Coffee House

Bu ismi duy birde üzerine fragmanı izleyince dedim, ahanda yeni bir Coffee Prince geliyor. Böyle sevindirik bir halde bu dizinin başlamasını bekledim. Tamam konu değişik ona lafım yok ama fragman cidden CP’yi andırır cinstendi. Peki sonunda ne buldum dersiniz: Bu dizinin CP ile uzaktan yakından alakası yokmuş. Ühüü hüü diyorum başka da birşey demiyorum. (yabiki yalan daha söylicek 85757686 tane şeyim var:P ) Reyting politikası falan olmalı bu, bakın fincanın içinde poster bile yapmışlar anacım. Gelde kanma şimdi bu diziye.

İşte böylece izlemeye başladık, başlarda kendimi kandırılmış gibi hisettiğim için bir gıcık oldun diziye ama bir yandan meraklandım hikaye nasıl gelişecek diye. (kediyi merak öldürürmüş derler- çok ulvi bir lafmış-) Tamam gıcık olmamaın bir sebebide başroldeki kızlardan birinin aşırı derecede salak, saf, şaşkolaz ve türevleri sıfatlara sahip olmasıydı. Tamam itiraf ediyorum yeri geldi acayip güldüğüm sahnleri oldu, zaten onlarda olmasa 4. bölümde falan arkanıza bakmadan uzaklaşırsınız.

Bir ton laf ettikten sonra gelelim konuya: Hikaye ünü Kore’yi aşmış bir kitap yazarı olan Lee Jin so’nun  herzamanki gibi bir basın toplantısından kaçıp rastgele bir cafeye girmesiyle başlar. Burada kahve yapmakta oldukça acemi olan olan  Kang Seung Yeong’la tanışacaktır ki bu pek hoş bir karşılaşma olmaz. Kızın eski sevgilisiyle kavga etmesiyle başlayan olaylar tuvalette kilitli kalmasıyla devam edecektir.

Bu dizinin diğerlerinden ayrılan tarafı iki bayan başrol oyuncusunun olması ve neredeyse dizinin sonuna kadar hangisinin esas kız olacağının belli olmaması. Daha fazla ayrıntıya geçmeden karakterleri tanıyalım değil mi ama 😀

  Lee Jin So: Bir seri kitap yazarı, özellikle bayan okuyucular kendisine bayılıyor. Kibar, centilmen vs biri olarak tanınsada gelin görünki kendisi çok uyuz bir insan. (takıntılı insanlara benim koyduğum bir isim yoksa uyuzluk bir tarafı yok yani:P) şimdi bu beyfendimizin öyle garip huyları varki insanı çileden çıkarır. Öncelikle araya binmekten hoşlanmıyor, scoter vari bir aletle dolanıyor, sonra telefon kullanmıyor, telefon verseler bile bulduğu ilk çöpe fırlatıyor. Kesinlikle aranmaktan hoşlanmıyor. Acayip derece düzeldi hatta kalemlerinin uçları bile aynı ölçüde olacak yoksa hepsini çöpe yolluyor. Kafvesi saatinde ve isteği kıvamda gelmeli yoksa döküyor. İşte bu yüzden kısaca Uyuz diyicem ben ona bundan sonra 😛

Yazarımız yayın müdürüyle üniversite yıllarında arkadaşlarmış. Daha doğrusu eski karının arkadaşıymış. Karısı boşandıklarından bir süre sonra intihar ediyor zaten bu tür manyakça huylara sahip olmasını ona bağlıyorum, şahsen bir izleyici olarak. Haa birde arada kaybolup dünyanın herhangi bir köşesinden çıkma huyu var. Uyuz az kalmış dizi en iyisi kısaca  manyak diyelim biz ona.

