Japonya’da ki İlk Gezi Noktası: Osaka Kalesi

Bundan sonraki postlarım genel de fotoğraf ağırlı olacak dostlar. Araya bir iki anı da sıkıştıracağım. Umarım gezmiş görmüş kadar olursunuz diyerek fotoğraflara boğacağım blogu azcık.

Osaka’da ki ve turumuzun ilk durağı olan Osaka Kalesi ile başlıyalım. Böyle yeşillik dolu bir bahçede yarım saat yürüdükten sonra kaleye ulaşabildik.

Birazcık bilgi vermek gerekirse: bu ilk yapılan kale değilmiş. İlk yapılan kale düşman tarafından yıkılmış. Sonra kral yenisini yaptırmış ama bu seferde kendisi bir savaş taktiği olarak tekrar yıktırmış. En son Mejii döneminde kale aynı yere aslına uygun olarak tekrar yapılmış ve Osaka’nın simgesi olmuş.

Her tapınakta bulunan ve hepsinin ayrı bir güzelliği olan çeşmelerden^^

Bu bir duvar değil, dünyanın en büyük taşıymış. Bu şekilde çok yüksek bir duvar gibi gelenleri karşılıyor.

Kale yavaş yavaş görünmeye başladı.

Kalenin sağında bir müze vardı ama bizim gittiğimiz gün kapalıydı. Zaten müze gezmeyi sevmediğim için beni pek etkilemedi bu durum:)

Asansör biraz tarihi dokuyu bozsa da kalede çok eski sayılmaz diyerek görmezden geliyoruz:)

Turla gittiğimiz için genelde toplu halde hareket ediyorduk. Gerçi Kimbapsushi ile ben genelde ayrı takılıyorduk gruptan ama belli bir yerde uymak şarttı. Grup kalenin içinde ki müzeyi görmek istedi, bu sefer ben çıkıntılık yaptım, kaleye girmek yerine etrafı keşfe çıktım. Kalenin karşınındaki gölü bu açıdan fotoğraflıyordum. Sonra bir amca bisikletiyle geldi ve balıklara ekmek attı. Ben de kıyın kıyın yanaşıp baıklara baktım. Sonra amca bana Japonca bir şeyler söyledi ama ben doğal olarak anlamadım. Sonra beni takip et işareti yaptı. Ben de peşine takıldım gölün karşı tarafına geçtik, buradaki manzarayı gösterdi. Meğer bana buradan daha güzel görünüyor türünden bir şeyler demiş.

Sonra tek tük ingilizce kelimelerle ve tarzanca amca ile sohbet ettik. Mesela bana “Country?” dedi. “Turkey” dedim, tanıdık gelmedi. Japoncası “Turuko” dedim yine tanıdık gelmedi. Avrupaya yakın diye anlatmaya çalıştım ve en son yere dünya haritası çizdim adsdsdasd yuvarlak bir Avrupa kare bir Türkiye çizdim, Japonya’nın yerini gösterdim ve birden “İstanbul” dedi:)

Sonra amcam bisikletinden kaynamış yumurta çıkardı ve soyup yarısını bana verdi. Diğer yarısını da göldeki balıklara attı ben de onun yaptıklarını yaptım. Japonca konuşuyordu ama arada İngilizce “small fish” gibi şeyler söylüyordu:) Anladığım kadarıyla yavru balıklar yumurtayı seviyormuş:D

Sonra amca ile vedalaşıp kalenin girişine gidip bizimkileri beklemeye başladım. Grupla tekrar gölün karşı tarafına geçip kalenin göle yansıyan manzarasında bir toplu fotoğraf çekimi yaşadık.

Bugünün devamını Kimbapsushi’nin buradaki yazısında bulabilirsiniz.

Reklamlar