The 100: Dünyaya Dönmek Mümkün mü?

The-100-296432

Ne zamandır, “bu diziyi izleyin, bak çok güzel nolur izleyin” diye sizi sıkıştırmamışım hemen bu açığı kapatmalıyım dedim ve kolları sıvadım. Geçen haftalarda 3 günde bitirdiğim bu diziyi seçtim. Başlarda ergen dizisi olarak görünen,  ilerledikçe daha da ilginçleşen sonlara doğru sıkılıyor muyuz ne derken sezon finalinde bombayı patlatan bir dizi.

THE-100-1

Dizimiz bundan yıllar yıllar sonrayı konu alıyor. Artık insanlar dünyanın ağzına sıçmış ve yaşanmaz hale getirmişler. Çok büyük bir nükleer patlama sonunda dünyada hayatta kalan insanlar uzaya kaçmışlar. 12 farklı ulus uzayda kendi hallerinde takılırken birleşip tek bir uzay gemisi olarak yaşamaya karar vermişler. Ark dedikleri bu uzay gemisinde 100 yıl 3 nesil boyunca yaşamışlar. Başlangıçta 400 olan nüfus o kadar artmış ki artık gemileri oksijen üretemiyor ve Ark yavaş yavaş yok oluyordur.

the-ark-the-100

Bir gün dünyaya dönme hayaliyle yaşayan ancak nükleerden sonra yaşanacak durumda olup olmadığını bilmeyen Ark insanları gizli bir projeyle 100 tane genç mahkumu dünyaya göndermeye karar verirler. Mahkum dediğime bakmayın Ark’ın kuralları o kadar katı ki fazladan bir lokma yemek yemeniz ya da kullanılan sınırlı sayıda ki malzemeyi yanlışlıkla yere düşürmeniz bile sizi mahkum edebilir. Nüfus fazla imkan kısıtlı olunca çok sayıda kural var çiğneyenlere ağır cezalar veriliyor. Örneğin birden fazla çocuk doğurmak yasak ve yakalanınca aile öldürülüyor. Ya da doktorların bir hasta için fazladan tıbbı malzeme kullanması yasak. Kısaca ne kadar insan ölürse bize o kadar yer açılır gözüyle bakıyorlar:P

Pilot

100 gencin içinde olduğu mekik dünyaya gönderilirken atmosferde bir sorun yaşanıyor ve iletişim sistemleri tamamen kopuyor. Onların hayatta oldukları sadece kollarına taktıkları yaşam bileklerinden görebiliyorlar. Hikaye bundan sonra tam gaz ilerliyor ve gençler arasında gruplaşmalar, kişisel çıkarlar, liderlik savaşları, aşk üçgenleri  gibi klasik sorunları yanında yeni dünyanın doğal sorunları başlıyor.  Asıl önemlisi dünyada yalnız olmadıklarını öğreniyorlar. Baya baya kendileri kıçını kurtarıp kaçarken dünyada bir sürü insan bırakmışlar ama bu insanlar hiç de bıraktıkları gibi değildir.  Hayvanlar bile farklıdır, çift başlı geyik mi ararsınız balık pullu panter mi, parıldayan çiçekler ya da zehirli gaz bulutuna ne dersiniz. Kısaca nükleere hayır diyoruz izlerken:)

Watch-The-100-Season-1-Episode-13-Online-We-Are-Grounders-Part-II-Free

Bir yandan dünyada ki mücadeleyi izlerken bir yandan da Ark’ta ki politik mücadeleyi ve binlerce insanın kurtuluş ümidini izliyoruz. İki tarafta oldukça heyecanlı geçiyor ve bölümlerin ne zaman bittiğini anlamıyorsunuz. Elbette bir sürü mantık hatası var ama izlerken bunları göz ardı ediyorsunuz.  Benim en gıcık olduğum şey çok önemli ölüm kalım meselelerin de bile olaya odaklanmayıp sürekli gönül mesellerine düşmeleri. Ona da artık gençlik işte deyip geçiyoruz:P Onun dışında en çok sorguladığımız şey 100 yıldır uzayda yaşıyorlar ama teknolojileri neredeyse yok. Bunu da malzeme kısıtlılığına verirsek kafamız rahat izleyebiliriz;)

Sezon sonuyla gelecek sezona çok iddialı başlayacağını gösteren bu diziyi izlemenizi tavsiye ediyorum. Özellikle bilim kurgu severler kaçırmasın. Konu açısından çok farklı değil ama içerik açısından çok zengin;)