Kang Seung Yeong: Başrol kızlarımızdan biri. Babasının kafesinde çalışıyor. Kısaca elinden hiç bir iş gelmiyen diyebiliriz onada. (tamam pek kısa olmadı ama adından daha kısa sayılır:P ) Oldukça iyi niyetli, birşeyleri başarmak için çok çalışıyor ama işte olmayınca olmuyor. Gerçekten profesyonel olmak için Yazarın yanında çalışmaya başlıyor ki asıl eğlence burda başlıyor. Başlarda kızın salaklarına gıcık olsanızda yavaş yavaş bu kızı sevip bağrınıza basıyorsunuz.

 Seo Eun Young: Görüldüğü üzre çok güzel bir hatun kendisi, yayın evinin müdürü ve yazarımızın eski karısının arkadaşı. Karısı öldükten sonra yazara çok destek olmuş ve bu kadar ünlü olmasını sağlamış. Aldığı her işi mükemmel derece iyi yapmaya çalışan bir kadın. (Ki yapıyorda) Yazar gibi oldukça zor bir adamla uğraşıyor, her devasında onu kovsada sonunda yine işe alıyor. Yazarının düzenlediği  basın toplantılarındann ve imza günlerinden kaçması yüzünden epey zorlansada bir şekilde ayarlıyor. Ayrıca çok güzel giyiniyor. Hem güzel, hem başarılı, hem zeki hem şirin, ee daha ne olsun diyorum. 🙂 Mimikleri çok komik ve gayet başarılı bir oyuncu bence. Bu kadar övünce sanmayın ki onun tarafındayım aslında şu yukardaki kısa saçlı kızın tarafındayım (hep ezilenin tarafında olan bir milletiz napalım:P ) ama şimdi sezarın hakkı sezara demişler, hatun mükemmel gibi bişey yapılacak bişe yok. 🙂

 

Han Ji Won: Eun Young’un eski sevgili, ve yazarında arkadaşı. Eun young’u göz göre aldatmış ve birşey söylemeden ortadan kaybolmuş. sonrada hiçbir şey olmamış gibi gelip hal a sevgililermiş gibi davranan bir manyak işte. 🙂 Kapıdan kovsan bacadan girer cinsten. kimse sevmesede zorla olaya dahil olmayı başarıyor bir şekilde. Zavallı Müdür ne yapsa kurtulamıyor bu adamdan.

Birde profesyonel boksör olduğu için yazarı arada fena halde dövüyor. Ama hiç içinizi acımıyor yani, birde benim yerine vur diyosunuz hatta 😛

Tekrar konuya dönersek, Yazar ve Seung Young’un ortak bir arkadaşları var. Yazarın bu adama borcu olduğu için borcunu ödemek istiyor ama bu adam onun yerine bu parayı Seung young’u sekreter olarak işe alıp ona ödemesini istiyor. (Buraları bana baya saçma geldi, zaten bu adamda ilk bölümden sonra kayıplara karışıyordu) Yazarda kızı sekreter olarak alıyor ama saçma sapan işler yaptırıyor. Tüm gün kalem açtırmak gibi ki kızımız onu bile yapamadığı için kalemleri tekrar kendi açıyor. Sonra kızımız öylesine şe alındığını öğreniyor ve haketmediği için parayı kabul etmiyor. Yazardan gerçekten onu işe almasını ve profesyonelliği öğretmesini istiyor. Yazar da öğretiyor diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Ne kadar saçma iş varsa yaptırıyor kıza: yaban kedisi yakalamak, bir bavulun içine sığmaya çalışmak bunlardan birkaçı. Açıkçası kızı kitabında yazdığı sahnelerin gerçekliğini ölçmek için kullanıyor.

Kızımız bu kadar işkenceye rağmen ufaktan yazardan hoşlanmaya başlıyor. Onun içindeki iyi insanı tanıyor ve aslında göründüğünden farklı biri olduğunu anlıyor. Bunun yanında kalem açma ve kahve yapma konusunda birşey öğreniyor. (Bu bile onun için büyük başarı yani:P ) Gelelim Yazar-Müdür ilişkisine: Müdür her ne kadar Yazardan nefret ediyo gibi görünsede, aralarında garip bir ilişki var. Ne seninle ne sensiz türünden bir şey. Kimseyi umursamaz yazarımız, Müdür’e yapışkan eski sevgiliden kurtulma konusunda eper yardımcı oluyor. Tabii bu yardımların sonucunda Müdürümüz yazardan hoşlandığını farkediyor.

