D&R Kitap Alışverişim

1185640_10152336567136450_1052932507_n

İki hafta üst üste  D&R’dan alışveriş yapınca yazmadan olmaz dedim:) İnternette kitap alırken genellikle D&R’ın sitesini kullanıyorum. Aslında diğer sitelerle arasında fiyat olarak çok fark yok ama özel indirimler olduğunda diğerlerinden daha iyi oluyor. Ben de alacaklarımı biriktirip indirim zamanlarını kolluyorum:) Geçen haftalarda Philips kulaklıkta güzel bir  indirim vardı, hala devam ediyor. İlgilenenler için tık tık.  Ayrıca Tolkien kitaplarında’da indirim olunca hemen attım sepete:)

1004868_10152336565766450_2077586547_n

Bu hafta da 5 tl kitap kampanyasından ve NTV yayın indirimden yararlanmak adına yine bir alışveriş yaptım. Aslında okuma sırası bekleyen kitaplar arttıkça hangisine başlasam diye bir karışıyorum. Ama napalım kitap fiyatları bu kadar fazla olunca indirimi bulmuşken bırakmak olmaz:) 50 TL ve üzeri kargo bedava olduğu için Kimbapsushi ve Minekibuu‘yu da kendime ortak ettim. Birlikte alınca kargo masrafından kurtulduk. Gölge ve Kemik’ten hem Kimbapsushi hem de  ben aldım. (Fotoğrafta sadece biri var aynı diye diğerini koymadım)  Henüz 2. kitabı Türkçe’ye çevrilmediği için okumayacağım ama ilerisi için hazırlıklı olmak adına 5 TL’ye bulmuşken aldım:) Alaycı Kuş kitabı da Kimbapsushi’nin. Mine’de Yabancı ve Sınırda Bir Ülke kitaplarını aldı. Henüz kargonun geldiğini onlara söylemedim artık bu postla haberleri olacak kıh kıh kıh^^

DSC06449

Bunlarda benim bebekler:) Hayvan Çiftliği’nin eski basımı gelecek diye çok korktum ama neyse ki sitedeki fotoğrafında ki gibi yeni basım geldi. Şu pembişin tatlılığı ama bir kapak bu kadar mı tatlı olur:) Arada gözükmeyen kitap da bel ağrısı ve doğru duruşla ilgili bir kitap, böle bir sorunum olduğu için belki bir işe yarar diye aldım. Sürekli yılların  çilesiyle omuzları çökmüş dede tipiyle oturduğum için sırtım ağrıyor,  düzgün oturmayı öğrenirim belki:P   Haruki Murakami’nin de son kitabını aldım. Koşmayla yazmayı nasıl bağdaştırdığını çok merak ediyorum. Sevişen Beyin’de evrimle ilgili bir kitap. Evrimsel Psikoloji desinde adını çok anmıştık hatta içindekilerinin çoğunu ezbere biliyorum ama tümünü okumadım. O yüzden alıp baştan okumanın zamanı geldi de geçiyor bile:) Sonuç olarak 5 TL indirimi olduğu için yaptığım alışverişten 2 tane 5 TL’lik kitap almış oldum. İndirim devam ediyor, göz atmadan geçmeyin belki sizinde almak istediğiniz birkaç  kitap vardır:)

Tehlikeli Diyarlardan Öyküler J.R.R Tolkien

tolkien 1

Geçen hafta başladığım kitabımı bugün yani  25 Mart Dünya Tolkien Okuma Günü’nde bitirince iki kelam yazmazsam olmaz dedim:) Bugünün Tolkien okuma günü ilan edilmesi çok eskiye değil 2007 yılına dayanıyor. Bir ara duymuştum ama aklımdan uçup gitmiş. O yüzden tam bu tarihlerde Tolkien okumam tamamen tesadüf oldu, güzel de oldu:)

Kitabımız ismi gibi tehlikeli diyarlardan, ejderhalardan, trollerden, devlerden, hobbitlerden yani fantastik edebiyat sevenlerin bayılacağı hikayelerden oluşuyor. Dört kısa hikaye var. Bunlardan biri Tolkien’in notlarına karışık bir şekilde yazdığı sonradan toparlanan şiirlerinden oluşuyor. Kitabın tanıtım yazısına bakalım:

