1 Night 2 Days “Happy Sunday”

Geçenlerde şu postta birazcık bahsetmiştim bu programdan, ilk başlarda Lee Seung Gi için izliyordum (bunu itiraf edeyimde aradan çıksın) ama sonradan her üyesini ayrı bir sevdim..

*1 Night 2 Day KBS’de Happy Sunday olarak adlandırılan Pazar günü eğlence programlarımı olarak 2007’den beri yayınlanmaktadır. Bir çok üye değiştirmiş olan program geçtiğimiz aya kadar 6 kişi ve bir köpek olmak üzere yollarına devam ediyordu.

*İlk başta Kang Ho Dong tarafından Kore’deki tatil mekanlarını tanıtmak amacıyla yayına başlayan program daha sonra oyunlar, yarışmalar ve  etkinliklerle daha çok eğlence programı olarak anılmış.

* Kore’nin yakın yerlerine geziler düzenleyen ekip bir geceyi orada geçirerek seyircilere oraya gidenlerin neler yapması, yemesi gerektiğini gösteriyorlar. Bunun yanı sıra iş birliği içinde yemeklerini kendileri hazırlayıp,  kalacak yerlerini kendileri ayarlıyorlar. Tabi daha çok yaptıkları yarışmalarda kaybedene ceza olarak bu işleri veriyorlar.

*Program başlarda kurucu Kang Ha Dong,  şovmen Eun Ji Won ve komedyen Lee Su Geun ile başlasada daha sonra ekibe şarkıcı /oyuncu  Kim Jong Min  ve Lee Seung Gi  son halini almıştır. Kim C, MC Mong, Ji Sang Ryul ve Noh Hong-Cheol’de programa katılıp ayrılan üyelerdendir.

*Güney Kore gezileriyle başlanan program Çin ve Japonya dahil olmak üzere bir çok yakın ülke gezilmiştir.

*Her üyenin gerek görünümü gerekte davranışları ve kişiliğine bakılarak diğer üyeler tarafından verilen lakapları vardır. Ayrıca Kore’lilerin programlarında olan olaylarla ilgili ekranda komik yazılar ve sesler olur. Her üyenin kendine özel bir yazı rengi vardır. Bu renkte yazı ekranda belirdiğinde o üyeden bahsediliyor demektir.

ÜYELER

Kang Ho Dong

Programın yapımcısı ve ana sunucusudur. Çoğu zaman anlatılması gerekenleri o anlatır. Oyunlarda kuralları anlatır, kısacası düzeni o sağlar diyebiliriz. Lee Seung Gi ile Strong Heart adlı bir eğlence programı daha sunmaktadır.  Ho Dong’un lakabı  “Domuz” ve “Ayı”dır. Altyazı rengi kırmızıdır.

Eun Ji Won

Mesleğini duymaya hazır olun! Kendisi şarkıcı, besteci, oyuncu, dansçı, yapımcıdır. Tamam tamam kısaca şovmen diyelim yine yukardaki gibi;) İçlerinde belkide en dolu dolusu, en enerjik olanıdır. Çocuksu davranışları yüzünden lakabı “çocuk” ya da “İlkokul öğrencisi Eun”  denmektedir. Altyazı rengi turuncudur.

Lee Su Geun

Komedyen olarak geçsede şarkıcılık yönü de vardır. Hatta Eun Ji won ile birlikte dijital single çıkarmışlardır. Gruptaki bence en şansız üyedir. Ne kadar zor iş varsa hep ona denk gelir. Çöp çekseler bile kısa çöpü çeken hep olur. Hatta izlediğim videoların birinde kış günü denize girmek zorunda bile kalmıştır. Lakabı çok çalışkan olması nedeniyle “İşçi” dir. Altyazı rengi gridir.

