Haruki Murakami: Koşmasaydım Yazamazdım

koşmasaydım yazamazdım

Bir Murakami kitabıyla daha karşınızdayım:) Bu sefer diğerlerinden oldukça farklı bir kitap, Murakami’yi yakından tanımak  isteyenler için bire bir olduğunu söyleyebilirim.  Kitaplarına yazarlığına hayran olduğum adamın insani yönüne de karakterine hayran olmamı sağladı.

Kitabın orjinal adı “Hashiru Koto ni Tsuite  Kataru Toki ni Boku no Kataru Koto” İngilizceye aynı  anlamda  “What I Talk About When I Talk About Running” olarak çevrilmiş. Raymond Carver’ın öykü derlemesi kitabından esinlenmiş. Türkiye’de  ise “Koşmasaydım Yazamazdım” ismini almış. Bu isimde oldukça dikkat çekici ve iddialı olsa da orijinal ismi de pek güzelmiş. Japonca’dan Türkçe’ye çeviren Hüseyin Can Erkin.

Murakami bu kitabında koştuğu yıllar boyunca yaşadıklarını, koşarken hissettiklerini yazıyor. Zaman sırası pek gözetmiyor bir eskiye bir yeniye gidebiliyor, bazen söylediği şeyleri tekrar söyleyebiliyor. Yani elinize aldığınız kitaptan belli bir konu sırası olan kendinizi kaptıracağınız olay örgüsü beklemeyin. Sadece koşmak, hissetmek biraz da yazmak üzerine bir kaç köşe yazısı okuduğunu düşünebilirsiniz. Murakami’yi tanıyanlar için ayrı bir tadı var kitabın, hele ki aynı zamanda spor yapıyor ve bir iki satır bir şeyler karalıyorsanuz tadından yenmez oluyor.

“Pain is inevitable, suffering is optional. Tam karşılığını Japonca tercümede verebilmek zor ama yine de son derece basit bir şekilde çevirecek olursak, “Acı kaçınılmazdır, ama acı çekmek bir seçim meselesidir (ve size bağlıdır.)” anlamına gelir.”

inciraltı

“Zaman ve enerjiyi ne şekilde dağıtabileceğimize dair bir sıralama gerekiyor. Belli bir yaşa kadar böylesi bir sistemi kendi içimizde oturtamadığımızda ömür denilen şey, odağından yoksun, amaçsız bir hale geliveriyor.”

Neredeyse kendini bildi bileli koşan bir adam, onun için yarışı sonuna kadar koşarak asla yürümeden tamamlamak çok önemli. Bugüne kadar onlarca yarışa katılmış bir kaç kez sağlık sorunu nedeniyle yarım bırakmak zorunda kalmış ama asla yarış sırasında yürümemiş. Hatta mezarına yazılmasını istediği söz “En azından sonuna kadar yürümedi..” Murakami’nin ne kadar kararlı ve hayat disiplini olan bir insan olduğunu anlıyorsunuz. Ayrıca soğuk, sıcak, yağmur demeden her gün yaptığı antrenmanları ve dünyanın bir çok ülkesinde  katıldığı yarışları sanki çok önemsiz bir şey gibi anlatmasından alçak gönüllüğünü seziyorsunuz. Çok farklı bir adam olduğunu görüp çok da şaşırmıyorsunuz sonuçta o hikayeler normal birinden çıkamazdı:) Koşmaya özeniyorsunuz tabi ki bu kadar bahsedilince insan ister istemez “ben de denesem mi yaa” diyor. Ama sanırım ben daha çok bisikleti seviyorum, Murakami’de bisikletten çok hoşlanmıyor ama bu onun bisiklet sürüp triatlona katılmasına engel değil:)

“Koşmak hakkında dürüstçe yazmak, benim kendimle ilgili (bir nebze) dürüstçe yazmam anlamına da geliyordu”

Murakami hayranları için okunması gereken bir kitap, yeni başlayanlar için özellikle “Aa bu inceymiş bundan başlayayım” diyenler için asla tavsiye etmiyorum.

Not: Fotoğraflar kişisel instagram hesabımdandır, lütfen kullanmayınız.