“Peri Diyarı tehlikeli bir yerdir ve ihtiyatsız ayaklar için pek çok çukur, fazla cüretli olanlar için pek çok zindan barındırır… 

…Peri masallarının dünyası engin, derin ve yüksektir, ve birçok şeyle doludur: Orada her tür hayvan ve kuş; kıyısız denizler, sayısız yıldız; kendisi bir büyü olan güzellik, ve her daim mevcut bir tehlike; kılıç kadar keskin coşku ve hüzün vardır. O diyara girmiş bir insan orayı gördüğü için kendini talihli sayabilir, ama Peri Diyarı`nın zenginliği ve tuhaflığı gezginin dilini bağlar, anlatamaz. Ve orada bulunduğu sürece, çok fazla soru sorması tehlikelidir, çünkü kapılar yüzüne kapanabilir ve anahtarlar kaybolabilir…”

tolkien

İlk fotoğraf başlarken çektiğim ön kapağa ait, son fotoğraf ise bugün iş yerinde  bitişte çektiğim arka kapak. Çift kapak olayına bayılıyorum. Özellikle Tolkien için  süper olmuş:) Yağmura karşı kitap okumak kadar keyifli bir şey var mıdır:)

One Piece Güzellemesi No 3: Ekran Görüntülerine Devam

999669_404547792993735_631378415_n

One Piece Güzellemesi No 1: Ekran Görüntüleri

One Piece Güzellemesi No 2: Bir Şapka Uğruna

Serinin devamı için farklı bir yazı vardı aklımda ama ekran görüntülerini görünce dayanamadım bir tane daha bununla ilgili post yazayım dedim:) Bu gidişle bu postlardan çok olacak çünkü izlerken dayanamayıp bir sürü görüntü alıyorum. Öyleyse lafı çok uzatmadan güzelliklere bakalım.

 Görüntülerden bazıları yeni bölümlerden. (600’den sonrası) Yeni Dünya bölümlerinde aradan 2 yıl geçtiği için karakterlerin daha olgunlaştığını görebilirsiniz. Tabi beden olarak yoksa hala aynı kafadalar:)

brook kızar-vert

Zor ve Brook’un şahane diyalogu, Zoro millete çok laf sokuyor artık, 2 yıl ne yaşadıysa ne çektiyse garibim:P Gördüğünüz gibi gözünün bir tanesi kapalı, henüz nasıl olduğunu göstermediler ama tahminlerimiz var tabiki:) Ama kendisine çok cool bir hava kattığı kesin:)

franky

Franky’nin yeni icatlarından, kendisi robotun içinde. Tayfanın üyelerini herkes tanıdığı için bu süper robotun tanınmamasına Franky çok bozuluyor:)

heyacanlanan luffy

Yine Franky icatlarından biri, Luffy böle şeylere bayıldığından savaşın ortasında hayranlığını gösterip peşinden koşuyor, Zoro’dan azarı yiyor tabi:)

luff kendinden etkileniyo

Luffy bu seferde kendine hayran olmaktan savaşamıyor. Mum Adam (Mr. 3) Luffy daha iyi savaşsın diye ona mumdan kol ve bacaklar yapmıştı. Sanırım Luffy’i yenmenin en iyi yolu karşısına hayran kalacağı bir düşman çıkarmak:P

ittifak arkadaşlık

Şu suratın tatlılığına bakar mısınız:) Trafalgar Law, Luffy’yle ittifak kurmak istiyor, bizimki de şak diye kabul ediyor ama sorun şu ki onun anladığı ittifak birlikte takılmak gülüp oynamak falan:))

chopper

Trafalgar Law ittifak teklifi yaptığına ilk dakikadan pişman tabi:) Sürekli ben nereye düştüm modunda gezdi:)

anlamadılar

Nami yarım saat bilimsel şeylerden bahsettikten sonra bizimkiler süper anladılar:P

robin taklidi

Usopp, Robin taklidi yapıyor, bildiğin o olmuş. Bir kehanetler söyledi mi al sana Robin:)