Lee Seung Gi

Fotograf seçerken nasıl zorlandığımı tahmin bile edemezsiniz;) Kendisi hakkında destansı bir post hazırlamıyor olsam bu postu Seung Gi tanıtımına çevirebilirdim ama ucuz atlattınız:P Bildiğiniz üzere Seung Gi şarkıcı, oyuncu ve sunucudur. Üyeler arasında en çok Kang Ho Dong ile anlaşır. Lakabı “Huh Dang” dır.  Olayları kendi açısından yorumlayan farklı bir yönden algılayan kişi anlamına geliyormuş. Altyazı rengi deniz yeşilidir.Bazı dedikodulara göre oda müzik kariyerine yoğunlaşmak için bu ay sonunda 1N2D ve Strong Heart programlarını bırakacakmış. Ama ajansı geçtiğimiz günlerde Seung Gi’nin askere gidene kadar programdan ayrılmayacağını açıklamışlar.

Kim Jong Min

Kim jung Won aslında programın başlangıç ekibinde vardı. ama askerlik nedeniyle ilk yıldan ayrılmak zorunda kaldı ve geçtiğimiz yıl programa dönüş yaptı. Oyuncu ve şarkıcı olan Jung Won’un lakabı askerlik tecrubeside olduğu için “Beyin” dir. Altyazı rengi mavidir.

Kim C

O da on parmağında on marifet olan üyelerden. Kendisi şarkıcı, besteci, söz yazarı, yapımcı, film ve belgesellerde anlatıcıdır.  Lakabı içlerinde en bilgili olduğu için ve her işi çok iyi bildiği için “Uzman” ve aralarında en büyük olduğu içinse “Ağabey” dir. Altyazı rengi limon yeşilidir (fosforlu yeşil). Müzik kariyerine odaklanmak için geçtiğimiz ay programdan ayrılmıştır. Tüm üyeler Kim C’yi gözyaşları içinde uğurlamıştır. Kang Ho Dong ondan programa geri dönmesi için bir söz almıştır.

 

MC Mong

Asıl adı Shin Dong Hyun olan Mc Mong şarkıcıdır. (Rapçi desek daha doğru olur sanırım;) ) Grup içindeki enerjik hareketleri nedeniyle lakabı “Vahşi Maymun”dur. Altyazırengi kahverengidir. Oda Eylül ayında askere gittiği için programdan ayrılmak zorunda kalmıştır.

Sang Geun

Programın maskotudur. Asıl adı Herbie’dir ama eski üyelerden Ji Sang Ryul ona Sang Gun ismini vermiştir. Sang Geun programla birlikte büyümüştür, ne de olsa 4 yıllık bir geçmişi var. Oda programdan ayrılanlar arasındadır.

*Daha ayrıntılı bilgi için wikipedia sayfasına bakabilirsiniz.

Üyeleri birde Kang Ho Dong’dan dinleyelim, ama lise halleriyle;) Ji won’un (3. sırada çıkan) bir çıkışı var ki koptum resmen, ondan sonraki üyelerde aynı müziği istiyorlar ama Ji won kadar başarılı oluyorlar mı, izleyelim. Bence Seung Gi’ninki de süperdi.(- taraf tutmuyom valla bak, izleyin görün-)

Şimdi de en zor kısma geldik, izlediğim videolardan en beğendiklerimi seçmeye çalıştım ama ne kadar başarılı olduğum tartışılır. Bana kalsa bu postta 75 tane video olabilirdi:P

*İlk videomuzda, her zaman zor görevlerden  (yarışmalardan) şikayet eden üyelerimizin görevi sokakta 30 dakika boyunca uyumak. Ama rol yapmak yok, bildiğin derin uyku. İlk başta görev uyku olunca seviniyorlar ama bakalım pat diye uykuya dalmak kolay olacak mı? Önce evde bir kaç deneme yapıyorlar:

Burada da denemelerden sonra sokakta uyuma aşamasına geçiyorlar. Seung gi’nin herkesi kendine el sallıyo sannetmesi süperdi. Ona değilde Sugeun’a olduğunu öğrenince utancından şapkasının altına gizleniyor garibim.

*Oyunlarda cezalar olduğu söylemeiştik. Örneğin aşağıdaki videoda bir ziyafet sofrasının önünde duruyorlar ve oyuna başlıyorlar her hata yaptıklarından sofradan bir tabak eksiliyor ve sona pek bir şey kalmıyor gibi;)

 İkinci bölümde oyun her seferinde Sugeun’da takılıyor ve masadan bir tabak eksiliyor.

