Japonya: Tapınak Gezmeye Devam (2)

DSC05410

İvet Japonya yazılarına  kısa bi ara vermiştik şimdi devam ediyoruz. Tapınakların çokluğundan ilk yazıda bahsetmiştik anca 2 yazıda bitirebileceğiz. (Umuyorum yani şimdi yeni başladım da belli de olmaz, 3 yazı da olabilitesi var dostlar:P) Hatta bir de ektra gezilerde de tapınak vardı da biz artık almayalım dedik, Budist olup dönücektik asdsasd

Nerede kalmıştık?

En son Kyoto şehrinde Kiyomizu Tapınağı’nı görmüşüz.

Fushimi İnari Sinto Tapınağı

Bu tapınak  Şintoizm Dini’ ne göre Pirinç Tanrısı’ na (İnari) adanmış. Önemli özelliklerinden biri içinde binlerce tapınak kapısının olması. Tapınak kapılarına “torii” deniyor ve önemli bir yere sahipler. Bu tapınağa genellikle büyük şirket sahipleri gelirler ve işlerinin yolunda gitmesi için dilek dilermiş. Eğer dilekleri kabul olursa tapınağa üzerinde adının yazılı olduğu bir tapınak kapısı bağışlarlarmış. Bir çok iş adamının dileği kabul olmuş ki irili ufaklı bir sürü kapı vardı.

DSC05418

DSC05411

DSC05421

DSC05422

Dileklerinizi küçük Torii’lere yazarak dilek bölümüne asıyoruz. (yani biz değil onlar işte adsdsds gerçi İngilizce yazılı dileklerde görmediğim değil:D)

DSC05430

DSC05429

Bağışlanan kapılar tapınağın zirvesine kadar bir tünel oluşturmuş.

DSC05431

DSC05436

Yeşillik olmazsa olmaz, bir tapınağın en önemli şartı:P

DSC05438

Tapınağın simgesi tilki, akıllı, kurnaz, işini bilen birini sembolize ediyor. Tapınakta ki tilki heykellerinin ağzında farklı şeyler vardı. Birinde anahtar (başarının anahtarı olabilir:P), birinde kalem gibi bir şey, aşağıda kinde de süpürge gibi bir şey var. Ne anlama geliyor sormak aklıma gelmedi:/

DSC05445

Buradan sonra otobüsle Arashiyama’ya geldik burada bambu ağaçlarıyla çevrili bir yoldan geçerek bir tapınağa ulaştık ama adını bilmiyorum napcaz adsdsfdsd çok da büyük bir şey değildi aslında burada ki amacımız bambu ormanını görmekti:D

Otobüsten indiğimizde yağmur başladı ama böyle tatlı tatlı azar azar yağdığı için şemsiyeye gerek duymadık. (yoh şemsiyemiz olmadığından değil yani adassafd) Sonrasında otobüs şöförümüz nerden bulduysa gidip herkese şemsiye almış:D

Şimdi benim Japonya’yı gezdiğim terliklerimle “Beni Japon yağmurlarında yıkasınlarr yıkasınlarr” temalı fotoğrafımı göreceğiz.

DSC05460

Şu soldaki arabacı amcanın geldiği yoldan devam ederek bambu yolculuğuna çıkıyoruz.

DSC05461

DSC05465

DSC05466

Bu tapınağın özelliği ise çocuğu olmayan kadınların çocukları olsun diye dua etmeye gelmesi ya da çocuklu kadınların çocuklarına sağlık dilemek için gelmesiymiş.

DSC05469

DSC05471

DSC05479

Asakusa Tapınağı

Vee gezimizin son durağı olan Tokyo şehrine varmış durumdayız. Burada ki tapınaklar diğerlerine göre daha ünlü ama bana sorarsanız diğerleri daha güzeldi^^

DSC05860

Asakusa’ya gitmek için biraz yürüdük burada bi okul gösterine denk geldik, şu çocuklardan biri kaçıracaktım yaa ahh ki ahh adsdsads

DSC05861

DSC05862

DSC05864

Asakusa’nın bir de meşhur hediyelik çarşısı var.

DSC05866

Japonların içine tatlı siyah fasulye ezmesi koydukları bir keki var. Bunu çarşıda taze taze el işçiliği ile yapıp satıyorlardı. Bizimkilere aldım pek sevdiler 2 günde bitti adsdsafds

DSC05867

DSC05868

Meiji Şinto Tapınağı

Gezimizin son ama Japonya’nın en ünlü tapınağı olan Meiji’ye  geldik. Japonya’ya gitmeden önce burayı TV de görüp “acaba bende görebilecek miyim?” diye düşünmüştüm orayı gezerken bunlar aklıma geldi duygulu anlar yaşadım afdsfdsafds Deprem olduğunda Tokyo’da yaşayan insanlar Meiji’ye gelip dua edermiş. Ve ilginç bir tesadüfe göre Japonya’da tapınaklar genelde fay hattı olmayan yerlere kurulmuşlar.