AdsızHımm bu araya karışmış:P Bizimkiler ateşli bir yoldan geçerken yavaş yavaş soyunuyor. Aradan 2 yıl geçip büyüdüklerini söylemiş miydim?

sanjiburun

Bazen Usopp’a o kadar katılıyorum ki, bırakın ölsün sapıklığından kenarda diye sonra Sanji’ye kıyamıyorum:))

sanji burun kanaması

Sanırım Sanji’nin 2 yıldan sonra Nami ve Robin’i ilk gördüğü bölümdü, vücudu bu kadar burun kanamasına dayanamadı çocuğun yazık:P Bir an da yanında bir sürü kan torbası belirmesini Zoro garip karşılıyor:)

Ace, Sabo y LuffyLuffy, Ace ve Sabo’nun küçüklük bölümleri çok eğlenceliydi aynı zamanda da önceden bildiğimiz bazı bilgiler yüzünden hüzünlüydü, karışık duygular içinde izledim:) Onlara göz kulak olan çete lideri kadına çok çektirmişler yazık:P

405395-untitled_8

Banyo zamanı çocuklar:)

lastik güçleriAce, küçüklükten beri Luffy’den güçlüymüş. Ace’nin henüz şeytan meyvesi yeteneği yok, Luffy’de meyveyi yeni yemiş ve lastik güçlerine pek hakim olamıyor. Hatta tam tersi lastik yeteneği yüzünden başı hep derde giriyor. Bu yüzden Ace onun yeteneğini sorguluyor:)

garp luffyLuffy ve dedesi Garp yine çok tatlı zamanlar geçiriyor:P Normalde Luffy’nin darbelerde canı acımıyor ama aileden biri vurursa yani sevgi yumruğu olursa canı yanıyor:)

garp

Dedesi de torunu pek sever canım:P

ace luffye kızınca

Şu suratın sevimliliğiyle bitiriyorum. Daha çok görüntü var ama tumblra çevirdim blogu fotoğraftan:) Serimizin bundan sonraki yazısı farklı olacak ama ondan sonraki yine ekran görüntüleri olacak gibi görünüyor:)

Kevin Guilfoile – Klon (Cast of Shadows)

1899918_10152281458491450_579461720_n

Yine okuyup da hakkında bir türlü yazamadığım kitaplardan oldu. Neden derseniz aslında çok sevdim, hatta bazı kısımlarına özellikle bayıldım ama o son 10 sayfa yok mu her şeyi sildi götürdü sanki. Bunun nedeni kitabın sonunu beğenmemem değil bence ters köşeli ilginç bir son ama yazarın bir fikri okuyucuya benimsetmeye çalışmasına gıcık oldum. Bu konuyu sona bırakarak kitabın konusundan bahsedelim:)

Kitap Arkası:

“Klonlama uzmanı Doktor Davis Moore’un on yedi yaşındaki kızı tecavüze uğrayıp acımasızca öldürülür. Olay hakkında soruşturma açılır; ancak bir sonuca varılamaz. Aylar sonra Moore kızının eşyalarını polisten geri alır ve bunların arasında kazayla unutulmuş, içinde katilin DNA’sı bulunan küçük bir şişeye rastlar. İşte o an Moore’un beynine korkunç bir düşünce saplanır: Belki kızını değil ama onu öldüren adamı klonlama olanağına sahiptir. Peki kızının katilinin gözlerinin içine bakmaya ne kadar dayanabilecektir?
Justin Finn, üç yaşına bastığında diğer çocuklardan farksızdır. Canlı, neşeli ve sevimli: Ondan zerre şüphe etmeyen anne ve babasının gözündeyse masum bir bebek. Ne var ki yüzü, bir gün mükemmel bir genetik kopya olarak soğukkanlı bir katilinkine tıpatıp benzeyecektir.”

