Bir Dizi Bitirdim: School 2013

tumblr_mhdh5wForE1qbdpvyo1_500

Blogum aylardır ilk defa bir dizi postu gördü dostlar. (Gözyaşlarına boğulur) Bir aralar bahsettiğim izleyememe hastalığı azalarak bitti ve dizileri yarım bıraka bıraka sonunda atlayarak izleme aşamasına geldim. Tamamen iyileşmem yakındır bence. Bu iyileşmeyi neye borçluyum diye kendi kendime soracak olursam, cevap şu iki kahrolası güzelliğe borçluyum olur.

tumblr_mhwz40brdm1qe96alo1_500

Durum şudur ki benim iki bebeğim (!) bir araya gelip BL kokan bir dizide (evet sadece koku var gerisi yok:P) oynayacaklarmış deseler, durun yapmayın yüreğim kaldırmaz derdim. Lee Jong Suk, Secret Garden’den sonra güzel erkekler listeme eklendi. Bununla yetinmedi hikayemin başrollerinden biri oldu, Leun’cum nasılsın annem? (Öhöömm konuya dönelim) Kim Woo Bin’le de A Gentleman’s Dignity’de tanıştık kaynaştık mutluyuz yalnız bırakın:P  İşte böyle olunca ve sağda solda her yerde fotoğrafları görünce ben bir gaza geldim tutmayın beni izleyeceğim dedim. Sonra yok efendim bunda BL falan yok çok sıkıcı hem de diye diye soğuttunuz beni alacağınız olsun çok kırgınım yorgunum bitkinim:P Şimdi şöyle kalpli, baloncuklu, pembeli (?) fotograf göreceksiniz de izlemeyecek misiniz bu diziyi.

tumblr_mhtuhsp2g11r8hlvio1_500

Sabret sabret nereye kadar sağıma bakıyorum kalpli fotoğraf soluma bakıyorum kalpli fotoğraf, aaa yeter ama diyip izlemeye başladım. İşte izleme hikayem böle de acıklı böle de derinlikliydi. Diyeceklerim bu kadar dağılabiliriz:P

Kendime Oh Yoon Joo bacımı da ortak ettim bi sinerji yaptık izledik ama onu ortalarda bi yerde kaybettim. Bana ben yaralandım sen kaç canını kurtar dediğini varsaydım ve izlemeye devam ettim. (hain miyim? onların suçu hep o ikisinin)

tumblr_mhfhnztnN01rwhxl3o1_500

Diziye gelirsek (şükürler olsun tanrım diziye gelebildi) aslında dizide pek anlatılacak bir şey yok. (Ya da atlayarak izlediğim için bilemiyorum:P) Klasik bir okul draması işte herkesin haylaz dediği ve gözden çıkardığı bir sınıf sözleşmeli ve çaylak bir öğretmene veriliyor ve bu çocukları adam et deniyor.

tumblr_mhtonc9Uhn1qdi20mo1_500

Bir de öğretmenliği bırakıp özel eğitmen olarak yoluna devam eden ve izinsiz ders verdiği için cezalandırılıp mecburi hizmet vermesi için bu okula gönderilen Kore’nin meşhur özel öğretmeni ekleniyor kadroya. Onu da Choi Daniel oynuyor meğer pek tatlı gülüyormuş bu arkadaş bilememişiz, neyse geç değil öğrenmiş olduk, affet bizi Danyıl^^

tumblr_mhqjdlQNfA1qhrfvxo1_500

Her sınıfta olaması gereken gereken serseri, çalışkan kız, gıcık kızlar, boşboğaz oğlanlar, akıllı sınıf başkanı, serseri yancıları, erkek fatma bi kız falan komple bu sınıfta da var. Telaşa gerek yok kadro tamam.  İşte bunlar sürekli bir problem çıkarıyor, öğretmenleri sürekli bunların paçasını kurtarıyor falan arka planda olaylar böyle geçip gidiyor.  Ama asıl mevzu bizim delikanlıların arasında vuku buluyor gençler.

tumblr_mhjq9vLQER1s4ml1do1_500

Fotoğraflarda böle hep birlikte takıldıklarını falan görünce bi heyecan yaptım, laa yoksa bu dizi? diye bir hevese kapıldım ama cıık öle değilmiş. Go Nam Soon (Lee Jong Suk) sınıfın tembel çocuklarından böle tüm derslerde falan yatıyor. Zaten okula uyumaya ve yemek yemeğe geliyormuş kendisi:P  Park Heung Soo ise okula sonradan transfer oluyor. (3. bölümün sonu) Tam nerede kaldı benim 2. bebek derken ortaya çıkıyor ve hikaye buradan sonra başlıyor. Bizim ikili arasında bi soğuk savaş var. Tee ortaokul zamanından tanışıyorlar ama bazı nedenlerden şuan kanlı bıçaklılar. Bu nedenlerin neler olduğunu merak ede ede bir 4-5 bölüm geçiyor. Öğrenince de allam ne zaman barışacak bu kuzular diye bekle bekle bir bakıyoruz ki sona gelmişiz.

tumblr_mh6a3yYxFN1r49cazo1_500

Tabi ağlaşmalar, bağırışmalar, özür dilemeler, özrü kabul etmemeler havada uçuşuyor bu arada. İki mutlu sahne görsek diye bekliyoruz saf saf. Ha görmüyor değiliz şimdi nankörlük yapmayalım:P Ama bize yetiyor mu bu yetmiyor. Yine de prime time   dizisi için cesurca seçilmiş bir konu. Her ne kadar acık acık belirtmeseler de, üstü kapalı gösterseler de ortada bir şeylerin olduğu belli bu yüzden tebrik etmek gerek.