İşte karmaşık ilişkiler dönemide böylece başlamış oluyor. Neredeyse 10 bölüme kadar Yazarın hangisinden hoşlandığını bilemiyorsunuz. Hatta bir süre sonra sırf bunu öğrenmek için bile izliysunuz, sonra öğreniyorsunuz, sonra hobaaa onu sevmekten vazgeçiyor öbürünene derken tekrar vazgeçiyor… diye devam eden bir dizi. Kore dizileri arasında bu şekilde ilk ilerleyen pek dizi yok sanırım hatta bu ilklerden bile olabilir. Sayın ve sevgili yönetmen ve yapımcılar siz bu diziyi örnek alıp bu şekilde devam etmeyin lütfen. Biz izleyiciler olarak böle esas kız ve oğlanın belli olmasını isteriz. Haa illa bir kadın daha olacaksa, 2. kadın, kötü kadın gibi sıfatlar alabilirler yani onda problem yok sonunda kimle olacağınızı tahmin ettiğimiz sürece:P Desemde böle belli olmaması yüzünden izliyorum hala, yksa kesin 4, 5 bölümde falan bırakmıştım ben diziyi.

Bu arada söylemeden edemicem dizinin sonlarına doğru bu Yazarı maymuna çevirmişler ne bu saçlar böyle ahahha. Çakma pop yıldızlarına benzemiş.

İşte böyle bir dizi dostlar, herkesin hoşlanacağı tarzda değil o yüzden mutlaka izleyin diyemiyorum. Ama bir şans verin belki seversiniz, en azında kahkahalar attığınız birçok sahne var diyebilirim.

Reklamlar

Brilliant Legacy / Shining Inheritance / Life Is Beautiful

Güney Kore’de izlenme rekorları kıran, bol ödüllü 2009 yapımı bir dizi, Türkçeye Işıltılı Miras olarak çevrilmiş. Geçen sene izlemeye başlayıp, tatile gidince bırakmak zorunda kaldığım bir diziydi, tamamlamak bu seneye kısmetmiş:P Kore’de çok sevilmesine rağmen Türk izleyicileri arasında pek tutulmadı sanırım. Bence nedeni Türk Dizilerine benzemesi:P Hatta Direk Yeşilçam karışımı gibi olmuş. Ama bence güzel olmuş.

Öncelikle Oyuncular:

Han Hyo Joo _ Go Eun Sung

Dizimiz Go Eun Sung’un Amerikadan dönmesiyle başlar. Eun Sung’un annesi yıllar önce ölmüştür, birde oristik erkek kardeşi vardır. Babası tekrar evlenmiştir. Evlendiği kadınında EunSung’la aynı yaşta bir kızı vardır. Ama Eun sung’la araları daima mesafelidir. Eun sung’un babası onu Amerika’ya şirket işlerini öğrenmesi için göndermiştir ama Eun Sung babasından habersiz bölüm değiştirerek aşçılık eğitimi almıştır. İyi kalpli, insanlara yardım etmeyi seven, daima güler yüzlü bir kızdır. Bence fazla iyi kalpli, bu kadarda olunmaz canım sana o kadar kötülük yapılsın sen hiç ses çıkarma. 🙂

Lee Seung Ki – Sun Woo Hwan

Başlarda nefret ettiğiniz bu çocuğa sonradan hayran oluyosuz benden sölemesi:P Hwan büyük bir şirketin tek varisi olmasına rağmen şirket işleriyle pek ilgilenmeyen, insanlara karşı genelde kırıcı ve kaba olan, herşeyin parayla çözülebileceğine inanan ve büyükannesi çok üzen bir gençtir. Böyle olmasının nedeni geçmişte yaşadığı olaylardır ama daha sonra dersini alacak ve tam tersi bir kişilik gösterecektir. (tabiki Eun Sung sayesinde;) )