DSC05878

Bunları televizyonda gördüğümde büyük ve köklü şirketlerin isminin yazdığını söylemişlerdi.

DSC05879

DSC05880

DSC05881

Meiji’den Harajuku’ya çıkan bir yol var. Bu bilgiyi de vermesen edemedim. Harajuku’ya mutlaka gidin;)

Tapınak postlarını böylece bitirmiş olduk. Şahsen hepsine hayran kaldım ve iyi ki görme fırsatı elde ettim diye düşündüm. Yeni yıla girmek üzereyken, umarım hepimiz hayallerimize kavuşur isteklerimizi gerçekleştirebiliriz diyorum.

Nice mutlu yıllara, kendinize çok iyi bakın bir sonra ki postta görüşmek üzere;)

Japonya postlarımı şu linkten takip edebilirsiniz.

Japonya’da ki İlk Gezi Noktası: Osaka Kalesi

Bundan sonraki postlarım genel de fotoğraf ağırlı olacak dostlar. Araya bir iki anı da sıkıştıracağım. Umarım gezmiş görmüş kadar olursunuz diyerek fotoğraflara boğacağım blogu azcık.

Osaka’da ki ve turumuzun ilk durağı olan Osaka Kalesi ile başlıyalım. Böyle yeşillik dolu bir bahçede yarım saat yürüdükten sonra kaleye ulaşabildik.

Birazcık bilgi vermek gerekirse: bu ilk yapılan kale değilmiş. İlk yapılan kale düşman tarafından yıkılmış. Sonra kral yenisini yaptırmış ama bu seferde kendisi bir savaş taktiği olarak tekrar yıktırmış. En son Mejii döneminde kale aynı yere aslına uygun olarak tekrar yapılmış ve Osaka’nın simgesi olmuş.

Her tapınakta bulunan ve hepsinin ayrı bir güzelliği olan çeşmelerden^^

Bu bir duvar değil, dünyanın en büyük taşıymış. Bu şekilde çok yüksek bir duvar gibi gelenleri karşılıyor.

Kale yavaş yavaş görünmeye başladı.

Kalenin sağında bir müze vardı ama bizim gittiğimiz gün kapalıydı. Zaten müze gezmeyi sevmediğim için beni pek etkilemedi bu durum:)

Asansör biraz tarihi dokuyu bozsa da kalede çok eski sayılmaz diyerek görmezden geliyoruz:)

Turla gittiğimiz için genelde toplu halde hareket ediyorduk. Gerçi Kimbapsushi ile ben genelde ayrı takılıyorduk gruptan ama belli bir yerde uymak şarttı. Grup kalenin içinde ki müzeyi görmek istedi, bu sefer ben çıkıntılık yaptım, kaleye girmek yerine etrafı keşfe çıktım. Kalenin karşınındaki gölü bu açıdan fotoğraflıyordum. Sonra bir amca bisikletiyle geldi ve balıklara ekmek attı. Ben de kıyın kıyın yanaşıp baıklara baktım. Sonra amca bana Japonca bir şeyler söyledi ama ben doğal olarak anlamadım. Sonra beni takip et işareti yaptı. Ben de peşine takıldım gölün karşı tarafına geçtik, buradaki manzarayı gösterdi. Meğer bana buradan daha güzel görünüyor türünden bir şeyler demiş.

Sonra tek tük ingilizce kelimelerle ve tarzanca amca ile sohbet ettik. Mesela bana “Country?” dedi. “Turkey” dedim, tanıdık gelmedi. Japoncası “Turuko” dedim yine tanıdık gelmedi. Avrupaya yakın diye anlatmaya çalıştım ve en son yere dünya haritası çizdim adsdsdasd yuvarlak bir Avrupa kare bir Türkiye çizdim, Japonya’nın yerini gösterdim ve birden “İstanbul” dedi:)

Sonra amcam bisikletinden kaynamış yumurta çıkardı ve soyup yarısını bana verdi. Diğer yarısını da göldeki balıklara attı ben de onun yaptıklarını yaptım. Japonca konuşuyordu ama arada İngilizce “small fish” gibi şeyler söylüyordu:) Anladığım kadarıyla yavru balıklar yumurtayı seviyormuş:D

Sonra amca ile vedalaşıp kalenin girişine gidip bizimkileri beklemeye başladım. Grupla tekrar gölün karşı tarafına geçip kalenin göle yansıyan manzarasında bir toplu fotoğraf çekimi yaşadık.

Bugünün devamını Kimbapsushi’nin buradaki yazısında bulabilirsiniz.