tumblr_mhfhnztnN01rwhxl3o3_500

İzleyeyim mi? İzlemeyeyim mi? derseniz. atlayarak izleyin derim:P Okul olaylarını seviyorsanız beğenirsiniz orası garanti^^ Dizi 16 bölüm, bir de özel bölümü var. Dizi ile ilgili çıkan fotoğrafların çoğu özel bölüme aitmiş meğersem^^

Neyse bizim bebeklerle veda edelim. Bak spoiller geliyor hazır olun:P

tumblr_mhineiSLzq1rdlbwqo1_500

Japonya: TV’lerde, Billboard’larda Tanıdık Yüzler

Yine gezi yazılarının arasına karışmış, arada kaynamayı amaçlayan saçma bir postla karşınızdayım. Ama böyle postları sevdiğinizi itiraf ettiniz, benim suçum yok:P Efenim Japonya’ya ilk ayak bastığımız saatlerde, ki bu gece oluyor bu yüzden hemen otele yerleştik. Hemen yakınlarda bir markete giderek ihtiyaçlar zincirinde birinci dereceden ihtiyaçlara giren yemek ihtiyacımızı karşıladık. (Bir cümle bu kadar uzatılabilir, Nobel’e adayım bence:P) Sonra “Yaa şu TV’yi açalım bakalım ne var.” derken, dakka bir gol bir karşımızda Matsu. (Bundan sonra 7/24 her yerde Matsu’yu göreceğimizi bilmediğimiz için ilk günden bir heyecan yaptık. Bir zamanla PC ekranından izlediğimiz adamlar aç TV’yi karşında falan^^

Matsu’nun pijamaları giyelim rahat rahat takılalım tarzındaki gece programından görüntüler:

Bu günden  sonra Matsu adeta bir dost bir sırdaş bir günlük gibi hayatımızdaydı adssadsda Hangi kanalı açsak onu gördük, hangi reklamı izlesek o çıktı hangi billboard’da baksak o vardı. Japonya demek Matsu demekti adsfsadsad abarttığımı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Japonya’da bir Matsu bir de One Piece her yerde karşımıza çıktı:D Türkiye’ye döndüğümüzde en çok onun eksikliğini hissettik adsdasd

Matsu kirpiklerine  sahip olmak ister misiniz?

Yeni bir şehir, yeni bir otel ve yeni bir dizi:P Gündüz bedevi gibi yürüdüğümüz için gece de TV karşısında sızıp kalıyorduk. Bu saatler de ya eğlence programları ya da dizilerin tekrarını veriyorlardı. Biz de reklamını gördüğümüz Matsuda Shota’nın yeni dizisine denk geldik. Japon tarihi dizisi ilk defa izledik ve oldukça beğendik. Dönünce bunu netten izleyelim diye listeye aldık. İlgilenenler için dizinin adı Taira no Kiyomori kadro baya sağlam, dizi de güzeldi alt yazısız bir bölüm izledik valla:)

Buda benim 465465 kez Kame’ye benzettiğim Sato Takeru’nun konuk olduğu bir program. Kimbapsushi‘de yılmadan yıkılmadan her seferin de “O Kame değil hani ona çok benzeyen..” diye açıkladı garibim adassdasd

Veee benim tontişim TV’de, bu günleri de mi görecedim tombik yanaklımı TV’ler de mi izleyecektim ahh ahh diye göz yaşlarına boğulurken bir baktık program bitmiş. Sonuna denk gelmişiz, nası bir program anlamadım ama tombik yanağımı 3 dakikalığına gördüm yaa yeter adsasdad

Zaten biz de hala Kame’yi göremediğimizi şaşırmıştık ki çok eğlenceli bir programa denk geldik:)

Şimdi ekrandan biraz uzaklaşıp sokaklara gidelim kimleri göreceğiz:)

Evet evet yanlış görmediniz Kim Hyun Joong:D

Ah böle fotoğraf ağırlıklı postlar yazmayı çok sevdim ben yaa, en sonunda  tumblra döndüreceğim blogu tam olacak^^ Daha az  fotoğraf daha çok yazı yazdığım postlarda görüşmek üzere dostlar^^

Koreliler ve Sevgiliye Ayakkabı Hediye Etme Mevzusu

Yoo yoo moda bloguna çevirmedim yanlış gelmediniz durun gitmeyin hala eski Astrea….

Dizi izlerken esas konudan çok  gereksiz ayrıntılara takılıyorum sanırım ya da belki de onlar çok gerekli siz bilmiyosunuz:P Efendime söyliyeyim Lee Min Hoo’nun ceket yakalarının çift olmasını çok sevdiğimden bahsetmişim şu postta ya da şu postta Kang Ji Hwan’ın yakasına taktığı süslerden bahsetmişim. Durun ya sanırım cidden gereksizmiş, bununla yüzleşmem lazım:P

Tamam bunlar gereksiz diyelim peki Kore Dizilerindeki Aşk Açılımına ne dersiniz. Bak bence bu gerekliydi, yetkililer bu düzeni çaktığımızın ve artık bizi kandıramayacaklarının farkında olmalıydı. Yetkililer derken?

Neden mi bunları anlatıyorum tabiki başka bir gereksiz konuya değineceğim kıh kıh kıh

Bu postu Kore dizilerinde çok kullanılan hikaye olan Küçük Denizi  Masalı postunun bir devamı olarak düşünebiliriz. Çünkü yine gerçekte farklı olan ama dizilerde sürekli değiştirilmeye çalışılan bir konudan bahsedeceğim.

