Takayama Butik Otel: Yoksa Bir Mangada Mıyız?

DSC05727

Blogu yazı yazdığımdan  beri uzun zaman geçmiş olsa gerek nasıl başlayacağımı bilemedim dostlar^^ Japonya gezimizin Tokyo’ya gelmeden önceki son durağı olan Takayama’da kaldığımız bir otelden bahsedeceğim. Gezideki en Japon(?) olan yer burasıydı sanırım:P Mangalarda, animelerde karakterler böyle kaplıcalı tatillere giderler yaa, işte tam oradaydık dostlar. Şimdi sizle “Oradaydım” temalı fotoğrafları göz yaşları içinde paylaşacağım;) Bir post yazmaya açıyorum fotoğrafları hepsine bakıp bakıp iç geçiriyom dostlar, valla gidip görmeyince özlem bu kadar olmuyormuş onu anladım:/

Dur bak ağlamadan fotoğraflara geçicem^^

DSC05728

Böle böle yollardan caddelerden geçerek böyle yükseklerden bir yerde olan otelimize doğru yola çıktık.

DSC05729

Otelimiz buydu, eskiden çok zengin bir ailenin evi olarak kullanılıyormuş sonradan otele çevrilmiş.

DSC05781

Burasıda lobi:P Ne kadar da Türk tarzına benziyor değil mi? Soba, kurutulmuş kışlıklar falan^^

DSC05732

Yemek salonumuz. Bizim için önceden hazırlamışlar. Bu arada otele bakan yaşlı bir çift vardı sadece, onlarda orada yaşıyorlar ve her şeyle tek başına ilgileniyorlar.

DSC05733

Ev de bir çok antika eşya vardı. Sanırım eskiden evde kullandıkları eşyaları saklamışlar. Çok eski telefonlar, müzik aletleri evin çeşitli yerlerine  yerleştirilmişti.

DSC05739

Vee işte o an bu odayı görünce bir çarpıldık bir vurulduk, kağıttan perdeleri okşadık asdsadafdafs futon da yatıcaz oğlummm diye triplere girdik:D Hee rahatmıydı diye soracak olursanız yatak gayet rahat ama yastıkların içini küçük boncuk tarzı bir şeyle doldurmuşlar. Tam kafanın geldiği yeri, muhtemelen sağlıklı bir şeydir ama rahat olmadığı kesin.

DSC05742

Tamam gülmeyin o kaa gitmişiz bi yukata giymezsem olmazdı:P

DSC05753

Kaplıcadan bahsetmişken, otelde 3 tane bu boyutlarda kaplıca havuzu vardı. Bu şehir manzaralı olan iç tarafta, biri bahçede ve baya otantik bir şeydi ama orası baya doluydu boş anını yakalayamadım:D

DSC05755

Kaplıcadan sonra yemeğimiz hazır bizi bekliyordu^^

DSC05765

Yediğimiz en lezzetli yemeklerden biriydi, çok çeşit olduğu için arada çok hoşlanmadıklarımız çıksa da  tadına bakma amaçlı hepicini yedik kıh kıh kıh^^

*Bu sofrada pişen et yemeğinin adı Hideku (Hide’nin eti), normalde ocağının altına bir adet mum benzeri bi ateş kaynağı koyup pişirerek yiyorlar ama bu bizim için yarı çiğ sayılıyor o yüzden bir o küçük mumlardan 3 tane kullanıp öyle pişirdik:)

*Küçük tatlı patatesler: Cagiama, çok ama çok lezzetliydi^^

*Çiğ balık dediğimiz Sashimi, soya sosuna batırıp yiyoruz^^

*Sol üst köşede ki tabakta,  bal kabağı, bambu, yumurta, bezelye ve bir çeşit patates var.

*Domates, salatalık ve yumurtaya sarılmış yengeç eti de de turşu gibi yeniyormuş, adı sunomono.