Bae Soo Bin – Park Jun Se

İşte dizideki favori karakterim, Jun Se. bu çocuğun yaratılış amacı insanlara yardım etmek olmalı. 🙂 ayrıca Hwan’ın aile dostu olmasına rağmen pek anlaşamıyorlar. ( eee tabi birbirine zıt kişilik:P ) Jun Se kendi ideallerini gerçekleştirmek için Hukuk okumayı bırakmış ve kendi restaurantını açmış.

Moon Chae Won – Yoo Sung Mi

Eun sung’un üvey kız kardeşi, dizi boyunca iyi mi kötü mü karar veremiyorsunuz. (gerçi ben verdim bence kötü:P) Lise yıllarında Hwan onu zor bir durumdan kurtardığı için Hwan’ı Oppası ilan etmiş durumda. Oppa abi anlamında kullanılsada bizim ki Hwan’a deli gibi aşık. İyi mi kötü meselesine gelirsek annesi bir ton kötülük yapıyor bir ton yalan söylüyor ama buna ses çıkarmıyor bence yalanı bilip susanda yalancı kadar kötü olduğu için kötü. Tabi ne yaptıysam Hwan’a olan aşkımdan yaptım dese de yemezler.

Karakterleri tanıdıktan sonra gelelim konumuza: her şey Eun sung’un Amerikadan dönmesiyle başlar.  Aynı sıralarda Hwan’da Amerikadan dönüyordur ve havaalanında çantaları karışır. Eun sung’u almaya bir arkadaşı gelmiştir ve yanında Jun Se’yide getirmiştir. Jun Su ile bu sırada tanışırlar. Eun sung’un babası iflas etmek üzeredir ama bunu ailesine söylemez. Karısı ise tam bir para delisidir ve para için yapamayacağı şey yoktur. Eun sung eve gelince çantalarının karıştığını anlar ve çantanın üzerindeki numarayı arar. Çantayı bir türlü geri alamaz. Hwan çantaları değişmek için buluşma ayarlar ama buluşmaya gelmez ve Eun sung’un saatlerce bekletir. O Gün Eun sung’un babası bir patlama sırasında ölür. Ve babasını son kez göremez. Babasının ölümünden sonra üvey annesi: Eun Sung’u ve kardeşini kapı dışarı eder. Ve babalarından kalan hayat sigortasından tek kuruş vermez.

İşte buraya kadar tam bir Külkedisi masalı gibi görünen hikayemizde Külkesinde olmayan çok önemli bir ayrıntı vardır. Eun sung’un babası aslında ölmemiştir. O gün biri onun saatini ve cüzdanını çalmıştır. Patlamada ölen hırsızın üzerinden babasının kimliği çıktığı için ve ceset tanılamadığı  öldü sanılmıştır. Babası bunu haberlerde görür ve iflas ettiği için ailesinin hayat sigortasını alıp rahat yaşaması için öldü numarasına devam eder.

 Bu kadın yok mu bu kadın, gidip dövesiniz gelir izlerken. Nasıl böyle olabilir nasıl bu kadar yalan söyleyebilir diye sinir olursunuz. Eun Sung’un üvey annesi ve Sung Mi2nin annesi. Eun sung ve kardeşini beş parasız evden kovduğu yetmiyo gibi daha sonra Eun song’un kardeşini kurtulmak için uzak bir kasabaya terkeder. Kocasından gizli bir ton yatırım yaptığı için kocası ölünce gayet lüks yaşamına devam eder. Tek amacı kızını Hwan’la evlendirip zengin olmaktır. Yalanları ortaya çıkmasın diye yenileri söyler ve gitgide köşeye sıkışır. İşte yalan böyle birşeydir sürekli birikerek artar ve yalanı takip etmek zordur, mutlaka bir yerden açıklık verir, dizide de söylendiği gibi bu dünyada hiçbir şey sır olarak kalmaz.