Reklamlar

Mangadan Filme: Edge of Tomorrow / Yarının Sınırında 2014

049226.jpg-r_640_600-b_1_D6D6D6-f_jpg-q_x-xxyxx

Filmin mangadan uyarlama olduğunu duyduğum andan beri gitmek istiyordum. Bir de konuya göz atınca tam benlik dedim hatta   Tom Cruis’u sevmemem bile buna engel olmadı:P Gösterimde olduğu son hafta yakaladım filmi. Film Hiroshi Sakurazaka’nın  All You Need is Kill adlı mangasından uyarlama, filmin adı ilk olarak ayını düşünülmüş ama sonradan değişmiş.

allyouneediskill_edgeoftomorrow

Filmin konusuna gelirsek; dünyayı Mimik isimli uzaylı organizmalar istila ediyor. Organizma diyorum çünkü uzaylılar farklı bir yaşam biçimi olarak tasvir edilmiş ki benim de mantığıma yatan, mantıklı gelen uzaylı kavramı budur. (mantığa yatan uzaylı ne demekse artık:P)  Bu işgal tam olarak tamamlanmamıştır ve insanların hala bir umudu vardır. Bunun için askerlerin kullandığı zırh şeklinde silah tasarlanmıştır ve bir kadın sayesinde ilk zafer kazanılmıştır. Filmimiz ikinci zafer ümidiyle Fransa sahiline olan çıkartmayla başlıyor.

???????????

Aslında sadece bir TV yıldızı olan ve orduyu övücü, insanları orduya davet edici bir öge olarak kullanılan  Albay Case ( Tom Cruise) kendini birden Fransa kıyılarında savaşın tam ortasında bulur. Hiç bir tecrübesi yoktur ve 5. dakikada ölür. (tamam film bitti dağılabiliriz:P) Ölmeden önce Alfa Mimik öldürdüğü için zamanı sıfırlama özelliği kazanmıştır. Öldüğü anda tekrar aynı günün sabahına uyanmaktadır. Bunu çözmesi biraz zaman alır ama çözdüğünde eğlence başlar:)

Filme çok büyük beklentiyle gitmedim ama çıktığımda gayet memnundum. Beklediğimden daha güzeldi sadece aksiyon değil komedi de serpiştirilmişti. Zaman tekrarı yüzünden aynı sahneyi on kez izledik ama her seferinde ayrı bir noktaya dikkat çektiği için sıkılmadan izlettirdi kendini.

Bu özel kıyafet giyme ve savaşma işi bana Attack on Titan mangasını hatırlatmadı değil;) Onun filmini de yapsalar ne bomba olurdu. Bunu 10 yıl sonra keşfettiler bakalım diğerini ne zaman keşfedecekler:P

Film gösterimden kalktı ama siz nasıl izleyeceğinizi biliyorsunuz dostlar;)

Astrea’nın Bakım Atlası’nı Takip Ediyor Musunuz?

Adsız

Astrea’nın Bakım Atlası

Bildiğiniz gibi aylar önce size kozmetik – bakım üzerine bir blog açtığımı söylemiştim. Yaklaşık 6 ay olmuş. Bu sürede elimden geldiğince yazmaya çalıştım. Yeni bir blog açmak, başkaları tarafından okunmasını istemek bu duygular güzel şeylermiş. Zamanında burası için de aynı şeyler hissetmiştim şimdi 5 yıl sonra tekrar aynı heyecanlar:) Ne diye duygusala bağladım yaa:))

Diyeceğim o ki ilgi alanı olan arkadaşlar takip ediyor musunuz? Sizce nasıl gidiyor tam gaz devam etmeli miyim? Ya da neleri değiştirmeli neleri geliştirmeliyim? Burası olmamış dediğiniz yerler nereler? Diye sizin fikirlerinizi almak için yazmak istedim:)

Aynı Yıldızın Altına Filmine Gittik

Ayni-Yildizin-Altinda-620x250

Artık bloga döndüm demiştim değil mi? Evet evet yazmaya okumaya izlemeye kaldığımız yerden devammm:))

Geçtiğimiz gün Kitap Oburlarından Codex, Elenda ve Yorum Durağım’ın yazarı Damyworld ile Aynı Yıldızın Altında’ya gittik. Ne zamandır görüşmek istiyorduk filme kısmetmiş:)  Kitabını neredeyse 6 aydır falan alıp okuyacağım diye dolanıyordum ama son zamanlarda ki yoğunluktan okumaya fırsat olmadı ben de filmi çıkmışken izlemek istedim. Bir de kızlar çağırınca onlarla film keyfini kaçıramazdım:) Filmden önce bir yemek faslı olmazsa olmaz bir de film sonrası sohbetleri tabiki;) Bir de film afişinin önünde fotoğraf çekme macerası yoo yoo bundan bahsetmeyeceğim vazgeçtim:P