*Bizimkiler kulaktan kulağa oynarlarsa ne mi olur? Kulaklıklara dikkat;) Burada da Seung Gi’nin DuoDenum’u Bikini Show olarak anlamasını hala çözemedim, sonradan hareketlerden öyle sandığını anlatıyor ama pek yemedim:P Birde 9.30 – 9.40 arası gülmekten öldüğümü söyleyeyimde içimde kalmasın.

Şimdilik bu kadar video yeter, zaten dayanamam izledikçe paylaşırım beğendiğim videoları;)

Notlar:

– Öncelikle bu tanıtımı araştırmalarım sonucu ve  wikipediadan yararlanarak hazırladım. Bu yüzden hiç bir şekilde alıntı yapılmaması rica olunur, dostlar.

– İkinci olarak bloga yeni bir kategori ekledim artık uzakdoğunun dizileri ve filmleri dışında becerebildiğim kadar programlarını da tanıtmaya çalışacağım, umarım beğenirsiniz 😉

 

 

 

Reklamlar

Bugünlerde…

Başlıklarımın  zeka parıltısı bakımından sönük olduğununa alıştınız biliyorum ama bu sefer sönüklükten karanlığa gömülmeyi başardım. Ama yazacaklarım için en uygun kelime buydu sanırım, tabiki benim kelime dağarcığım içinde. Zaten yazının gidişatı başlıktan belli olurmuş yaa, ben olsam okumazdım devamını mesela…

Böyle saçma bir girişten sonra hala pes etmeyip okumaya devam edenler için: (ahh canlarım benim, siz doğruyu yaptınız yukardaki cümlede kaçanlar neler kaçırdılar neler:P )

– Malumunuz yurt genelinde final haftası olduğu için eve tıkılıp sınavlara çalışmaya çalışıyorum. Aslında ben daha çok çalışmamak için elimden geleni yapıyorum. Kendime milyon tane gereksiz iş üretiyordum başlarda ama artık ona bile zahmet etmeyip boş boş oturabilme kabiliyetine sahip olduğumu farkettim. Eskiden çalışmayınca resmen rahatsız olurdum  zaten şu geçen senelerdeki ortalamama inanamıyorum nasıl yapmışım o kadar. Ben bu ortalamayı 2 sene yerim hazırdan, daha da çalışmam kardeşim:P Desem de son gün bir gaza gelip çalışıyorum, demek hala umut var:P

– Tam bu noktada keşke baştaki uyarıyı dikkate alıp sayfayı acilen terk etseydim diyorsunuz demi:P Tamam sıkıcı sınav mevzularını geçtim. (İnsana iki dakika derdini döküp rahatlattırmıyorsunuz ama:P )

-Ne zamandır post yazıcam diye blogu açıp sadece başlık yazıp bırakıyorum. (Aha yine dert dökmeye başladı kaçalım:P ) “Şunu da bakim öyle başlarım, Buna da bakim”  “Aaa şurda bir resim vardı yaa, dur ben onu alayım.” “Ohoo saat geç olmuş en iyisi yarın yazayım.”  Post yazma maceram bundan ibaret. Şuan buraya kadar nasıl yazdım o bu bile büyük başarı. Yazmak istediğim mevzu ise Secret Garden hakında, bu sefer klasik tanıtımlarından olsun istemiyorum ama bu diziye yakışır bir şeyler olsun;) belkide o yüzden bir türlü başlayamıyorum. Buraya da yazdığıma göre artık bir ucundan başlamak gerek;)

-Bu hafta Secret Garden’ın biteceğini düşünüp üzülüyorum, sıkılıyorum, karamsarlığa düşüyorum, karalar bağlıyorum. Tamam o kadar abartmıyorum ama daha uzun olsaydı nolurdu:P Neyse ki haftaya  kamera arkası görüntülerden oluşan 70 dakikalık bir bölüm yayınlayacaklarmış . Son bölümleri bekletip haftaya seyretsem, bir haftada kamera arkası derken, karamsarlığa düşmeye 2 hafta daha var demektir:P