Kore dizilerinde sevgiliye ayakkabı hediye etme olayının ilk izlediğim dizilerden olan Coffee Prince’de gördüm sanırım. Han Kyul’un sevgili olduktan sonra Go Chan’a ayakkabı alması beni şaşırtmıştı. Olum ayak numarasını nereden biliyon sen bu kızın? Hem ayak numarasını bilsen bunun buçuklusu var, kalıbı dar olanı var, ön tarafı birazcık sıkanı var… Aaa ayakkabı mı alınırmış hiç ben kendime bile ayakkabı alırken numara sıkıntısı çekiyorum, bu Kore’de milletin ayağı standart mı anlamadım ki? (Ciddi ciddi kız bozmuş kafayı bu mevzuyla yazık)

Sadece bu dizide görsem neyse sonrada karşıma çıkınca bir araştırayım bu mevzuyu dedim ve Kore’de sevgiliye ayakkabı hediye edilmeyeceğine dair bir batıl inanç olduğunu öğrendim. Özellikle kırmızı ayakkabı hediye edilirse sevgilinin terk edeceğine inanılırmış. (Ayakkabıları giyip gidecek gibi bir mantıkla sanırım) Diğer Uzakdoğu ülkelerine baktığımız da; Çin’de sevgili ve arkadaş diye ayırmadan ayakkabı hediye etmenin karşındaki kişiye kötü şans getireceğine inanılırmış. Bu da “ayakkabı” ve “kötü şans” kelimelerinin yazılışlarının benzer olmasıyla alakalıymış. O zaman bu inancı yıkmak için dizilerde kullanıldığını düşünmüştüm ve bu konuyu hafızamın uzak köşelerine kaydetmiştim.

Şimdi A Gentleman’s Dignity’de bu konu vurgulanarak işlenince artık bir post yazmanın zamanı geldi diye düşündüm. Üstelik genelde hep Erkekler, kadınlara ayakkabı hediye ederken bu dizide kadınlarda  karşı atak olarak ayakkabıyı kullanmaya başladı. Sanırım aynı durum I Do I Do’ da da varmış ama onu izlemediğim için bir yorum yapamayacağım. A  Gentleman’s Digity’ de bu sahne zaten favori sahnelerim arasına yerleşti sırf şu ayda 100 Won mantığı yüzünden.

Biraz spoiler vereceğim ama  seyir zevkini kaçıracak türden değil hatta izleme isteği uyandıracak türden;)

Seo Yi Soo’yu 100Won’dan pahalı hediyeleri kabul etmediği için Kim Do Jin’in hediye ettiği ayakkabıları geri veriyor. Bunun üzerine Kim Do Jin gidip daha pahalı bir ayakkabı alıyor ama ayda 100 Won’luk taksite böldürüp her ay bir hediye aldığını düşünmesini istiyor. Kim Do Jin’den beklenen bir hareketti:)

Baktılar öyle kız arkadaşa ayakkabı hediye ettiğini göstermeyle bu inancı kıramayacağız bir de karşı taraf da ayakkabı alsın dediler. O da olmadı birbirlerine hediye ettikleri ayakkabılar ile bir gezinsinler (yukarıdaki sahne) bir dolaşsınlar bak hiç kaçıyorlar mı? Zaten kaçsalar ikisi birlikte kaçar bu durumda ama önemli olan aynı yere kaçsınlar farklı yönlere değil:P

Bu  inançları kırma düşüncesi benim fikrim belki çok farklı amaçları olabilir ya da hiç bir amacı da olmayabilir. Sadece bu sahne hoşlarına gidiyordur ya da ayakkabı firmaları hep dizilere sponsor oluyordur falan:) Siz ne düşünüyorsunuz ve hangi dizilerde bu ayakkabı hediye etme mevzusuna rastladınız diye soracaktım:)

To The Beautiful You “İlk İzlenimler”

Kim derdi ki Astrea eskisi gibi bir dizinin yayın tarihi için gün saysın çıkar çıkmaz altyazısız falan izlemeye kalksın sonra kendi kendine “Saçmalama kızım 1 gün daha bekle nasıl olsa hemen çıkıyor artık İngilizcesi.” diyerek telkinlerde bulunsun, altyazısı çıkar çıkmaz oturup izlesin falan… Uzun süredir sahalarda görmediğimiz hareketlerdi bunlar gençler ama beni de dize getirecek dizi buymuş demekk ki^^

Normalde dizileri 2 bölüm izleyip de yazmam çünkü zaten Kore dizilerinin nasıl olduğu bir 5 bölüm sonra anlaşılıyor ama bu dizi Hana Kimi’nin Kore versiyonu olduğu için zaten ana konuyu bildiğimiz için ve de çoğunlukla kendi sabırsızlığım dan yazmak istedim. Zaten “ilk izlenimler” diye vurguladım.

Yine bir ton laf edip hala dizi hakkında tek kelime ettiğimin farkında mısınız?

Bilindiği gibi dizimiz orjinal manga olan Hanazakari no Kimitachi’nin Kore versiyonu, daha önce 2007 ve 2011 versiyonlarını karşılaştırdığım şöyle bir yazı yazmıştım. Bu sefer o karşılaştırmalara hiç girmeyeceğim çünkü girersem Manas Destanına rakip çıkan bir post yazmış olurum ne benim ömrüm yazmaya ne sizin ki okumaya yeter. O kadar çok fark var ki ben direk bu başka bir dizi izliyorum şahsen. Öyle yapınca daha keyifli oluyor , benden demesi;) Hem zaten dizide size o hissi uyandırıyor.

