Kevin Guilfoile – Klon (Cast of Shadows)

1899918_10152281458491450_579461720_n

Yine okuyup da hakkında bir türlü yazamadığım kitaplardan oldu. Neden derseniz aslında çok sevdim, hatta bazı kısımlarına özellikle bayıldım ama o son 10 sayfa yok mu her şeyi sildi götürdü sanki. Bunun nedeni kitabın sonunu beğenmemem değil bence ters köşeli ilginç bir son ama yazarın bir fikri okuyucuya benimsetmeye çalışmasına gıcık oldum. Bu konuyu sona bırakarak kitabın konusundan bahsedelim:)

Kitap Arkası:

“Klonlama uzmanı Doktor Davis Moore’un on yedi yaşındaki kızı tecavüze uğrayıp acımasızca öldürülür. Olay hakkında soruşturma açılır; ancak bir sonuca varılamaz. Aylar sonra Moore kızının eşyalarını polisten geri alır ve bunların arasında kazayla unutulmuş, içinde katilin DNA’sı bulunan küçük bir şişeye rastlar. İşte o an Moore’un beynine korkunç bir düşünce saplanır: Belki kızını değil ama onu öldüren adamı klonlama olanağına sahiptir. Peki kızının katilinin gözlerinin içine bakmaya ne kadar dayanabilecektir?
Justin Finn, üç yaşına bastığında diğer çocuklardan farksızdır. Canlı, neşeli ve sevimli: Ondan zerre şüphe etmeyen anne ve babasının gözündeyse masum bir bebek. Ne var ki yüzü, bir gün mükemmel bir genetik kopya olarak soğukkanlı bir katilinkine tıpatıp benzeyecektir.”

Kitabın arkasını okuyunca direk bir merak duygusu oluştuğu ve bu olayın sadece ve sadece başlangıcı yıllar süren bir hikaye olduğu için spoiller teşkil etmediğinden direk hepsini yazdım:) Hikaye gelecekte klonlamanın serbest olduğu bir dünyada geçiyor. Bilim kurgu mu desem yoksa olabilitesi olduğu için yakın gelecek türünde mi desem bilemedim tartışmalı bir konu:) Tabi bu klonlama işinin de bir raconu var, başta bir türlü neden tüp bebek yapıp genleriyle oynamıyorlar  neden illa klon diye sorgulamıştım sonra kabullendim, kitabın konusu böyleymiş ondan böyle diye:P Klon bebeklere ailesinde kalıtımsal bir hastalığı olan ve doğacak bebeğinde yüksek ihtimalle hasta olacak aileler sahip olabiliyor. DNA sahibi yani klonlanacak insanlar ise ölmüş hayattayken sağlıklı olan ve DNA bağışçısı olmak istiyorum diyen insanlar oluyor. Tabi bu aşamalarını anlatmama gerek yok ama konu ilginç olunca dayanamadım:) İşte böyle prosedürlerin olduğu bir sistemde Dr. Moore kuralları çiğneyerek yaşayan birinin hem de kızının katilinin DNA’sını klonluyor ve bebeğe sahip olacak çifte hiç bir şey söylemiyor. Bundan sonraki hikaye çocuğun büyümesi üzerine gelişiyor.

Kitapta bir de Gölge Evren adlı sanal bir oyun var. İnsanların çok rağbet gösterdiği, şuan yaşadığımız dünyanın aynısı olan bir sanal dünya fakat burada istediğiniz insan olabiliyorsunuz, isterseniz ünlü isterseniz siyasetçi, yani yeni bir kimlikle yeniden doğmak gibi. Bu yüzden insanların çoğu vakitlerinin büyük bir kısmını bu oyunu oynayarak geçiriyorlar. Kitapta da bazen gerçek evren mi gölge evren demi olduğunuzu anlayamıyorsunuz. Yarıdan sonra hikayenin çoğu orada geçiyor. Bu bakımdan bir sürü gönderme, metafor olması çok hoşuma gitti. Yazar bu konuda çok başarılı. Hele bir de klonlama yeniden yaşam gibi mevzuları konuştukları müzede ki mumya odası gibi mekansal detaylarda romana zenginlik katmış. Hikaye de felsefi yönden de bir sorgulama mevcut, “Bu dünyaya geliş amacımız ne?”, “Her şeyin belirlenmiş bir sonu var mı?” gibi sorular çoğu yerde karşımıza çıkmakta ve hikayeyi zenginleştirmekte. Tüm bunlarla birlikte şaşırtmacalarla, acabalarla, katil kimlerle sizi merak edip hikayeye çekiyor.