-My Princess’in ilk bölümünü izleyip bir taduna baktık çingum Kimbap’la. SG’den sonra bizi avutacak bir dizi olmasının verdiği huzurla beklemekteyiz yeni bölümlerini. Nasip kısmet…

-İzlediğim eski dizilerin kliplerini izlerken o sahneleri görünce tekrar izleyesim geliyor. Tatilde tekrar izleyeceğim 2 dizi var. Yenilerini ne zaman izlicem acaba? Ah şu benim tekrar tekrar izlemeyi seven huyum bir gitsen de bende yeni dizilere geçiş yapsam. İlk hedefim Shining İnheritance….

– Shining İnheritance demişken 13 ocak, Lee Seung Gi’nin doğum günüydü. Sözde bir post yazıcaktım, haftalar önce karar vermiştim ama 2. madde de belirttiğim durum gerçekleşti ve ben erteleye erteleye 14 ocak oluverdi. Seneye artık:P

-Hergün istinasız hergün telefonumu yatak, yorgan ve battaniye üçlüsünün içinde kaybediyorum. Sabırla arıyorum bulamayınca sinirlenip yorganı savuruyorum ve telefon uçarak  yere düşüyor. Havada süzülüşünü hayretle izlerken, bu zulüme ne kadar dayanır diye düşünüyorum. Acaba şöle fosforlu bir kılıf falan mı alsam, ya da en iyisi yanıma almamak ama bu seferde masada vızıldayıp dururken kalk cevap yaz laptop başına dön, sıcak battaniyeye gömül, sonra tekrar kalk pufff (çok üşengeç bir insan olduğumu söylemişmiydim.)

-Bu arada üsteki fotoğraf  Dramabeans’tan, Song Jong Ki’nin Tokyo seyahati sırasında çekilmiş, bir tv programı için ülke ülke geziyormuş. (ilk olarak Avusturalya ile başlamıştı) En çok bu fotoğrafını sevdim (diğerleri için bakınız ) Bana çok tanıdık geldi:P Bende Tokyo’ya gitsem ilk iş bir markete girip izlediğim tüm yiyeceklerden almak olurdu. İkinci durağımda anime figürü ve manga bulabileceğim ilk yer olurdu sanırım:P

-Bu kadar alakasız konunun birlikte bulunduğunu post yazma rekorunu bu kadar yaklaşmışken, üşengeçliğimden rekoru kırmadan yazıyı bitiriyorum. Buraya kadar bile yazabilmem bugünler için bir rekor sayılır diye kendimi avutayım. Ayrıca sonuna kadar okuyanıda tebrik ediyorum, valla bak. Yakında, daha düzgün, konu bakımından derli toplu olan, mantık sınırları dahilinde bir postta görüşmek dileğiyle… 

Söyleyecek bir şey bulamadım ki başlık bulayım^^

 

Source: 4portrait (twitter), Isgarienint (tumblr),china cafe

Masaüstüm ve telefonumdan sonra, blogdada gözümün önünde dursun istedim, fazla söz gerek sanırım  fotoğraflar yeterince konuşuyor:P

Dım tırı Dım dım dım!! Lee Seung Gi evleniyor mu!!

İşte buda evlilik törenlerinden:P

Tabiki nayır, nolamaz:P  Bu video Kore’de 2007’den beri yayınlanan ve bu yıl ödülden ödele koşan   1 night 2 days (1N2D)  programından. Program 6 Kafadar (bunlardan biri benim kafadar Lee Seung Gi:P ) ve birde köpeciklerinin maceralarını anlatıyor. Kore’nin uzak mesafelerine giderek bir gece kalıyorlar ve kendi aralarında yarışmalar düzenliyorlar. Kaybeden grubada birbirinden komik cezalar veriyorlar. Burada da minik kızımıza aralarından birini seçmesini söylüyorlar ve tahmin edin kimi seçiyor:P  

 

Ben O Lee Seung Gi’nin Bu Lee Seung Ki olduğunu bilmiyordum ki, yuh bana!