Japon isimlerden gidersek  Sano’yu Shinee Minho oynuyor. Nasıl derseniz bence Sano’nun o karizmatik uzak duruşunu çok iyi oynuyor. Hatta Oguri’den sonra gördüğüm en iyi Sano diyebilirim. (Kaç Sano gördüysem artık:P) Mizuki’yi de f(X)’ten Sulli oynuyor, ilk başlarda “Yaa neden bu kız yaa” diye baya mızmızlandım ama bak yine ön yargılı konuşmuşum kız gayet iyi oynamış gençler, bundan sonra o olmamış diyeni bana gönderin bir konuşurum kendisiyle, başta kızın hakkını yediğim için kendisine bir gönül borcum var da:P

Bu da Nakatsu’muz biriciğimiz  Cha Eun Kyul, onu da Lee Hyun Woo oynuyor. Onu da izledikten sonra artık tüm Nakatsu karakterlerinin şirin olma zorunluluğu olduğuna emin oldum. Hatta bence uyarlama anlaşmalarının ilk şartı bu:

Madde 1: Nakatsu’yu oynayan kim olursa kesinlikle çok şirin, tatlı, yanakları sıkılası olacak. Hikayeyi falan değiştirebilirsiniz kafanıza göre takılın.

Cha Eun Kyul’da futbolda oldukça yetenekli hatta telefon konuşurken falan gol bile atabiliyor yani. Bir özelliği de sosyal medyaya aşırı düşkün olması her dakika fotoğrafını çekip okulun twitter benzeri sitesinde paylaşıyor.

Bu da  yurt odaları, hiç şaşırmadığınıza eminim, Kore dizi yapacakta ne kadar zengin bir ülke olduğunu göstermeyecek mi aa aşk olsun olur mu öyle şey.

Bunlar yurt liderleri, hangi yurdun lideri sağolsun tek tek tanıttılar ilk bölümde memnun olduk mu derseniz şuan için yorum yok. 2. yurt liderine diğerlerine nazaran kanım kaynadı ama o da orta şekerli işte. Ah daha fazla anlatamayacağım gidip Nanba, Oscar ve Tennoji için ağlamam gerek. Oscar demişken buradaki adı Charles, Allah sizi kahretmesin dedim mi? Dedim.

Ne kadar ilk izlenimim varsa artık yaz yaz bitiremedim demek diziyi bitirsem hakkında roman yazacakmışım.

Ama en önemli şeyi söylememişim, diziyi çok merak etme nedenim Hana Kimi delisi olmam ve ilk versiyonu 46565 kere izlemiş olmam  olsa da EXO üyelerinin dizide oynayacağı öğrenmem de en büyük nedenlerimden oldu. İlk çıkan afişte olsalar da dizide onları görmek için kör olacaktım. Çok fazla öğrenci var, onları görmek için öğrenci kesmekten sahnelere konsantre olamadım. Bir ara Chen’i ve Tao’yu gördüm böle 2 saniye kadar falan ama benzetmiş olabileceğimi düşündüm. Neyse ki 2. bölümün sonunda bizzat EXO olarak sahneye çıktılarda bu garip kızın gözlerinin bozulmasını engellediler. Ondan sonra zaten “Aman da benim bebeklerim, aman da benim miniklerim.” diye izledim, bu daha tehlikeli.

Bu fotoğraflarda dudak balmı süren tip Hana Kimi’de ki Nakao galiba:) Nakao’da Mizuki’yi kıskanıyordu falan ama bu abarttı kıskanma olayını bildiğin düşman kesildi. Henüz diğer karakterlerden (Kayashima, Sekime gibi)  ses yok belki diğer bölümlerde görürüz. Bir de burada Kagurazaka rolünü oynayan çocuk yani Sano’nun rakibi başka bir okuldan değil kendi okulundan ve bildiğin ona düşman kesilmiş. Arkasından iş çeviriyor falan. Bunlardan anladığım kadarıyla dizi komediden çok entrikalı olacak. Japon versiyonunda ki kötü karakterler bile açık oynuyordu ne diyorlarsa direk yüzlerine konuşuyorlardı ama bunda herkes bir entrika bir plan bir oyun… Japonları bu açıklığı için tekrar tekrar tebrik ederim. Bak yine karşılaştırma işine girdim hemen çıkıyorum.

Bunlar da Hibari Four rolünü üstlenen kızlar. Bunlardan çok korkuyorum sürekli erkek lisesine sızmaya çalışıyorlar. Dolaplardan bile fırlayabiliyorlar çok korkunç:S

Bu kız da  Kang Tae Joon’un (Sano) sevgilisiyim diye ortada dolanıyor ama daha ne ayak olduğunu anlayamadık. Gerçi Tae Joon’un onu bildiğin sallamıyor ama neyse:P

Utanmasam diziyi dakika dakika anlatacağım. (Gerçi anlatmış kadar oldum galiba:S) Ama asıl önemli konularda bahsetmedim ki süprizi kaçmasın. Mesela burada Tae Joon’un yüksek atlamayı bırakması ve geri dönme hikayesi biraz farklı tabi buna bağlı olarak da Goo Jae Hee’nin (Mizuki) okula gelme nedeni de birazcık farklılaşıyor. Hikaye durum komedisi değil de daha çok farklı olaylar arasında dönüyor bu da onu biraz heyecanlı yapıyor.

Son olarak size bu mantar kafayla veda etmek istiyorum. Nakatsu şirinliğiyle Cha Eun Kyul.

Not: Fotoğraflar facebooktaki To the Beautiful You sayfasından alıntıdır.

