Koreliler ve Sevgiliye Ayakkabı Hediye Etme Mevzusu

Yoo yoo moda bloguna çevirmedim yanlış gelmediniz durun gitmeyin hala eski Astrea….

Dizi izlerken esas konudan çok  gereksiz ayrıntılara takılıyorum sanırım ya da belki de onlar çok gerekli siz bilmiyosunuz:P Efendime söyliyeyim Lee Min Hoo’nun ceket yakalarının çift olmasını çok sevdiğimden bahsetmişim şu postta ya da şu postta Kang Ji Hwan’ın yakasına taktığı süslerden bahsetmişim. Durun ya sanırım cidden gereksizmiş, bununla yüzleşmem lazım:P

Tamam bunlar gereksiz diyelim peki Kore Dizilerindeki Aşk Açılımına ne dersiniz. Bak bence bu gerekliydi, yetkililer bu düzeni çaktığımızın ve artık bizi kandıramayacaklarının farkında olmalıydı. Yetkililer derken?

Neden mi bunları anlatıyorum tabiki başka bir gereksiz konuya değineceğim kıh kıh kıh

Bu postu Kore dizilerinde çok kullanılan hikaye olan Küçük Denizi  Masalı postunun bir devamı olarak düşünebiliriz. Çünkü yine gerçekte farklı olan ama dizilerde sürekli değiştirilmeye çalışılan bir konudan bahsedeceğim.

Kore dizilerinde sevgiliye ayakkabı hediye etme olayının ilk izlediğim dizilerden olan Coffee Prince’de gördüm sanırım. Han Kyul’un sevgili olduktan sonra Go Chan’a ayakkabı alması beni şaşırtmıştı. Olum ayak numarasını nereden biliyon sen bu kızın? Hem ayak numarasını bilsen bunun buçuklusu var, kalıbı dar olanı var, ön tarafı birazcık sıkanı var… Aaa ayakkabı mı alınırmış hiç ben kendime bile ayakkabı alırken numara sıkıntısı çekiyorum, bu Kore’de milletin ayağı standart mı anlamadım ki? (Ciddi ciddi kız bozmuş kafayı bu mevzuyla yazık)

Sadece bu dizide görsem neyse sonrada karşıma çıkınca bir araştırayım bu mevzuyu dedim ve Kore’de sevgiliye ayakkabı hediye edilmeyeceğine dair bir batıl inanç olduğunu öğrendim. Özellikle kırmızı ayakkabı hediye edilirse sevgilinin terk edeceğine inanılırmış. (Ayakkabıları giyip gidecek gibi bir mantıkla sanırım) Diğer Uzakdoğu ülkelerine baktığımız da; Çin’de sevgili ve arkadaş diye ayırmadan ayakkabı hediye etmenin karşındaki kişiye kötü şans getireceğine inanılırmış. Bu da “ayakkabı” ve “kötü şans” kelimelerinin yazılışlarının benzer olmasıyla alakalıymış. O zaman bu inancı yıkmak için dizilerde kullanıldığını düşünmüştüm ve bu konuyu hafızamın uzak köşelerine kaydetmiştim.

Şimdi A Gentleman’s Dignity’de bu konu vurgulanarak işlenince artık bir post yazmanın zamanı geldi diye düşündüm. Üstelik genelde hep Erkekler, kadınlara ayakkabı hediye ederken bu dizide kadınlarda  karşı atak olarak ayakkabıyı kullanmaya başladı. Sanırım aynı durum I Do I Do’ da da varmış ama onu izlemediğim için bir yorum yapamayacağım. A  Gentleman’s Digity’ de bu sahne zaten favori sahnelerim arasına yerleşti sırf şu ayda 100 Won mantığı yüzünden.

Biraz spoiler vereceğim ama  seyir zevkini kaçıracak türden değil hatta izleme isteği uyandıracak türden;)

Seo Yi Soo’yu 100Won’dan pahalı hediyeleri kabul etmediği için Kim Do Jin’in hediye ettiği ayakkabıları geri veriyor. Bunun üzerine Kim Do Jin gidip daha pahalı bir ayakkabı alıyor ama ayda 100 Won’luk taksite böldürüp her ay bir hediye aldığını düşünmesini istiyor. Kim Do Jin’den beklenen bir hareketti:)

Baktılar öyle kız arkadaşa ayakkabı hediye ettiğini göstermeyle bu inancı kıramayacağız bir de karşı taraf da ayakkabı alsın dediler. O da olmadı birbirlerine hediye ettikleri ayakkabılar ile bir gezinsinler (yukarıdaki sahne) bir dolaşsınlar bak hiç kaçıyorlar mı? Zaten kaçsalar ikisi birlikte kaçar bu durumda ama önemli olan aynı yere kaçsınlar farklı yönlere değil:P

Bu  inançları kırma düşüncesi benim fikrim belki çok farklı amaçları olabilir ya da hiç bir amacı da olmayabilir. Sadece bu sahne hoşlarına gidiyordur ya da ayakkabı firmaları hep dizilere sponsor oluyordur falan:) Siz ne düşünüyorsunuz ve hangi dizilerde bu ayakkabı hediye etme mevzusuna rastladınız diye soracaktım:)

Hikayemin Fon Müziği -Mim-

 Yine bir mim yazısıyla karşınızdayım sevgili okuyucular! (pehh sabah şekeri kıvamında program açılışı yapar gibi hisettim kendimi hemen eski halime dönüyorum:P )

Mim yazmayalı uzun zaman olmuştu dimi:P (mesela 2 post önce haha) Bu aralar ne kadar çok mim dönüyor bloglarda, bende bu aralar pek post yazamadığım için mimlerle doldu blogum. Bi konsept değişikliğine gidip Astrea’nın Mim Atlası mı yapsan blogun adını:P  Evet herzamanki gibi gevezeliğim tuttu, mim konumuza dönelim. Sevgili Chibicim beni hayatımın fon müziklerini (3 tane) yazmak üzere mimlemiş, buradan ona teşekkürleri sunarım. Çok güzel bir mim konusu olmuş, kim başlatmışsa tebrik ederekten başlıyorum:

Une Belle Historie (Michel Fugain)

İşte Fransızca öğrenme nedenin, yok yok sadece bu şarkı yüzünden değil genel olarak bir Fransızca hayranlığım vardıda şarkılarda daha bir güzel oluyo bu dil. Güzel bir roman, güzel bir hikaye, günümüzün masalı diye başlıyor şarkımız.

J’y Suis Jamais Alle (Yann Tiersen)

Amelie izleyipte bu müziği sevmeyen var mıdır acaba 🙂

It’s Love! lalala (The Melody)

Bu şarkıda hikayemin eğlenceli kısımlarının fon müziği olsun;) La la la kısmını çok ama çok seviyorum

Bu mimi kime göndersem, kime göndersemmmm, buldum Ser-min , La Fea ve Berrin mimledim sizi, başka istiyen varmı:)