Resmen şok oldum şuan, bir zamanlar youtube hesabım vardı (hala varda yüzüne bakmıyorum) ordaki profilime bir ton Korece şarkı eklemişim. Eskilerden birkaç tane dinlemek için açtımda ne göreyim bizim Lee Seung Ki’nin  (bizim değil aslında benim, öhöm öhöm neyse konuya dönelim)  klibi varmış. Hemde bu klibi ben çok seviyordum yaa, film tadında olmuş.  Meğer teeee 2 yıl öncede Lee Seung Ki hayranlığım varmışta haberim yokmuş dostlar. (bu bir kader olmalı diye durumu dramatikleştirebilirim ama yapmıyorum)

İkinci bir şok daha geliyor, My Girlfriend is a Gumiho’yu izleyenler:  bu klipteki kız dizideki Hala değil mi? Yoksa benim hayal gücü uçtu mu? Yok vallahi o 🙂 Birde siz izleyin:

Lee Seung burada daha çok küçük yahu(sanki şimdi çok büyümüşte-22 yaşında-), şuanki haline benzetemem normal diyorum. Klipte 18 yaşında. Bu arada Lee Seug Gi hayranlığımın Gumiho dizisiyle hiç bir alakası yok teee Shining İnheritance ‘de izlemiştim ben onu. (yine araya Shining reklamını şıkıştırdım, izleyin bu diziyi:) )Ama Gumihoda pekişti tabi:P Gumiho demişken Gumiho’daki çoğu şarkıyı onun söylediğini biliyor muydunuz? ( ne çok gumiho dedim sesli okuyunca çok komik oluyor deneyin) Misal, benim çok sevdiklerimden ikisi:

Son olarakta bir resimle fangirllük yazımı bitiriyorum, bu blogda bir fangirllük yazısı görmek çok zordur, o yüzden değerini bil Seung Gi diyorum.

Ekleme: Facebookta bir video gördüm sizinlede paylaşmak istedim, Lee Seung Gi’nin dizi setini Türkler basmış:P Kore’ye giden birkaç Türk Turist Lee Seung gi’den imza istiyor, çocukta şaşırıyor tabi Türkiye’den mi falan diyor. Ahh ahah çok feci kıskandım onları, birde adamın Lee Seung gi’ye öyle bir sarılışı varki görmeniz lazım, koşarak atlıyor çocuğun kucağına, bakınız –> Tık Tık

Brilliant Legacy / Shining Inheritance / Life Is Beautiful

Güney Kore’de izlenme rekorları kıran, bol ödüllü 2009 yapımı bir dizi, Türkçeye Işıltılı Miras olarak çevrilmiş. Geçen sene izlemeye başlayıp, tatile gidince bırakmak zorunda kaldığım bir diziydi, tamamlamak bu seneye kısmetmiş:P Kore’de çok sevilmesine rağmen Türk izleyicileri arasında pek tutulmadı sanırım. Bence nedeni Türk Dizilerine benzemesi:P Hatta Direk Yeşilçam karışımı gibi olmuş. Ama bence güzel olmuş.

Öncelikle Oyuncular:

Han Hyo Joo _ Go Eun Sung

Dizimiz Go Eun Sung’un Amerikadan dönmesiyle başlar. Eun Sung’un annesi yıllar önce ölmüştür, birde oristik erkek kardeşi vardır. Babası tekrar evlenmiştir. Evlendiği kadınında EunSung’la aynı yaşta bir kızı vardır. Ama Eun sung’la araları daima mesafelidir. Eun sung’un babası onu Amerika’ya şirket işlerini öğrenmesi için göndermiştir ama Eun Sung babasından habersiz bölüm değiştirerek aşçılık eğitimi almıştır. İyi kalpli, insanlara yardım etmeyi seven, daima güler yüzlü bir kızdır. Bence fazla iyi kalpli, bu kadarda olunmaz canım sana o kadar kötülük yapılsın sen hiç ses çıkarma. 🙂

