Zindan Adası

Birkaç hafta önceki Muhabbet Kralı’nda psikologlar ve psikiyatristler konuktu ve konu obsesif kompulsif idi. Eee bölüm psikoloji olunca birde obsesif kompulsif ve kişilik bölünmesi konularıyla ilgilenen bir insan olunca, birde konuklar arasında hayranı olduğum Üstün Dökmen olunca  gözümü kırpmadan izledim resmen programı. O programda bu filmden bahsetmişlerdi bende o kadar bilim insanı beğenmiş hemencik izleyeyim dedim.

Öncelikle şunu söyleyeyim bu spoil vermediğin ilk belkide tek yazım olacak. Çünkü film öyle bir ilerliyorki nasıl başlayıp nasıl bitti ağzınız açık kalıyor.

Filmimiz 1950’li yıllarda geçiyor. Ünlü bir dedektif olan Tedd Daniels, (Leonardo DiCaprio) ortağı Chuck Aule (Mark Ruffalo) ile Zindan Adası olarak bilinen suç işlemiş akıl hastalarının mahküm edildiği bir adaya gönderilir. Görevleri üç çocuğunu öldürdüğü için buraya getirilen ama hastaneden (yada hapishane de diyebiliriz) kaçan Rachael’i bulmaktır.

 Ama bu sandıkları kadar kolay olmayacaktır. Çünkü Rachael ardında bir nottan başka hiçbir iz bırakmamıştır. Birde yardımcı olmamaya söz vermiş bir hastane personeli olunca işler iyice zorlaşır. Tedd’in bu görevi kabul etmesindeki asıl neden iki yıl önce apartmanlarında yangın çıkaran ve Tedd’in karısının ölümüne neden olan hastayı bulmak istemesidir. Hastane 3 bölüme ayrılmaktadır. A, B ve C koğuşları. C koğuşunda en tehlikeli hastalar bulunmaktadır.

İşte filmimiz böyle başlıyor ve çok şaşırtıcı bir sonla bitiyor. Filmde rüya sahneleri çok güzel kurgulanmış. Freud görse yönetmenin elini sıkardı, aferim çocuğum blinçaltını (artık bilinç dışı deniyo buna) çok güzel kullanmışsın falan derdi heralde. 🙂 Genel olarak filmde bir gerilim havası hakim, eee psikolojik olurda gerilimsiz olur mu hiç. Uzun lafın kısası ben izledim çok beğendin. İzleyin izletirin anacım diyerek postumu terkediyorum dostlar…..

Reklamlar