Eun sung evden ayrıldıktan sonra iş aramaya başlar ama bu sırada da kardeşini kaybeder. Bunda birazda Hwan’ın suçu vardır. Çanta olayı yüzünden Eun sung’u suçlar ve telefonunu kırar bu yüzden Eun sung kardeşinden gelen telefonu yanıtlayamaz. Kardeşini ararken Jun Se Eun sung’a yardımcı olur. Bu sırada Eun sung yaşlı bir kadına yardım eder ve onu hastaneye götürür. Bu kadın Hwan’ın büyükannesidir ama hafızasını kaybettiği için hatırlamaz. Hafızası yerine gelince Eun sung’a borcunu ödemek ister ve onun evinde yaşamasını ve şartla kardeşini bulmasında yardım edeceğini söyler. Torunlarının o ölünce şirketi satıp başka işler yapacağını öğrenen büyükanne tüm mirasını Eun sung’a bırakacağını açıklar. İşte bundan sonra olaylar iyice karışır ve Hwan ve eun sung arasında düşmanlık rüzgarları eser.

Eun sung’un mirası haketmesi için gelirleri çok düşük olan 2. şube’yi canlandırması gerekmektedir. Tüm aile üyeleri ona düşmanken  o evde yaşamayı ve mirası almayı kabul eder hepsi kardeşini bulmak ve para hırsıyla yanıp tutuşan üvey annesine bir ders vermek istemesindendir. Ama bunu kimseye açıklamaz büyükanne hariç diğerleri onu mirası kabul ettiği için suçlamaktadır. Hwan’ında 2. şubede çalışmak istemesiyle bu ikili arasında bir yakınlaşma başlar. Ve Sung Mi’nin de araya girmesiyle olaylar daha karışır.

 Konu olarak çok karışık bir diziydi anlatmaya çalıştıysamda arada ayrıntılı olaylar var, onlarla dizi daha da güzelleşiyor. Bu kadar ödül almasının nedeni sanırım sosyal mesajlarda vermesi. Dizide aşk geri planda kalmış ve onun yerine para hırsının insana neler yaptırabildiği, yalanın asla sonu olmadığı ve batırdıkça dibe gömdüğü,  insanlara yardım etmenin ve merhametin değeri, en önemlisi birine inanmanın ve kim ne derse desin ona güvenmenin önemi anlatılmış. Hwan eun sung’dan hiç doğruları duymasada ona hep inanıyor, üvey annesi ve kız kardeşinin yalanlarına rağmen Eun sung’un onları yapamayacak kadar iyi biri olduğu biliyor ve onun gibi merhametli ve iyi biri olmak istiyor. Bunun için 2. şubede çalışmaya başlıyor.

Bu dizi bana birazda Coffee Prince’yi hatırlattı. Özellikle ikilinin restauranta çalışmaları, Amerika’dan gelme ve son bölümdeki eğitim için yurt dışına gitme olayı, büyükanne ve işe yaramaz torun mevzusu, vede müzikler izleyenler fark etmiştir belki Coffee Prince’de aralarda çalan ve benim çok sevdiğim müzik burdada var.

Bir ton yazmamdan anlaşıldığı gibi bu diziyi çok sevdim. 🙂 Bölüm sayısı normal Kore dizilerine göre biraz fazla, sevildiği için uzatıla uzatıla 28 bölüm olmuş. Genelde bir dram hakimken aralarda yüzümüzü güldürmeyi başaran bir dizi. Bu kadar sözün üzerine izleyin izlettirin, sevin bağrınıza basın bu diziyi diyerek destansı yazıma son veriyorum. Bir daha ki dizi güzellemesinde görüşmek üzere dostlar. 🙂

You’re Beautiful / You’re Handsome ( A.N JELL)