Ancak gelin görün ki sonda yazarın bize ders niteliğinde ki klonlama karşıtı dini bir örgüt elemanının uzun uzun konuşması beni kitaptan soğuttu. Zaten yazar tüm kitap boyunca klonlamanın nasıl kötü sonuçlar doğurabileceğini göstermişken ayrıca bunun için siz anlamamış olabilirsiniz bir de yüzlerce doktoru öldüren bu kişiden dinleyin demesi hoşuma gitmedi. Tüm hikayeden anladığımız mesaj buyken sen, yüzlerce insan öldürmüş birinin ağzından 5 sayfalık tanrı beni bunun için görevlendirildi ana başlıklı nutuk okutursan tüm kitap boyunca verdiğin mesaj aksi yönde bir etki bırakır bence^^

Bu sondaki bahsettiğim nutuk kısmını saymazsak, gayet akıcı, merak ettirici, gerilimli, mekanları güzel kullanan, ilginç bir konuya deyinen  bir kitap. Bence merakla okunur ve kısa zamanda bitirilir, bu bakımdan tavsiye olunur:)

Not: Fotoğraf bana aittir başka yerlerde kullanmayınız. Bir de kitap odamla nası uyumlu ama:P

Reklamlar

Kevin Guilfoile – Klon (Cast of Shadows)” üzerine 4 yorum

  1. Yine ben^^ arka yazısını okuyunca fazlaca merak ettim ne yalan söyleyeyim 🙂 Sizde herzamanki gibi su misali akıp giden bir post yazmışsınız:) Klavyenize sağlık ne diyeyim 🙂 Ayrıca okuma odanıza bayıldımm 😀

  2. Ben de bu kitaba çok büyük heveslerle başlamıştım ama sonunu getirememiştim. Hem fazlaca dallanıp budaklandığınden hem de o esnada yavan ilerlediğinden ama sonradan toparlanıyormuş belli ki. Yalnız okurken benim en çok sorguladığım şey, adamın neden kızını klonlamadığı olmuştu. Yasalardan çekindiği yok belli ki, zaten o katili klonlayarak yasadışı bir şey yaptığına göre. Kızını kaybetmiş acılı bir babanın, elinde öyle bir imkan varken sırf ona bir kez daha dokunabilmek için gerekirse gücünü kötüye kullanmasını beklerdim. Gerçi acaba bunun mantıklı bir açıklaması var da kitabın ilerleyen safhalarında mı ortaya çıkıyor diye düşündüm şimdi…

    Neyse, blogunuz çok hoşuma gitti, içerik açısından da benzediği için takiplerim arasına ekledim 😉 İyi yazmalar.

    • İlk başlarda şöle bir 100 sayfa kadar okuduktan sonra itiraf edeyim ben de çok sıkıldım bir şeyler olacak elbet böle ilerlemez diye diye devam ettim, klonladığı çocuk büyüyünce hareketleniyor konu, Evet ilk başta hatta kapak arkasını okurken bile ben de aynısını düşündüm. Neden kendi kızını klonlamıyor madem bunu yapabilecek imkanı var diye. Doktorun karısı da bunu istiyor bir ama ama adam kesinlikle karşı çıkıyor o kendi kızımız olmayacak sanki onun sahtesi olacak, onun gibi hissetmeyecek düşünmeyecek falan diye kesinlikle karşı çıktı. Ama bence yeterince ikna edici değildi bu sav çünkü adam genetik bilimine ve klonlama kendini bu kadar adamışken aynı zamanda klonlamanın sahte olduğunu düşünmesi falan, bir de o kadar acılı bir babanın o sırada böle mantıklı açıklamalar üretmesi ama katili klonlamak gibi uçuk şeyler yapması çelişiyor. Biraz konu ilginç olması için zorlama olmuş geldi:D
      Ben de sizin blogunuza bayıldımm, hele X men i görünce değmeğin keyfime 😀

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s