*Ramene benzeyen ve ondan daha ince olan Somen, sadece yazın yenen soğuk makarna gibi bir şey ve tatlı olarak kavun;)

Japonya’da yediğimiz diğer yemekleri merak ediyorsanız, dostum kimbahsushi yemeklerle ilgili şukella bir yazı yazdı. Sizi oraya davet ediyorum.

DSC05778

Yemekten sonra herkes odasına çekildi biz de gençler olarak üst katta oturup çay içtik.

DSC05779

Bu da üst katta bahçeye bakan bir balkon^^

DSC05772

Şu arka bahçenin huzurlu görüntüsüne  bakar mısınız?

DSC05774

Ertesi gün de  has Japon kahvaltısı ile güne başladık. Neler yediğimize bakarsak; manolya yaprağı üzerinde pişirilmiş, saya filizi, pırasa, soğan, mantar gibi sebzeler. Misa çorbası (fotoğrafta yok sonradan geldi), salatalıkların yanında ki Takayama’ya özel bir turşusuymuş. Küçük tabaktaki bir çeşit tofu^^ Paketin içinde yosun var, önce soya sosuna batırıyoruz sonra pirinç lapasını sarıp yiyoruz:)

Bu arada bunların adını nasıl aklında tuttun diye merak ederseniz. Tabiki tutmadım:P Günlük tarzı küçük bir defter tutup yediğimi içtiğimi yazıyordum:) Böle elinde defter sofrada harıl harıl yazan birini hayal edin;)

DSC05783

Ve göz yaşları içinde oteli terk etmeden önce çektiğim son fotoğraflardan^^ Hem bu otelden ayrılacağımıza üzülüyorduk hem de sonunda Tokyo’ya gideceğimize seviniyorduk, öle bi karışık ruh hali içindeydik dostlar. Aslında burada bir gün daha kalsaymışız ne güzel olurmuş, o kadar gezdikten sonra kaplıca iyi gelmişti^^

Bir Japonya gezisi temalı postun daha sonuna geldik, ben diğer fotoğraflara bakıp ağlarken umarım sizi bu otelde gezmiş kadar olmuşsunuzdur fotoğraflarla;)

Reklamlar

Japonya: TV’lerde, Billboard’larda Tanıdık Yüzler

Yine gezi yazılarının arasına karışmış, arada kaynamayı amaçlayan saçma bir postla karşınızdayım. Ama böyle postları sevdiğinizi itiraf ettiniz, benim suçum yok:P Efenim Japonya’ya ilk ayak bastığımız saatlerde, ki bu gece oluyor bu yüzden hemen otele yerleştik. Hemen yakınlarda bir markete giderek ihtiyaçlar zincirinde birinci dereceden ihtiyaçlara giren yemek ihtiyacımızı karşıladık. (Bir cümle bu kadar uzatılabilir, Nobel’e adayım bence:P) Sonra “Yaa şu TV’yi açalım bakalım ne var.” derken, dakka bir gol bir karşımızda Matsu. (Bundan sonra 7/24 her yerde Matsu’yu göreceğimizi bilmediğimiz için ilk günden bir heyecan yaptık. Bir zamanla PC ekranından izlediğimiz adamlar aç TV’yi karşında falan^^

Matsu’nun pijamaları giyelim rahat rahat takılalım tarzındaki gece programından görüntüler:

Bu günden  sonra Matsu adeta bir dost bir sırdaş bir günlük gibi hayatımızdaydı adssadsda Hangi kanalı açsak onu gördük, hangi reklamı izlesek o çıktı hangi billboard’da baksak o vardı. Japonya demek Matsu demekti adsfsadsad abarttığımı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Japonya’da bir Matsu bir de One Piece her yerde karşımıza çıktı:D Türkiye’ye döndüğümüzde en çok onun eksikliğini hissettik adsdasd

Matsu kirpiklerine  sahip olmak ister misiniz?

