki kapak fikir olarak çok güzel ama benim okurken hayal ettiğim ikinci ay bundan daha bozuk daha taş parçası gibi bir şeydi nedense ama bu kapakta bildiğin ayın küçüğünü yeşertmişler. Yine de kapak fikri güzelmiş.

En çok sevdiğim kısımlardan biri de “Kediler Şehri”ydi. O hikayeye bayıldım sanırım başka ülkelerde ayrı bi hikaye şeklinde de yayınlanmış kıskandım. Hatta kitabı 3 cilt halinde yayınlayanlar da varmış ki bence tek kitap olması daha mantıklı ağırlığına rağmen:)

Öyle ya da böyle bir şekilde bitirdim. O aşama zordu ama bitince yine güzellikler bıraktı geride^^ Okuyacağınız ilk Haruki Murakami kitabı olmamasına dikkat ederek öneriyorum. Şimdi gönül rahatlığıyla kitaplığımdaki yerine dönebilir:)

20130626_135630

Not: Vikitap’a üye olanlar için ve takip etmek isteyenler için vikitap hesabım buradadır.