Lee Seung Ki – Sun Woo Hwan

Başlarda nefret ettiğiniz bu çocuğa sonradan hayran oluyosuz benden sölemesi:P Hwan büyük bir şirketin tek varisi olmasına rağmen şirket işleriyle pek ilgilenmeyen, insanlara karşı genelde kırıcı ve kaba olan, herşeyin parayla çözülebileceğine inanan ve büyükannesi çok üzen bir gençtir. Böyle olmasının nedeni geçmişte yaşadığı olaylardır ama daha sonra dersini alacak ve tam tersi bir kişilik gösterecektir. (tabiki Eun Sung sayesinde;) )

Bae Soo Bin – Park Jun Se

İşte dizideki favori karakterim, Jun Se. bu çocuğun yaratılış amacı insanlara yardım etmek olmalı. 🙂 ayrıca Hwan’ın aile dostu olmasına rağmen pek anlaşamıyorlar. ( eee tabi birbirine zıt kişilik:P ) Jun Se kendi ideallerini gerçekleştirmek için Hukuk okumayı bırakmış ve kendi restaurantını açmış.

Moon Chae Won – Yoo Sung Mi

Eun sung’un üvey kız kardeşi, dizi boyunca iyi mi kötü mü karar veremiyorsunuz. (gerçi ben verdim bence kötü:P) Lise yıllarında Hwan onu zor bir durumdan kurtardığı için Hwan’ı Oppası ilan etmiş durumda. Oppa abi anlamında kullanılsada bizim ki Hwan’a deli gibi aşık. İyi mi kötü meselesine gelirsek annesi bir ton kötülük yapıyor bir ton yalan söylüyor ama buna ses çıkarmıyor bence yalanı bilip susanda yalancı kadar kötü olduğu için kötü. Tabi ne yaptıysam Hwan’a olan aşkımdan yaptım dese de yemezler.

Karakterleri tanıdıktan sonra gelelim konumuza: her şey Eun sung’un Amerikadan dönmesiyle başlar.  Aynı sıralarda Hwan’da Amerikadan dönüyordur ve havaalanında çantaları karışır. Eun sung’u almaya bir arkadaşı gelmiştir ve yanında Jun Se’yide getirmiştir. Jun Su ile bu sırada tanışırlar. Eun sung’un babası iflas etmek üzeredir ama bunu ailesine söylemez. Karısı ise tam bir para delisidir ve para için yapamayacağı şey yoktur. Eun sung eve gelince çantalarının karıştığını anlar ve çantanın üzerindeki numarayı arar. Çantayı bir türlü geri alamaz. Hwan çantaları değişmek için buluşma ayarlar ama buluşmaya gelmez ve Eun sung’un saatlerce bekletir. O Gün Eun sung’un babası bir patlama sırasında ölür. Ve babasını son kez göremez. Babasının ölümünden sonra üvey annesi: Eun Sung’u ve kardeşini kapı dışarı eder. Ve babalarından kalan hayat sigortasından tek kuruş vermez.

İşte buraya kadar tam bir Külkedisi masalı gibi görünen hikayemizde Külkesinde olmayan çok önemli bir ayrıntı vardır. Eun sung’un babası aslında ölmemiştir. O gün biri onun saatini ve cüzdanını çalmıştır. Patlamada ölen hırsızın üzerinden babasının kimliği çıktığı için ve ceset tanılamadığı  öldü sanılmıştır. Babası bunu haberlerde görür ve iflas ettiği için ailesinin hayat sigortasını alıp rahat yaşaması için öldü numarasına devam eder.

 Bu kadın yok mu bu kadın, gidip dövesiniz gelir izlerken. Nasıl böyle olabilir nasıl bu kadar yalan söyleyebilir diye sinir olursunuz. Eun Sung’un üvey annesi ve Sung Mi2nin annesi. Eun sung ve kardeşini beş parasız evden kovduğu yetmiyo gibi daha sonra Eun song’un kardeşini kurtulmak için uzak bir kasabaya terkeder. Kocasından gizli bir ton yatırım yaptığı için kocası ölünce gayet lüks yaşamına devam eder. Tek amacı kızını Hwan’la evlendirip zengin olmaktır. Yalanları ortaya çıkmasın diye yenileri söyler ve gitgide köşeye sıkışır. İşte yalan böyle birşeydir sürekli birikerek artar ve yalanı takip etmek zordur, mutlaka bir yerden açıklık verir, dizide de söylendiği gibi bu dünyada hiçbir şey sır olarak kalmaz.