Ahh Ahh blogcugum kusara bakma seni unuttum sanma 😀  Şaka maka bir hafta olmuş yazmayalı ama telafi edicem söz. Bu bi hafta içinde de ne mi yaptım dersin, neler yapmadım ki ödevler, sosyal sorumluk projeleri, makale çevirisi ve bunu sunum haline getirmek. Anlayacağın baya yogun bir haftaydı benim için.  Yoğunluk bitmiş değil gerçi şu pazartesiyide bir atlatayım işte o zaman bitecek. Neyse çok dert yandım, şimdi dizimize geçeyim. Afişini görür görmez bu diziyi izlemeliyim dedim ve haklı çıktım son zamnlarda izlediğim en güzel dizilerden hatta en güzeli. Sizde bana hak vereceksiniz. 😀

Böyle bir afişi görüpte hayran kalmamak eldemi. Dizinin şuan 8 bölümü yayınlandı ama ben dayanamadım izlediğim yere kadar anlatıcam. Zaten sonunu izleyince kendimi tutamayıp söylüyorum süprizi kaçıyor sonra. 😀

Dizimiz bir kilisede töreniyle başlıyor. Go Mi Nyeo (Park Shin Hye) bir rahibe adayıdır. Çift yumurta ikizi ile  (Go Mi Nam)  bir klise yetimhanesine terkedildiği için fazla seçeneği olmamıştır. Bir bir menajer gelir ve erkek kardeşinin çok büyük bir anlaşmaya imza atacağını ama kaza geçirdiğini söyler. Ondan sadece onun gibi giyinip imza atmasını ister. Mi Nyeo bunu kabul etmesede erkek kardeşinin onları terkeden annelerini bulmak için şarkıcı olmak istediğini öğrenince kabul eder. Ama geri dönülmez bir yolun içindedir. Sadece imza için gittiğini sanırken Go  Mi Nam’ın ağır yaralı olduğunu ve bir kaç ay hastaneden çıkamayacağını öğrenir. Bundan sonra o  rahibe adayı değil ünlü bir erkek grubunun bir üyesi Go Mi Nam olacaktır.

Grubun üyeleri kimler mi dersiniz: Hwang Tae Kyung (Jange Geun Suk),  Jeremy (Lee Hong Ki), Kang Shin Woo (Jung Yong-hwa).  ( Kadro muhteşem. 😀 )

Böylece gruba giren Go Mi Nam’ı zor günler beklemektedir. Kız olduğunu farkettirmeden bu üç yakışıklı erkekle aynı evi paylaşacak, kardeşi gelene kadar onun gibi şarkı söyleyecek ve grubun yaptığı her aktiviteye katılacaktır. Daha gruba katılışının ilk günü kız olduğu Shin Woo tarafından öğrenilir. ( Çok zeki bu çocuk çok, her şeyi ilk farkeden o oluyo. 😀 ) Ama Shin Woo bu sırrı sadece kendisi için saklayacaktır. Daha sonra grup lideri Tae Kyung kızmızın sırrını öğrenecek. İlk başlarda çok tepki gösteren Tae Kyung sonradan sırrı saklamaya ikna olacaktır. Bakalım nereye kadar saklayabilecekler….

Bu diziyi izlerken kore dramaların karmasını izlemiş gibi oluyo insan her dramadan bir sahne bir olay gözünüze çarpıyo. Aaa ben bunu hatırlıyorum diyorsunuz. Coffee Prince’deki erkek kılığına girme olayı, My Girl deki acaba kardeşlermi sorusu ( Söylemeyi unuttum dizinin ilk başlarında Go Mi Nam ile Tea Kyung kardeş çıkacak gibi gösteriyorlar ama var o işin içinde bit eniği. 😀 ), Hana Kimi deki acaba bir erkeğe mi aşık oldum yoksa homuyum korkusu :D, BOF taki sert görünen ama aslında içinde sevgiye muhtaç çocuğu saklayan baş karakter ve daha niceleri…

İzlerken sürekli benzettiğim karakterler:

Go Mi Nam—- Coffee Prince’deki Go Chan hem görünüş itibariyle, hemde hareketleriyle çok benziyor. Normalde benzemiyolar ama kısa saçlarla Yoon eun Hye’ye benziyormuş.