315xiZV

Gelelim esas konumuza filme; sürekli kitaptaki gibi mi diye kızlara sorduğum için ve sonrasında yorumları okuduğum için filmin iyi bir uyarlama olduğunu söyleyebilirim sanırım. Filmin konusundan bahsetmeyeceğim bence artık bilmeyen yoktur. Bahsetmek istediğim klişe bir konu olan ölüm ve aşk konusunun nasıl işlendiği. Bir çok acıklı aşk filmi izleyip gözlerimiz kızarana kadar ağlayan insanlar olarak özellikle Kore romantik filmleri geçmişi olan bizler aşk filmleri konusunda çıtayı baya yükseldik. Artık her ağlatan filme “çok güzeldiii” diye bayılmıyoruz malesef. Malesef diyorum çünkü insan bazen şöyle bir ağlamaklı film olsa da izleyip rahatlasak  diyoruz ve bir film açıyoruz. Daha ilk dakikadan acıtasyonu dayıyolar burnumuza o yüzden çok da içten gelmiyor. Yani en azından benim için öyle. Bu tarz filmlerde genellikle doğallığı ve içtenliği arıyorum. Bu filmde de o içtenliği buldum:)

filme1512_f2

Filmin başında kızımızın söylediği gibi bir hikayenin nasıl anlatıldığı çok önemlidir. Üzücü bir konuyu esprili bir dille anlatabilirsin ya da komik bir  durumu oldukça ciddi ya da hepsinden biraz tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi…  Filmimiz de hem eğlenceli sahneler hem üzücü sahneler vardı. Ölüm hakkında birbirinden farklı düşünen ama iki düşüncenin de size oldukça mantıklı geldiği bir olgunlukta… Aslında daha çok Hazel’in fikirlerine daha yakınım ama Gus’sın ki gibi hayal hepimizin içinde vardır. O yüzden kendimizi iki karaktere de yakın hissediyoruz.

safe_image

Sözün özü gidin efenim bu filme mümkünse bir arkadaşınızla, sevgilinizle, eşinizle gidin, hatta gitmeden önce kitabını okuyun  ama birbirine çok iyi uyum sağlamış, rollerini çok iyi yapan bu çifti bir de beyaz perde de izleyin:) Şimdi sizi bu güzel fotoğrafla baş başa bırakıyorum:

B2JSCIR

*Bütün fotoğraflar alıntıdır.

Oliver Stone ve Peter Kuznick’ten ABD’nin Gizli Tarihi Belgeseli

amerika

Bir görüşmek üzere yazmışım ki üzerinden ay geçmiş. Ne bitmek bilmez araymış dimi ama:) Yeniden merhabalar, blogumu çok özledim ama ne biçim özledim anlatamam:)

Birkaç gündür bu belgesele takmış durumdayım. Aslında KPSS’de ki Çağdaş Dünya Tarihi konularına faydalı olsun diye izlemeye başladım ama o kadar sardı ki film gibi sonunu merak eder oldum. Bir Amerikalı olan ve Vietnam savaş gazisi olan Oliver Stone’nin kendilerine anlatan tarihin yalanlarla dolu olduğunu düşünmesiyle ve kendi halkı başta olmak üzere tüm dünyaya gerçek tarihi anlatmak istemesiyle ortaya çıkmış bir belgesel. Aslında sadece atom bombası başta olmak üzere bombalar konusuyla film şeklinde planlanmış ama daha sonra siyasi tarih de içine alıp 10 bölümlük bir belgesel dizisi haline gelmiş.

130226-abd-gizli-2.hlarge

2. Dünya Savaşın’dan başlayan belgesel, gerçek görüntüler, ses kayıtları ve gizli kalmış hikayelerle öyküleyici bir anlatımla tarihi gözler önüne seriyor. Amerika’nın 2. Dünya Savaşını ve tüm dünyayı nasıl şekillendirdiği, gizli projeler, verilen yanlış kararlar anlatılmış. Özellikle konusu  Atom Bombası  olan 3. bölümden çok etkilendim. Hiçbirini izlemiyorsanız bile sadece o bölümü izleyin derim. Japonya’nın yenilgiyi kabul edip, teslim olmak üzere olduğunu bile bile sırf dünyaya güç gösterisi yapmak isteyen Amerika’nın, daha doğrusu binlerce yanlış karar alan Başkan Truman’ın aşağılık kompleksinin büyük bir örneği göstererek sivil bir halka yaptığı zulüm. Oliver Stone özellikle Truman’ın halka başarılı bir lider gibi lanse edildiğini ve yıllarca böyle öğretildiği anlatıyor. Ve Truman yerine, barış ve eşitlik yanlısı olan Roosevelt zamanının başbakanı  Wallace başkan olsaydı şuan tarih bambaşka olabilirdi. Ama her zaman ki gibi büyük firmaların Truman’ı başa getirmesiyle tarih çizilmiş oluyor.

