Ride Away “Sürüp Gitmek; Belki de Çekip Gitmek”

“Küçükken bir okyanus olmayı hayal ederdim, herkesin göz yaşlarını alabilecek büyüklükte bir okyanus… Ve bir dalganın beni götürebildiği her yere gitmek.”

Dünyayı dolaşma fikri ne kadar cazip gelir insana; Peki sonra en sonunda döneceğimiz yer başladığımız yer olmayacak mıdır? Öyleyse neyden kaçıyoruz? Kendimizden mi? Belki de evet, belki de hayır…

Küçük, basit, sıradan, hayatın içinden bir hikaye… Belki de cazibesi budur ya da ben böyle hikayeleri seviyorumdur. Bu filmi neden sevdiğimi açıklayamıyorum ama benim  durağan durum filmlerini sevmelerimden biri daha^^

 Ölen karısının acısını unutayamayan bir baba ve başlarına gelen her şeyden babasını suçlayan bir kardeşe sahip olan Ha Jung aileyi bir arada tutmak için elinden geleni yapar. Üniversiteyi kazanınca yeni bir yere taşınırlar. Yeni bir başlangıç isteyen Ha Jung kitaplarını satmak için gittiği kitapçıda nedenini anlamadığı bir şekilde Soo Wok’tan hoşlanır. Onu daha yakından tanımak için türlü bahaneler üretmeye başlar ama bu ikili için işler o kadar kolay değildir. Geçmişten gelen bir aşk acısı onların bir araya gelmelerini engellemektedir…

Filmde dünya haritasını dart tahtası gibi kullanıp ok fırlatıyorlar ve gelen ülke hakkında bilgiler verdikleri bir oyun oynuyorlar ve ilk ülkemiz Türkiye:

Türkiye, İstanbul. Roma, Bizans ve Grek dönemlerinde Konstantinopolis olarak adlandırılıyor. Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan bir ticaret kenti. Ve otobüs garı çok düzensiz ve karmaşık:)

Hiç bir yarış kazanamayan küçük, zayıf at Kar Tanesi bir yarışı kazandığında tüm dilekler gerçek olacak mıdır? Evet, bu bir mucize ama kim demiş mucizeler hiçbir zaman olmaz diye?

Reklamlar

Sunflower/ Haebaragi

Ne zamandır bu filmi yazmak istiyorum ama bir türlü fırsat bulamadım. Okuldan sonra eve ölü balık kıvamında geldiğim için bir net turu yapıp, bir parça kitap okuduktan sonra sızıp kalıyorum resmen, gerçi bu aralar bir mangaya sardığım için uykusuz kaldığım oluyor. Haftasonlarımıda boş geçirmeyim diye toplum gönüllülerine katıldım, tam olarak bugün. Artık kendime ne garezim varsa bilemiyorum, bu tempoyla sonum iyi değil ama orası kesin. 😉 Yakınmalarım bittiğine göre filmimize geçebiliriz:

Dostum Kimbap’ın benim için hazırladığı DVD’deki filmlerden biri sunflower, her zaman afişiyle dikkatimi çekmiştir, hazır elimdeyken izleyeyim dedim ve tabiki pişman olmadım, hatta iyiki izlemişim geç bile kalmışım dedim. Öncelikte belirteyim filmde çok küçük ayrıntılar var konuyla ilgili ama konuyu anlatırken onlara değinmeyeceğim, süprizli olursa daha güzel bir seyir keyfi olduğu kesin. (Bugün cümleleri gereksiz yere uzattığımı farkettiniz mi, hemen kısaltıyorum:) )

Kasabanın en tehlikeli ismi Oh Taesik 10 yıl sonra hapisten çıkıp kasabasına geri dönmüştür. 10 yıl önce herkesin adını bile duymaktan korktuğu, bir çeteye tek başına direnen ve kasabanın çete lideri olan bu genç kasabasına döndüğünde hem onda hem ksabada bazı değişiklikler olmuştur. Taesik hapiste geçirdiği 10 yıl boyunca iyi bir insan olmaya söz vermiştir. Hatta hapiste geçirdiği yıllar boyunca, çok çalışmış, ordaki matematik öğretmeninden ders bile almıştır. Küçük bir deftere hapisten çıktıktan sonra neler yapacağını yazmış ve her yaptığı şeyin üstünü çizmiştir. Üstelik bu defterdekiler öyle büyük şeyler değildir, örneğin “cevizli kurabiye yiyeceğim”den, “halk hamamına gideceğim”e kadar istekleri vardır. Taesik, hapisten sonra anne dediği bir kadının evine gider ve o evde kalmaya başlar, birde kız kardeşi vardır. Bir kursa yazılıp sınavlara hazırlanmaya karar verir ve yeni ailesine yardım etmek için bir işe girer.

Taesik değiştiği gibi kasabada değişmiştir, yeni çeteler kurulmuş ve eskiden Taesik’in arkasından kuyruk gibi dolanan korkak arkadaşları çete lideri olmuşlardır. Taesik’in dönüşü onları korkutur ama yeni halini görünce yavaş yavaş ondan korkmamaya başlayacaklardır. Birde kasabaya büyük bir alışveriş merkezi yapmayı düşünen belediye başkanları vardır. BBGörünürde belediye başkanı olsada tüm çeteler ona bağlıdır. Bu adam Taesik’in anne dediği kadının lokantasını satın almak istemektedir. Kocaman Ayçiçeği tarlasını satın almış ama ortasında bir tek bu lokanta kalmıştır.  Ama kadın satmaya niyetli olmayınca, kötü yollara başvurur. Bir daha kavga etmemeye söz vermiş olan Taesik’i zor günler beklemektedir. Kız kardeşini ve annesini koruyabilmek için ne kadar dayanacaktır?

 

İyi bir insan olmaya yemin etmiş bir adam ama iyi olmasına izin vermeyen kötü ve haksızlıklarla dolu bir dünya. Mağdur olan iyi insanlara yardım edebilmek için bile olsa acımasız olunması gerektiğini düşüneceğiniz bir film. Her zaman kavga gürültüden hoşlanmayız, ama öyle durumlar ve kişiler vardır ki burda iyilik sökmez dersiniz. İyi ve kötü çatışmasının bol bol olduğu sizi bile  kararsızlığa götüren bir film. Bir parça huzur ve sevgi görmek için bazen büyük bedeller ödenmeli, Taesik’te bu bedeli ödemeye razı olacak mı? Yeni bulduğu ailesini korumaya gücü yetecek mi? Ve asıl önemlisi bir zamanlar arkadaşım dediği insanlar, en büyük kötülük onlardan gelince dayanabilecek mi?

Tüm soruların cevabını ve daha fazlasını filmde bulabilirsiniz, iyi seyirler canım, ciğerim okuyucum.