Tea Kyung—- BOF ‘taki Jun Pyo. Sert görüünüşün altında anne sevgisine muhtaç bir çocuğun yatması ve kendini beyenmiş hareketleri. Bence Tea Kyung daha sevimli olmuş. Bu arada Koreliler bu Jun Pyo tiplemesini çok sevdiler anlaşılan, her oyuncunun içinde bir Jun Pyo yatmakta. 😀

Shin Woo— BOF’taki Jii hoo. Ah ah bu çocukcağazın kaderide Jii hoo gibi hüzünlü bitecek. Çok üzülüyorum bu çocuğa. 😀

Jeremy— Hana Kimi’deki Nakatsu. Nakatsu kadar sevimli, eğlenceli bir karakter ve onun gibi bir erkeğe aşık olduğunu sanıyor, nerden bilsin aslında kız. 😀

Ee tabi grubu anlatan bir dizide müzikler olmazsa olmaz.

İlk sahne performanslarından:

Şarkının asıl sahibi Jeremy olarak izlediğimiz  Lee Hong Ki (F.T Island). bir de onun sesinden dinleyeli, ayrıca dizinin ilk bölümünlerinden sahneler ve kamera arkaları var:

Dip Not: ne çok sevmişim ben bu diziyi. 😀 İndirmek için videoların çıkmasını bile bekleyemiyorum. Viikiden izliyorum. İzlemek istiyenler için:   TıkTık 😀

Dream/ Deurim (2009) Hayallerinin Peşinde…

Hayallerinizi peşinden gidermisiniz, gerçekleşmesi çok zor olsa bile….

Evet dizimize çevirmeden izlemeyi sevmediğim için bende hepsini izlemedim. İzlediğim yere kadar anlatayım da sonu hepimize süpriz olsun. 😀

Dizimizin daha ilk bölümünde spor camiyasının arka planında ne işler döndüğünü görüyoruz. Şirketine bağlı olan ünlü menajer Nam Jae Yul (Joo Jin Mo) şirket bünyesindeki sporcular için çeşitli düzenbazlıklar yapmıştır. ( Sporcuları firmadan ayrılmamaları için gizli görüntüleriyle tehdit etmek, onlara doping temin etmek gibi…) ama  bir sporcunun menajerinin yaptıkları medyaya açıklamasıyla işler tersine döner. Şirket patronu bütün suçu Menajere atıp bu işten sıyrılmak ister. Bunu farkeden  Nam Jae Yul patronun bu işleri ona yaptırdığı gösteren bir video kaydeder ve bunu basına verir ama unuttuğu bir şey vardır. Patronun bağlantıları ondan daha geniştir ve bu planı öğrenir. Menajer şirketten kovulur ve tüm varlığına el konur.

Gelelim Lee Jang Suk (Kim Bum)’a, Jang babasının borçları yüzünden ıslah evinde yatmıştır. Islah evinden çıktığı gün borçlular peşini hala bırakmaz. Bu sırada babasının öz babası olmadığı öğrenir. ( ki bence öz banası, izleyip öğreneceğiz, sadece bir tahmin.) Jang bir arkadaşının yardımıyla bir gece kulübünde garson olarak işe başlar.

O sıralarda menajer yeni bir sporcu peşindedir. artık tüm amacı çok iyi bir boksör bulup onun sayesinde patronundan öç alabilmektir. Busan şampiyonunu bulan Nam onu binbir dolapla menajeri olmasına ikna eder. Bunu kutlamak için gece kulübüne gelirler ve olanlar olur. Busan şampiyonu Garson Jang’ı kızdırır ve bir yumrukla şampiyonu yere serer. ( yumruğu kendine özgü bir stille atıyor ve çok etkili) Busan şampiyonun çene kemiği kırılır ve uzun süre ringlerden uzak kalmak zorundadır. Menajer acemiler ligine adını yazdırdığı için mutlaka bir boxsör bulmak zorundadır. Son çare olarak Jang’a ringe çıkması karşılığında şikayetti olmayacaklarını söyler. Böylece Jang ilk kez ringe çıkar ve yeteneği keşfedilir.