Yeni bir şehir, yeni bir otel ve yeni bir dizi:P Gündüz bedevi gibi yürüdüğümüz için gece de TV karşısında sızıp kalıyorduk. Bu saatler de ya eğlence programları ya da dizilerin tekrarını veriyorlardı. Biz de reklamını gördüğümüz Matsuda Shota’nın yeni dizisine denk geldik. Japon tarihi dizisi ilk defa izledik ve oldukça beğendik. Dönünce bunu netten izleyelim diye listeye aldık. İlgilenenler için dizinin adı Taira no Kiyomori kadro baya sağlam, dizi de güzeldi alt yazısız bir bölüm izledik valla:)

Buda benim 465465 kez Kame’ye benzettiğim Sato Takeru’nun konuk olduğu bir program. Kimbapsushi‘de yılmadan yıkılmadan her seferin de “O Kame değil hani ona çok benzeyen..” diye açıkladı garibim adassdasd

Veee benim tontişim TV’de, bu günleri de mi görecedim tombik yanaklımı TV’ler de mi izleyecektim ahh ahh diye göz yaşlarına boğulurken bir baktık program bitmiş. Sonuna denk gelmişiz, nası bir program anlamadım ama tombik yanağımı 3 dakikalığına gördüm yaa yeter adsasdad

Zaten biz de hala Kame’yi göremediğimizi şaşırmıştık ki çok eğlenceli bir programa denk geldik:)

Şimdi ekrandan biraz uzaklaşıp sokaklara gidelim kimleri göreceğiz:)

Evet evet yanlış görmediniz Kim Hyun Joong:D

Ah böle fotoğraf ağırlıklı postlar yazmayı çok sevdim ben yaa, en sonunda  tumblra döndüreceğim blogu tam olacak^^ Daha az  fotoğraf daha çok yazı yazdığım postlarda görüşmek üzere dostlar^^

Güney Kore Incheon Havaalanı ve Macera Başlıyor

Başlıkta Ayşegül’ün Maceraları, Ayşegül Piknikte, Ayşegül Yine Nerelerde Sürtüyor Kimbilir  tarzı kitap adı gibi oldu kusura bakmayın ama ben de ki yaratıcılık sınırlı dostlar. Bir önceki yazdıda Güney Kore havasını bir kaç saat soluduğumuzdan bahsetmiştim. Osaka’ya Seul aktarmalı gittik. Gidişimiz Seul’de Tayfun olduğu zamana denk geldiğini için hem İstanbul’dan hem de Seul’dan rötarlı uçtuk. Hatta bir ara Seul’de 7-8 saat kalma ihtimalimiz vardı ama hava iyi olunca bir saatlik bir erteleme oldu sadece:/

Yine ayrıntılarda boğuluyorum değil mi? Bu ayrıntıları geçecek olursak Güney Kore Hava Yolların’dan pek memnun kaldığımızı bildirmek isterim. Hostes kızlarımız pek şekerdi, gerçi İngilizce konusunda pek iyi değillerdi ama hangimiz çok  iyiyiz dostum:P

 Uçakta saatlerce ne yaptım sanıyorsunuz, tabiki gazete okudum adsadasds

En azından bir haber okudum yaa, tayfundan kocaman ağaç devrilmiş insanlar seferber olmuş. Biz de ne çatılar uçuyor iki rüzgarda hey gidi hey:P

Şu minicik ekran bizi saatlerce oyalamaya yetti. İçinde yeni çıkan filmlerden, albümlere, oyundan habere her şey vardı. Giderken Artist filmini izledim dönüşte de Man In Black 3 ve Avangers filmini izledim. Bol bol müzik dinledim. Bir Koreli şarkıcı keşfettim ve albümünü çok beğendim. (yakında size bahsediceğim)

Bunlar dışında bol bol yedik içtik diyebilirim çünkü sürekli bir servis olayı vardı. Fotoğraftaki Bibimbap ama tabiki uçak usulü olunca öle çok sebze yoktu. Yanında meşhur turşulardan vardı onu çok sevdim.