Mim: İzlemekte Olduğum Diziler

Alternatif Başlıklar: Bir türlü bitiremediğim diziler, Uzun süredir izlediğim diziler, İzlememe alışkanlığıma kurban gitmiş zavallı diziler, Ah bu dizilerin hali ne olacak, İzleyemiyorum be abi:P

Kuzularımdan Enda (aka. suspusningi), şuracıktaki  postunda beni mimlemiş ve benden şuan da izlediğim dizileri yazmamı istemiş. Ah ah şu sıralar ne izliyorsun diye sorsanız teoride çok şey izliyorum ama pratikte bir şey izlediğim yok.  Çünkü çağımızın vebası (:P) “izleyememe sendromuna” ben de yakalanmış durumdayım dostlar. Artık bunun da bir çaresini bulsun tıp dünyası, ne olacak bizim halimiz, yazık değil mi bunca insana, türümüz yok olma tehlikesi altında… (öhöm öhöm fazla abarttım sanırım)

İzleyememe sendromunun belirtileri: Önceden bir kaç bölüm arka arakaya izlediğiniz dizileri artık bir bölümünün sonunu bile zor getirme, hatta benim gibi 20’şer dakikalar halinde bir bölümü 3 günde izleme, en sevdiğiniz oyuncular oynasa da hikaye şukella olsa da bitse de kapatsam modunda ekrana boş gözlerle bakma, 5-6 bölüm sabredip “yok anam ben izleyemiyorum.” diyip bırakma, sonraki ay “yaa bir daha deneyeyim belki izlerim.” diyip ite kaka 2 bölüm daha izleme vesaire vesaire…

Bu belirtilerden sonra hastalık iyice nüksediyor ve artık pes edip diziyi tarihin tozlu sayfalarında gönderiyorsunuz. Ben de  başladığı işi bitirme huyu olduğu için bu aşama bu türlü gerçekleşmiyor ve ben o diziyi bitirmek için 40 takla atıyorum:P Yalan,  hala bitirmeyi başardığım dizi yok ama çabalıyorum en azından:P Örneğin Padam Padam’da 18. bölümü izlemeyi başardım en son, bitmesine çok az kaldı inanıyorum, başaracağım. (Biraz gaza ihtiyacım var lütfen postun altına yorum olarak “başarabilirsin, sana inanıyoruz” gibi şeyler yazar mısınız?)

Oppss, Siwon Padam Padam için yazmanızı istemiyor sanırım, tamam o zaman Poseidon ve Skip Beat için yazın. kıh kıh kıh^^

Hazır ortaya bir “izleyememe sendromu” atmışken, bunu kanıtlara dayandırmadan vallahi bırakmam:P Ahanda şuradaki yazıda  dediğine göre yapılan bir araştırma (ki bu araştırmayı KOFICE yapmış) yabancılardaki Kore hayranlığının bir süre sonra biteceğini öngörüyor. Çin, Amerika, Fransa, Japonya gibi ülkelerde yapılan anketlerde çıkan sonuçlar, yabancı hayranların bir süre sonra Hallyu (Kore Dalgası) etkisinden çıkacağı yönünde, hatta bu süre ortalama 4 yıl olarak bulunmuş. Bunun nedeni ise şimdilerde çok farklı gelen Kore müziği, dizileri, filmleri zamanla sıradanlaşacak ve insanları sıkacakmış. Tabi bunda dizilerde konuların birbirini tekrar etmesi, yeni çıkan müzik gruplarının birbirine çok benzemesi gibi etkenlerde varmış.

Ben demiyorum valla uzmanlar diyor bana sadece katıldığımı söylemek düşüyor. Şimdi bir hesap yaparsam Kore dizilerini izlemeye başlayalı 4 yıldan fazla oluyor. İlk başlardaki değişik bir şeyler keşfetmenin heyecanıyla sular seller gibi dizi izleme dönemi bitti. Eskiden her yeni çıkan diziyi izlesem de zamanla aralarından iyileri seçip izledim daha sonra da çok iyi olsalar bile artık farketmediği bir dönem başladı ve hiç birini izleyemedim. Tabi böyle izleyemiyorum diyip kestirip atmak da yanlış. Belki bizi tekrar ekrana kitleyen bir dizi çıkar ve eski alışkanlıklarımıza tekrar döneriz. Ki bana bu Amerikan dizilerinden sıkılıp Kore dizilerine keşfettiğim dönemi hatırlatıyor. Aradan belli bir zaman geçince tekrar Amerikan dizilerini özlediğim gibi Kore dizilerini de özleyebilirim. Hiç belli olmaz bu işler diyip bu postun asıl amacı olan mime döneyim. Buradan Sevgili Dostum Enda’dan da özür dilerim başta kısacık bahsedeyim diye konuyu açıp yine çenemi tutamayıp uzattım:D Ama bu sayede düşüncelerimi yazıya dökmüş oldum:)

Gelelim benim şu sıralar izlemeye çalıştığım dizilere:

İlk dizimiz Padam Padam, çok beğenildiği, çok izlendiği, çok yazıldığı için konusundan bahsetmeyip direk dizi hakkaında ki düşüncelerime değineceğim. Bir çırpıda izleyip bitireni olduğu kadar benim gibi çok çok sevip ama bir türlü izleyemeyen bir çok kişi de gördüm, okudum. Ben de bu dizinin sonunu ve o sona gelene kadar ki gelişmeleri çok merak ettiğim halde neden bir türlü izleyemiyorum diye kafa yordum ve aklıma gelen şeylerden biri: bu dizinin her bölümün çok fazla sosyal mesaj veriyor olması. Mesajlar çok doğru ve çok haklı ama o kadar gerçekçi ki mesajların ağırlığından dizi izleme işi zorlaşıyor. Ama hala çok merak ediyorum, bu yüzden son iki bölümü de mutlaka izleyeceğim.