Kitabın arkasını okuyunca direk bir merak duygusu oluştuğu ve bu olayın sadece ve sadece başlangıcı yıllar süren bir hikaye olduğu için spoiller teşkil etmediğinden direk hepsini yazdım:) Hikaye gelecekte klonlamanın serbest olduğu bir dünyada geçiyor. Bilim kurgu mu desem yoksa olabilitesi olduğu için yakın gelecek türünde mi desem bilemedim tartışmalı bir konu:) Tabi bu klonlama işinin de bir raconu var, başta bir türlü neden tüp bebek yapıp genleriyle oynamıyorlar  neden illa klon diye sorgulamıştım sonra kabullendim, kitabın konusu böyleymiş ondan böyle diye:P Klon bebeklere ailesinde kalıtımsal bir hastalığı olan ve doğacak bebeğinde yüksek ihtimalle hasta olacak aileler sahip olabiliyor. DNA sahibi yani klonlanacak insanlar ise ölmüş hayattayken sağlıklı olan ve DNA bağışçısı olmak istiyorum diyen insanlar oluyor. Tabi bu aşamalarını anlatmama gerek yok ama konu ilginç olunca dayanamadım:) İşte böyle prosedürlerin olduğu bir sistemde Dr. Moore kuralları çiğneyerek yaşayan birinin hem de kızının katilinin DNA’sını klonluyor ve bebeğe sahip olacak çifte hiç bir şey söylemiyor. Bundan sonraki hikaye çocuğun büyümesi üzerine gelişiyor.

Kitapta bir de Gölge Evren adlı sanal bir oyun var. İnsanların çok rağbet gösterdiği, şuan yaşadığımız dünyanın aynısı olan bir sanal dünya fakat burada istediğiniz insan olabiliyorsunuz, isterseniz ünlü isterseniz siyasetçi, yani yeni bir kimlikle yeniden doğmak gibi. Bu yüzden insanların çoğu vakitlerinin büyük bir kısmını bu oyunu oynayarak geçiriyorlar. Kitapta da bazen gerçek evren mi gölge evren demi olduğunuzu anlayamıyorsunuz. Yarıdan sonra hikayenin çoğu orada geçiyor. Bu bakımdan bir sürü gönderme, metafor olması çok hoşuma gitti. Yazar bu konuda çok başarılı. Hele bir de klonlama yeniden yaşam gibi mevzuları konuştukları müzede ki mumya odası gibi mekansal detaylarda romana zenginlik katmış. Hikaye de felsefi yönden de bir sorgulama mevcut, “Bu dünyaya geliş amacımız ne?”, “Her şeyin belirlenmiş bir sonu var mı?” gibi sorular çoğu yerde karşımıza çıkmakta ve hikayeyi zenginleştirmekte. Tüm bunlarla birlikte şaşırtmacalarla, acabalarla, katil kimlerle sizi merak edip hikayeye çekiyor.

Ancak gelin görün ki sonda yazarın bize ders niteliğinde ki klonlama karşıtı dini bir örgüt elemanının uzun uzun konuşması beni kitaptan soğuttu. Zaten yazar tüm kitap boyunca klonlamanın nasıl kötü sonuçlar doğurabileceğini göstermişken ayrıca bunun için siz anlamamış olabilirsiniz bir de yüzlerce doktoru öldüren bu kişiden dinleyin demesi hoşuma gitmedi. Tüm hikayeden anladığımız mesaj buyken sen, yüzlerce insan öldürmüş birinin ağzından 5 sayfalık tanrı beni bunun için görevlendirildi ana başlıklı nutuk okutursan tüm kitap boyunca verdiğin mesaj aksi yönde bir etki bırakır bence^^

Bu sondaki bahsettiğim nutuk kısmını saymazsak, gayet akıcı, merak ettirici, gerilimli, mekanları güzel kullanan, ilginç bir konuya deyinen  bir kitap. Bence merakla okunur ve kısa zamanda bitirilir, bu bakımdan tavsiye olunur:)

Not: Fotoğraf bana aittir başka yerlerde kullanmayınız. Bir de kitap odamla nası uyumlu ama:P