Bu da Osaka’ya uçarken yediğimiz sushi aslında ama onun pilav üstü hali asdasdsda Yanında da dillere destan Japon birası Asahi’yi lk kez içtik ve tutkunu olduk dostlar. Hostes kızlarımız servisler de Avrupa mı Kore mi diye soruyorlardı. Bunlar dışındakileri Avrupa usulü istediğimiz için onları fotoğraflamadım.

Dönüşte hava alnında  kraliyet ailesini anlatan bir tiyatronun tanıtımı vardı. Hatta yürüyüşten sonra durup fotoğraf çektirmek isteyenleri kabul etmişler  ama ben o sırada müzik marketteki dergilere sulandığım için kaçırmışım.

Adamlar dizilerini, filmleri her şekilde kullanıyor azizim. Hediyelik şekerlemelerin üzerinde dizi fotoğrafları ve müzik marketteki dergilerden bazıları.

Son olarak da namcalar gibi pantolon katlayan ben. Eee havaalanı modasına uymak gerek:P

Geldim Ben:)

Selamlar, sevgiler…

Bir aylık bir aradan sonra bloga dönüş yaptım, siz beni özlediniz mi bilmiyorum ama ben blogumu özledim yaa:) Neeyy özlemediniz mi, napalım canınız sağolsun:)

Bu bir aylık süre benim için baya yoğun ve değişikliklerin olduğu dönemdi. En baştan başlamak gerekirse,  rüzgarlı bir ekim ayında gece yarısı doğumhanede adsdsdas çok başa gittik durun biraz ileri sarıp bir ay öncesine gelicem…. Sonunda bir yıldır planladığımız şeyi yaptık ve yeni bir eve taşındık. Taşınmaları toplanmaları seviyorum ama o tekrar yerleştirme kısmı yok mu, beni öldürüyor. Ben milyonlarca kutu toplayayım ama yeter ki o kutuları açıp yerleştirmeyeyim. Evi yerleştirirken bir yandan da bavul hazırlama telaşı vardı.  En büyük gelişmelerden biri de  Kimbapsushi ile birlikte Japonya’ya gittik. Daha önce blogda hiç bahsetmedim çünkü kesin değildi. İlk başta gezimiz Kore- Japonya idi ama sonra uçak biletlerinde çıkan aksilik yüzünden sadece Japonya oldu. İlk başta üzülsek de şimdi bakınca böylesi daha iyi oldu diyoruz. Öbür türlü iki ülke kısa sürede tam anlamıyla gezilemeyecekti ve içimizde kalacaktı. Şimdi bile 2 hafta Japonya’ya doyamadık. Sırada Güney Kore var, umarım bizim ve sizin hayalleriniz gerçek olur;)

Japonya ile ilgili gezi yazılarını ilerleyen zamanlarda yazacağım. (tabi okumak isterseniz^^) Dostum Kimbapsushi burada anlatmaya başladı. Hangi şehirleri gördüğümüzü, neler yaptığımızı öğrenmek isterseniz takipte kalın. Ben  mekan mekan yazmayı planlıyorum bakalım becerebilecek miyim:) Bu arada yukarıda ki fotoğraf  Tokyo’dan, daha bir sürü fotoğraf var ve sizlerle paylaşmak için sabırsızlanıyorum:)

Japonya’dan dönüşte uzun uçak yolculuğu ve zaman farkından dolayı 2 gün sersem uyuyarak geçirdim. Akşam olur olmaz yatıp sabahın köründe kalkıyordum ve gün için de 4654 kez kestiriyordum. Neyse ki zamanla uyku düzenim yerine geldi ki gelmek zorundaydı çünkü gitmeden başvurduğum bir işe kabul edildim ve çalışmaya başladım. İşte bu bir aylık sürede bunlar oldu. Eve internet bağlandı ve sonunda buradayım.

Diğer postlarda görüşmek üzere arkadaşlar^^