İkinci dizimiz de The King 2 Hearts , bu da kaplumbağa hızı ile izlediğim dizilerden, Dostum kimbapsushi ile “dizilere birlikte izlemeye başladığımızda çok iyi çıkıyor” diye bir totemimiz var. O yüzden bunun da ilk 3 bölümünü birlikte izledik, pek sevdik. Sonraki bölümleri de izledim ama bir yerden sonra yine takıldım kaldım. Her gün bir bölüm izlemesem de haftada bir bölüm şeklinde bir yayın akışı oluşturdum kendimce ve yuvarlanıp gidiyoruz:D Değil mi Seung  Gi:P

Sıradaki dizimiz Poseidon, dizinin oyuncularının değişmesinden basın konferanslarına kadar takip ettim başlamadan ama bunu da bir yerden sonra bıraktım. Ve hatırlıyorum her şey Yunho gittikten sonra oldu. Yunho 4. bölümde gitti ben de en son 5. bölümü izledim. Siwon ve Yunho iyi ikili olmuştu ama yaa, neden Yunho konuk oyuncuydu neden ha sorarım yapımcılara:P Ha diyeceksiniz Siwon var neyine yetmiyor kızım diye ama ekranda Siwon ve Yunho’yu birlikte izlemenin de tadı da bir başka yalnız izleyen bilir:P Diye oldukça yüzeysel yorumlarımdan sonra buna da mutlaka devam edeceğimi söylememe gerek yok sanırım:D

Ve yine Siwon ve ek olarak Donghae için başladığım, aynı adlı bir manganın Tayvan uyarlaması olan Skip BeatKore dramalarını izleyemiyorum diyen ben utanmadan Tayvan dramasına başlıyorum. Eskiden de Tayvan dramaları izleyemezdim ama aç gözlülük yapıp buna başlarsam olacağı 2. bölümden öteye geçememek olur. Müstahak bana:P Artık öğrendiğiniz gibi son sözüm bu da bir gün izlenecek. (Bitirebileceğimiz konusunda pek emin değilim ama kimbapsushi ile birlikte bu diziyi izleme kararı aldık bakalım hayırlısı:D )

Son olarak bir kaç ay önce başlayıp 3 bölümünü izlediğim ve çok beğendiğim Japon dizisi Don Quixotetan bahsedeceğim. Şu sıralar şiddetle  tekrar başlamak istiyorum. Konusundan biraz bahsetmek gerekirse Çocuk Koruma Hizmetlerinde çalışan bir  memur ile bir Yakuza patronunun ruhlarının değişmesiyle başlayan ve komediyi beraberinde getiren bir hikaye. Birbirlerine tamamen zıt olan bir ikili işlerini ve itibarlarını kaybetmemek için anlaşıp birbirleri yerine yaşarlar. Yakuza patronu bedenin de yaşayan bir memur, bir memur bedeninde yaşayan bir Yakuza patronu.. söylemesi bile eğlenceli değil mi? eğlencenin yanında aynı zamanda sosyal mesajlarda veren her bölümde farklı bir hikaye ile farklı bir çocuğun hayatını kurtaran ikinin maceralarına kaldığım yerden devam etmek istiyorum ve size de şiddetle öneriyorum:D

Ve bir dizi izleme (“sen buna izleme mi diyorsun” dediğinizi duydum ama haklısınız ne diyeyim:D) postunun da sonuna geldik, size izleyemem sendromuna yakalanmayacağınız sağlıklı güzel güzel dizi izleyebildiğiniz günler diliyorum. Bana  da tekrar zevkle dizi izlediğim günler diliyorum. Bir de son olarak şu yukarıda bahsettiğim “Başarabilirsin, bu dizileri bitirebilirsin.”leri hatırlatıyorum ve görüşmek üzere diyorum:D

The King 2 Hearts *Lee Seung Gi = Eğlence

Lee Seung Gi dizi çekerde Astrea izlemez mi?

Dediğinizi duyar gibiyim. Demiyor musunuz? Geç değil şimdi diyebilirsiniz bence:D

Geçenlerde Lee Seung Gi yeni dizi ile dönüyor diye haber yapmıştık işte bu dizi neymiş nasılmış kimler varmış sizin için izledim ve nacizane fikirlerimi söylemeye geldim. Evet sırf sizler için izliyorum yoksa efenim Lee Seung Gi oynuyormuş, yok pek de şirin bir karaktermiş yok çok eğlenceli sahneler varmış falan hiç önemli değil. Ha Ji Won  bile katlandım izledim artık düşünün size nasıl değer veriyorum:)

Dizi Kuzey Kore ve Güney Kore arasındaki bir anlaşma ile başlıyor. Gerçekte ki gibi iki ülke hala birbirine düşman ama kısa bir süreliğine de olsa birlik olup tüm ülkelerin yarıştığı bir yarışmaya (WOC)  Kore olarak katılmaya karar veriyorlar. Çünkü yıllarca  Birleşmiş Milletler iki ülkenin ayrı ayrı yarışmasına izin vermiyor. İki ülkeyi Kuzey ve Güney diye ayrı ayrı değil sadece Kore olarak kabul edeceklerini söylüyorlar. Diziye göre Güney Kore’de Monarşi hala devam ediyor ve anladığımız kadarıyla Kral bazı kararları vermede söz sahibi yani göstermelik bir Kraliyet değil. Kralında önerisiyle iki ülke birleşip bu askeri yarışmaya subay yetiştiriyorlar.