Eun sung evden ayrıldıktan sonra iş aramaya başlar ama bu sırada da kardeşini kaybeder. Bunda birazda Hwan’ın suçu vardır. Çanta olayı yüzünden Eun sung’u suçlar ve telefonunu kırar bu yüzden Eun sung kardeşinden gelen telefonu yanıtlayamaz. Kardeşini ararken Jun Se Eun sung’a yardımcı olur. Bu sırada Eun sung yaşlı bir kadına yardım eder ve onu hastaneye götürür. Bu kadın Hwan’ın büyükannesidir ama hafızasını kaybettiği için hatırlamaz. Hafızası yerine gelince Eun sung’a borcunu ödemek ister ve onun evinde yaşamasını ve şartla kardeşini bulmasında yardım edeceğini söyler. Torunlarının o ölünce şirketi satıp başka işler yapacağını öğrenen büyükanne tüm mirasını Eun sung’a bırakacağını açıklar. İşte bundan sonra olaylar iyice karışır ve Hwan ve eun sung arasında düşmanlık rüzgarları eser.

Eun sung’un mirası haketmesi için gelirleri çok düşük olan 2. şube’yi canlandırması gerekmektedir. Tüm aile üyeleri ona düşmanken  o evde yaşamayı ve mirası almayı kabul eder hepsi kardeşini bulmak ve para hırsıyla yanıp tutuşan üvey annesine bir ders vermek istemesindendir. Ama bunu kimseye açıklamaz büyükanne hariç diğerleri onu mirası kabul ettiği için suçlamaktadır. Hwan’ında 2. şubede çalışmak istemesiyle bu ikili arasında bir yakınlaşma başlar. Ve Sung Mi’nin de araya girmesiyle olaylar daha karışır.

 Konu olarak çok karışık bir diziydi anlatmaya çalıştıysamda arada ayrıntılı olaylar var, onlarla dizi daha da güzelleşiyor. Bu kadar ödül almasının nedeni sanırım sosyal mesajlarda vermesi. Dizide aşk geri planda kalmış ve onun yerine para hırsının insana neler yaptırabildiği, yalanın asla sonu olmadığı ve batırdıkça dibe gömdüğü,  insanlara yardım etmenin ve merhametin değeri, en önemlisi birine inanmanın ve kim ne derse desin ona güvenmenin önemi anlatılmış. Hwan eun sung’dan hiç doğruları duymasada ona hep inanıyor, üvey annesi ve kız kardeşinin yalanlarına rağmen Eun sung’un onları yapamayacak kadar iyi biri olduğu biliyor ve onun gibi merhametli ve iyi biri olmak istiyor. Bunun için 2. şubede çalışmaya başlıyor.

Bu dizi bana birazda Coffee Prince’yi hatırlattı. Özellikle ikilinin restauranta çalışmaları, Amerika’dan gelme ve son bölümdeki eğitim için yurt dışına gitme olayı, büyükanne ve işe yaramaz torun mevzusu, vede müzikler izleyenler fark etmiştir belki Coffee Prince’de aralarda çalan ve benim çok sevdiğim müzik burdada var.

Bir ton yazmamdan anlaşıldığı gibi bu diziyi çok sevdim. 🙂 Bölüm sayısı normal Kore dizilerine göre biraz fazla, sevildiği için uzatıla uzatıla 28 bölüm olmuş. Genelde bir dram hakimken aralarda yüzümüzü güldürmeyi başaran bir dizi. Bu kadar sözün üzerine izleyin izlettirin, sevin bağrınıza basın bu diziyi diyerek destansı yazıma son veriyorum. Bir daha ki dizi güzellemesinde görüşmek üzere dostlar. 🙂