Jang’ın yeteneğini gören Nam onunla devam etmek ister ama önce eğitilmesi gerekmektedir. Bunun için eğitmen ararlar ama bu çok zor olacaktır. Çünkü menajerin kötü bir geçmişi vardır. Yine o meşhur hilleli yöntemlerini kullanarak bir spor salonuna kendini kabul ettirmeyi başarır. So-yeon Park (Dambi Son) babasının antranörlük yaptığı salonda eğitimlere başlanır. Bakalım Jang başarılı olabilecekmidir….

Dizide spor dünyasında ki olayları, azmin neler kazandırabileceği, bir gencin masum aşkını, bir menajerin hırsını, bir antranörün geçmişle olan mücadelesini ve daha bir çok şeyi görüyoruz.

Diziden küçük notlar:

Başrolerden şarkıcı ve model olan Son Dam Bi’nin ilk oyunculuk tecrübesi.

– Dizideki şarkıcılarımız bu kadar değil birde boksörü canlandıran Chung Rim de oynamaktadır. Müzik piyasasına bu sene katılan Chung,  Bi Rain’e benzetilmektedir.

Diziyi izlemek isteyenler altyazılara buradan ve buradan takip edebilirler. Videoları ise buradan (şifre site adıdır) indirebilirler.

Freeze (Gerçekten buz gibi bir aşk)

freeze

İlk çevirdiğim diziydi, bundan önce kendi çapımda bir iki bölüm başka dizilerden çevirmiştim ama sadece denemek içindi. 5 bölümlük bir dizi.( itiraf ediyorum bunu seçmemde kısa olmasının çok payı var. 😀 )

Konuya gelince, hikaye çok eskiye dayanıyor. Baek Jung(Lee Seo Jin) yıllar önce bir kaza geçirir ve ölmek üzeredir. I-wha (Son Tae Yeong)  onu kurtarır. Ama bu bir kurtarışmıdır yoksa sonsuz bir cilenin başlangıcımıdır? Çünkü Wha bir vampirdir ve onu ölümden kurtarmak için kanını içirmiştir, bu yüzden onu da sonsuz yaşama ve kan açlığına hapsetmiştir. Bundan tam 250 yıl sonra  Jang Ji Yun isimli genç bir kızın Baek’in gece kulübüne gelmesiyle hikaye başlar. Jang Baek’in aşık olduğu kadının kızıdır. Kadın ölmeden önce kızını ona emanet etmiştir. Her ne kadar istemeyerekte olsa kızı eve almak zorunda kalır.Genç bir kız ve bir vampir aynı evde yaşabilecekler midir?

Dizide sık sık Baek’in kendi kendi çelişmesini görüyoruz. O hiçbir zaman sonsuz hayat istememiştir. Ama ne kadar karşı çıkarsa çıksın bir vampirdir ve kan içmeye mecburdur. Kanı el altından oragan ve kan mafyalarından bulup bulup şarap şişesinde muhafaza etmektedirler. ( Vampirde olsak klasımızı bozmayız diyorlar 🙂 ) Ama şehirde başka bir vampirin insanları öldürmesiyle işler karışır artık kan bulmak çok zor olmuştur.

Bu zor koşullar altında Baek kansızlığa dayanacakmıdır? Tabi Bir evinde meraklı mı meraklı bir kız vardır.

Bir söz duymuştum; “Ölümsüz olsaydık: yediğimiz en güzel yemek, seyrettiğimiz en güzel film, Okuduğumuz en güzel kitap…. yani enlerimiz olmazdı.”

İzlemek isteyenler için altyazılar ,  online izlemek isteyen içinse google’a yazdıklarında birçok site bulacaklardır. İyi seyirler dilerim….