Bu yönden bakınca siyası, askeri bir dizi olarak düşünülse de işin içine Lee Seung Gi gibi bir prens karışınca dizi tadından yenmez bir komediye dönüşüyor.

Öncelikle karakterleri tanıyalım sonra tekrar konuya dönüş yapacağız:

Lee Jae Ha / Lee Seung Gi

İşte eğlence kaynağı diye bahsettiğimiz Prens Lee Jae Ha. Küçüklükten beri Kral olup sorumluluk almaktan korkmuş hatta bu yüzden abisini her türlü tehlikeye karşı kormuş ki o kral olsun. Abisi yani kral ile aralarında çok güzel bir dostluk var.  Şimdiye kadar askere giden tek Prens olma özelliği taşıyor o da abisinin zoruyla hatta abisinin oyunuyla kendisini bir şekilde yarışmaya katılan subayların arasında buluveriyor. Hem de grupta ki tek kadın asker olan Ha Ji Won ile aynı odayı paylaşmak zorunda kalıyor. Bu aynı odayı paylaşma oyunlarına bayılıyor her dizide var yemiyoruz ama izlenip eğleniyoruz:D

Lee Jae Ha’nın tipine baksanız ondan asla ciddiyet beklemezsiniz ki o da beklenen karşılıyor ve her an cıvık olmayı başarıyor ama bazı anlarda ondan beklenmeyecek ciddiyetle büyük işler başarmıyor da değil. böyle karakterleri çok seviyorum garip garip huyları vardır ama günün adamı olup herkesi kurtarabilirler:)

Kim Hang Ah / Ha Ji Won

 Kuzey Kore askerlerinden Kim Hang Ah ayrıca Güney Kore’ye kralı öldürmek için gönderilen casuslardan olduğuna dair dedikodular da var ama henüz gerçek olduğuna dair bir belirti göremedik. Yarışmaya katılma meselesi diğerlerine nazaran daha farklı ve komik ama onu izlerken görüp eğlenin diye anlatmıyorum:) Her Kore dizisinde olduğu gibi hayatı boyunca sevgilisi olmamış masum kızlardan o da tabi dövüş yeteneklerini ve erkeksi tarafını saymazsak diğer dizilerdeki gibi yeri geldiğin bebek diliyle bile konuşan sıradan dizi kızılarından diyebiliriz. (Dizi kızı ne ola ki?)

Ha Ji Won’un oyunculuğunu da hiç beğenmiyorum. Bana her zaman aynı oynuyor gibi geliyor. Bir de hiç yakışmayan çocuk gibi konuşması yok mu o an çıldırıyorum ama Seung Gi hatırına katlanıyorum. Secret Garden’da da Hyun bin hatırına katlanmıştım. Hayır bir de gidip taş gibi adamlarla oynamıyor mu… Daha fazla konuşmayayım yoksa bu yazı “Ha Ji Won’a Nefretim” başlığını alacak:) Ne diyorduk; Kim Hang Ah, en büyük aşklar nefretle başlar klişesine göre hareket ediyor ve sonunda Prense aşık oluyor.

Eun Shi Gyung / Jo Jung Suk

WOC takımından bir üye ama daha sonra Prens kendi özel koruması olarak atıyor. Dizide gözüme çarpan erkeklerden (tabi Seung Gi’den sonra) sessiz, cool bir tavrı var. İlk bölümlerde prense doğrulttuğu silah ile kötü karakter mi diye düşünüyoruz ama daha sonra öyle olmadığını anlıyoruz. Şimdilerle Prenses ile aralarında birşeyler olacak gibi bakalım hayırlısı:P Kızı da sevdim olabilir onay veriyorum ahaha

Lee Jae Shin / Lee Yoon Ji

 Dizinin sevdiğim karakterlerinden Prenses Lee Jae Shin, abisi kadar çatlak olmayı başarıyor. O da kraliyet ailesinden olmayı istemeyenlerden. Hatta kılık değiştirip barda sahne almışlığı ve Prensese yani kendisine küfür etmişliği bile var.  Yaptığı munzurluklarla saray muhafızlarından yukarıda bahsettiğimiz yakışıklığı peşinde koşturmakta hadi bakalım bu işin sonu nasıl olacak göreceğiz. Daha önce nered eoynamış diye baktığımda Goong’da da Prenses rolünde olduğunu gördüm, orada da buna benzer bir prensesti:)

John Mayer / Yoon Jae Moon

Dizinin en tuhaf adamlarından, kraliyet ailesiyle alıp veremediği var. Çocukluğunda bile prense “kral ben olacağım” diyor sonra ortalardan kayboluyor. Yıllar sonra yurt dışında çok güçlü bir örgüt kurmuş olarak buluyoruz kendisini. M Kulüp diyorlar ve diziye göre çok güçlü ve bir çok bağlantısı var. M Kulüp bana Masonları hatırlattı ama net bir şey söylemiyorlar. John Mayer’e de kraliyet ailesinin her türlü işini engelleme kendini adamış garip bir sihirbaz diyebiliriz.