atom-bombası-sonucu

Nazi Almanya’sının Hitler zamanı ve sonrası halleri, diğer ülkelerin üzerinde kurduğu planlar. ABD ve Sovyet Rusya arasında kalan Avrupa ve güçlü İngiliz stratejileri. Bozulan kararlar ve bombalanan sivil kentler, ölen binlerce hatta milyonlarca insan… Hepsi o masa başı alınan kararlar, sözleşmeler, kişisel çıkarlar için…

-abd-gizli

Bir bakıma Amerika’nın kendi kendini eleştirisini içeriyorsa da hala gerçek tarihi anlattığını söyleyemeyiz değil mi? En azından geçmiş zamanlar hakkında bize fikir verecek kendimiz var olan diğer bilgilerimize  göre yorumlayacağız. Türkiye 2. Dünya Savaşına girmediği için bize o dönemler pek anlatılmaz okullarda, tarih hep bir yerde biter. Gerisini bilmiyoruz itiraf edelim yakın tarihimizden kaçımız haberdarız? Osmanlı padişahlarını say desek bir çoğumuz sayar ama cumhurbaşkanlarımızı say desek “ımm şey hangisi önceydi ki,  kim vardi ki..” diye şüpheye düşeriz. Benim kendim adıma aldığım kararlardan biri yakın tarihimizi ve dünya tarihimizi öğrenmeye çalışacağım. Bunun için gerek belgesellerden gerekse romanlardan bir şekilde sıkılmadan okuyabileceğim ve izleyebileceğim şeyler bulacağım. Ve dilerseniz bunları sizinle paylaşırım:)

ABDnin-Gizli-Tarihi-Oliver-Stone-The-Untold-Story-of-The-United-States-15

Tekrar belgeselimize dönecek olursak, “tarih tekerrürden ibarettir” sözünü binlerce kez doğru olduğu izliyoruz. Hep aynı hatalar yapıyor hep aynı sonuçlar çıkıyor ama kimse dönüp de geçmişe bakmıyor. Önce Almanya’ya kızıyorsunuz Rusya’da binlerce insanı katlettiği için sonra Rusya’ya kızıyorsunuz karşı saldırıda Almanya’dan öcünü alırken masum halkı da öldürdüğü için, önce Japonya’ya kızıyorsunuz Çin’i ve uzak doğunun bir çok bölümünü gaddarca sömürgesi yaptığı için sonra Amerikaya’ya kızıyorsunuz Japonya’da gereksiz yere Atom bombasını kullandığı için…

ap110503171685_wide-5d2e0c9a38344a5ee227d81ef41a134d0ae731ff-s6-c30

Savaş bitiminde mahvolmuş bir Avrupa izliyoruz sonra nasıl küllerinden doğduğunu ve kendini nasıl geliştirdiğini. Tarihten ders almazsak yine aynı şeylerin olacağını biliyoruz ama tarihi ne kadar iyi biliyoruz ki?

Bir yerden başlamak lazım diyorsanız, sıkılmadan izleyeceğiniz bu belgeseli öneriyorum. Nereden izleyebiliriz bunu derseniz:  bu siteden izliyorum. Yakın Türk tarihi içinde izlemek istediğim bir kaç belgesel var. Onları izlediğim de tekrar görüşürüz;)

 

Kısa Bir Merhaba…

tumblr_ly3scnyqh81qes0s5o1_500

Geçirdiğimiz bu zor günlerde buraya yazacak kelime, diyecek söz bulamadım çünkü ne yazsam ne desem yaşananlar üzerine az kalacak gibi geliyordu… Bu yüzden kusuruma bakmayın bir süre sonra görüşmek dileğiyle…

Kendinize çok ama çok iyi bakın…

Kendisi İnsan K-pop Dükkanı Açmış Duydunuz mu?

kendisi dükkan

 

Size güzel haberlerim var,  özellikle k-pop severlere:) Severek takip ettiğim Kendisi’m olan Kendisi İnsan facebookta bir dükkan açmış. Albümlerden, bilekliklere, yüzüklerden kolyeye kadar bulabileceğiniz her türlü Hallyu malzemesi:)

Peki nasıl ulaşıyoruz bu dükkana derseniz:

Blog Adresi

Facebook Adresi

Ürünlerden bazıları:

page

Şu sıralar bir de çekiliş yapıyor Kendisi, kaçırmayın derim;)