Bunlar dışında ki karakterlerden bahsetmek gerekirse Kral Lee Jae Kang’ı (Lee Sung Min) pek sevdiğimi söyleyebilirim. Bu adamı daha önce hep kötü ve gıcık rollerde izlemiştik oysa iyi bir role ne de çok yakışıyormuş. Böyle devam etmeli:) Bir de WOC takımından, daha sonra yine saray muhafızı olarak çalışmaya başlayacak olan Yeom Dong Ha (Kwon Hyun Sang)  çok şirin geldi gözüme:)

Her ne kadar askeri bir mevzu olarak başlasa da konumuz nasıl oluyor biz anlamadan zorunlu evlilik daha doğrusu nişanlılık olayına geçiveriyor. Kuzey Kore Hükümeti ile Güney Kore Kralı kendi aralarında Prensin Kuzeyli bir kadınla evlenmesini, böylece iki ülkenin arasının düzeleceğini konuşuyorlar. Bu konuşma bir şekilde basını sızıyor ve halk karşı çıkıyor ve Krala yükleniyorlar. Prenste kendini feda ederek bu fikrin kendinsinde çıktığını ve Kuzeyli subay Kim Hang Ah’a aşık olduğunu tüm halkın önünde açıklıyor. Bundan sonra şamata başlıyor. Asıl şamata bundan sonra başlıyor. Sözde kızı önce kendine aşık edip sonra terketmeyi planlarken kurduğu tuzağa kendi düşüyor. Buralarda Seung Gi’ye kızın duygularıyla oynadığı için kızıyoruz (ben hiç kızmadım valla yürü bee koçum dedim:P ) ama sonunda kendi kazdığı kuyuya kendi düşeceğini bildiğimizden ses etmiyoruz:)

Tüm bunların yanında izlerken Kuzey Kore hakkında bir çok bilgi ediniyoruz. Tabi Güney Kore’nin gözünden. Benim en merak ettiğim şeyse Kuzey Kore’nin bu diziyi izleyip izlemediği, gerçi dizide Kuzey Kore’nin Güney’in tüm televizyon programlarını takip eden bir askeri ekibi olduğu gösteriliyor ama gerçek mi değil mi bilemiyoruz. Kuzey Kore, Güney’e göre hayli geri kalmış görünüyor kullandığı cep telefonlarından trenlerine kadar 80’ler imajı çizilmiş. bir de her odanın neredeyse her duvarında liderlerinin fotoğrafı var.  Güney Kore’nin yaşam tarzını hiç onaylamıyorlar ve çok boş buluyorlar. Tabi bunlar bize gösterilenler gerçekte nasıldır gitmeden bilemeyiz.

Dizide çok güldüğüm karakterlerden biri de Kuzey Kore subaylarından Lee Kang Suk, kendisi Güney Kore’ye eğitim için geldiğinde Girls Generation’un afişlerini görür görmez bu gruba vuruluyor. bu hayranlığını saklamaya çalışması gizli gizli programlarını izlemesi ve sıkı bir Tiffany hayranı olması çok eğlenceli:)

Şimdilik söyleyeceklerim bu kadar, izlemenizi ve eğlenmenizi tavsiye ediyorum. Bir de uzun zamandır dizi tanıtımı yapmadığımdan unutmuşum umarım becerebilmişimdir;)

Poseidon Dizisi Basın Toplantısı

Posedion’dan haberlere devam edelim. Geçtiğimiz günlerde dizi ekibi basın toplantısı için kameraların karşısına geçti ve öne çıkan konuşmalar şöyleydi:

*Siwon’a diğer oyuncularla birlikte çalışma konusunda ki hisleri sorulduğunda diğer oyuncuların ona çok yardımcı olduğunu, başlarda gergin olsada artık bu gerginliğin  yeni şeyler keşfetmenin heyecanına dönüştüğünü söyledi. Super Junior’ın ona destek olup olmadığı sorulduğunda ise muzip bir şekilde özel bir şey yapmadıklarını, hepsinin kendi işleriyle meşgul olduğunu söyledi. (Bir sitem sezdim sanki ki ki ki, ne yapsınlar ama hepsi çalışıyor yavrucakların)

*”Şarkıcıdan oyuncu” mevzusunda ise insanların önyargılarını yıkmanın tek yolunun çok  çalışmaktan geçtiğini, eğer çok çalışırsa geriye dönüp aktığında pişman olmayacağını söyledi. (Yüre be koçum^^)

*Dizi setinde ortamı neşelendirenin kim olduğu sorulduğunda Lee Sung Jae hemen Lee Si Young’un  adını söyleyerek onun sette boks pratikleri yaptığını ve diğer oyunculara kum torbası gibi sataştığını söyledi. Bunun üzerine altta kalmayan Lee Si Young, Sung Jae’nin soğuk espirilerinin seti canlandırdığını söyledi. Han Jung Soo   söz alarak Sung Jae’nin nerede  güleceğinizi çözemediğiniz espriler yaptığını, bu durumunda set ekibinden 40 kişinin anlamsız surat ifadeleriyle kaldığını ama Siwon güldüğünü söyledi. Böyle olunca Siwon’un çok kibar bir çocuk  olduğunu düşündüğünü ekledi. ( Kibar çocuktur tabii abisi,  Jung Soo’nun burada kullandığı kelime terbiyeli çocuk anlamına da gelir. )

*Basın toplantısı yönetmen Yoo Chul Yong’un “Emin olduğum tek şey Poseidon ekibinin takım ruhuna sahip olduğudur.” sözleriyle sona erdi.

Birazda  toplantıdan fotograflar:

 

 *Bir dakika ya, diğer oyuncular nerede? Neyse artık onlarıda dizide görürsünüz canım:P

Not:  Haber “allkpop” ta ki posttan  özet geçilmiştir. Haberin detaylarını orada bulabilirsiniz^^ Resimlerin ait oldukları siteler üzerlerinde yazmaktadır.