Crush and Blush (Misseu Hongdangmu)

Ne diyeceğimi bilemediğim filmlerden biriydi. Aslında beğenip beğenmediğimi bilmiyorum. Sanki çok şey yapılmaya çalışılmış ama hepsi yapılamamış gibiydi. Doğrusunu söylemek gerekirse yapımcılığı Park Chan Wook üstlenince bir de türü komedi-dram olunca  bir I’m a Cyborg, But That’s OK bekledim. Nereden bu kanıya vardın diye sorarsanız, tüme varım yaptım ya da tümden gelim de yapmış olabilirim:P Ne yaptıysam onun yanlış olduğu kesin.

-Merhaba lafı uzatma huyum. Ha bir de hoşçakal-

Filmimiz klasik bir kaybedenlerin hikayesi olarak başlıyor. Bayan Me Sook lisede Rusça öğretmenidir. Bu lise onun için özeldir çünkü öğrenciyken aşık olduğu öğretmeniyle aynı okulda çalışmaktadır. Sorun şu ki; aşık olduğu öğretmen çoktan evlenip çoluk çocuğa karışmıştır ama Me Sook hislerinin karşılıklı olduğunu düşünmektedir. Hatta Bay Seo’nun ona içinde şifreler olan mesajlar gönderdiğini idda etmektedir. (Şizofren değil gençler rahat olun, bu mesajların sırrı sonradan açığa çıkıyor. ) Me Sook kızdığında, sevindiğinde yani her türlü duygu belirtisi gösterdiğinde yüzü kızardığı için öğrenciler ona kırmızı surat diye bir lakap takmıştır ve pek sevilen bir öğretmen olduğu söylenemez. Me Sook bir gün diğer Rusça öğretmenin Bay Seo ile bir ilişkisi olduğu öğrenir. Üstelik bu öğretmen onun yerini almış ve o da ortaokula kendinin bile bilmediği İngilizceyi öğretmek üzere gönderilmiştir. Burada Seo’nun kızı ile tanışır ve birlikte Bay Seo ile Rusça öğretmenini ayırmak için planlar yaparlar ama planları ters tepince işler karışır.

Film başlarda gayet iyi gidiyordu. Me Sook’un cildiyeciye psikolog muamelesi yapıp tüm hayatını anlatması komikti. Adamın onun yüzünden muanehanesini taşıması da ayrı bir komikti. Me Sook ve Seo’nun kızı Jong Hee’nin gece toplanıp bilgisayar başında numaralar çevirmeside filmin güzel yerlerindendi.  Sonradan olaylar bir karıştı ki işin içinden çıkabilene aşk olsun. Gong Hyo Jin’in bu filmle 2008 Uluslararası Busan Film Festivalinde  en iyi kadın oyuncu ödülünü aldığını da not düşeyim.

Aslında bu postu yazmamın nedeni  izleyenlerin fikrini almak. Ben ortada kaldım. O yüzden mutlaka izleyin diye tavsiye etmeyeceğim ama izlediyseniz fikrinizi soracağım^^

Reklamlar

Park Chan Wook’tan İntikam Üçlemesi

*Güney Kore’nin en büyük yönetmen ve senaristlerinden olan Park Chan Wook, “İntikam Üçlemesi” ile uluslararası alanda tanınan yönetmenler arasında  haklı yerini almıştır.

*2002’de çektiği Sympathy for Mr.Vengeance ile “intikam üçlemesinin” ilk filmini oluştursa da bu filme başlarken üçleme olarak başlamadığını söylemiştir. Zaten diğer filmler kesinlikle devam filmi niteliğinde değildir.

*2003 yılında Old Boy ile yine aynı konuyu harika bir senoryo ile işler. Bu filmle tüm dünyaya iyi bir yönetmen olmasının yanında çok  çok zeki bir senarist olduğunu da kanıtlamış olur. 2004 Cannes Film Festivali’n de Jüri Özel Ödülünü alan film için ünlü yönetmen Quentin Tarantino Jimmy Kimmel Live adlı show programında Park’ın hayranı olduğunu ve 2004 Cannes Film Festivali jürisindeyken Park’ın Oldboy filmine onur ödülü verilmesi için kişisel çaba gösterdiğini söylemiştir. Ancak Old Boy bu dalda ikinci sırada kalmıştır.

*Üçlemenin son ayağı 2005 yılında çekilen Sympathy for Lady Vengeance ile tamamlanmıştır.

*Üç filmin de intikam konusunu öyle bir işlemiş ki, izlerken kararsızlıklar yaşıyorsunuz. Hangisi haklı, hangisi suçsuz, hangisi cezayı hakediyor? Daha doğrusu haklı biri var mıydı? Haksızlığa uğramış biri var mıydı? Yoksa hepsi suçlu muydu? Ya da suçsuz?

*Üçünün de ortak özelliği toplumun ciddi sorunları yalın, vurucu, açık bir dille anlatması ve izleyenlerin yüreğinin üzerine adete bir ağırlık çökmesini sağlamasıdır.

*Park Chan Wook’un harika flashback kullanma tekniğinden üç filmde nasibini almış. Flashbacklerde geçmişle geleceği bir şekilde aynı anda göstermeyi başarmış usta yönetmen görsel anlamda harikalar yaratmış.

*Filmlerinde çoğu şeyi seyirciye bırakmış. Olaylar bir nevi kesit kesit geçerken kahramanın oraya nasıl ulaştığı gibi şeyler seyircinin düşünmesine bırakıldığı için izlerken yoran filmlerdendir ki en sevdiğim film türüdür kendileri:)

*Üç filmde şiddet ögesi ve insanı rahatsız eden sahneler bolca mevcut, o yüzden baştan uyarmak gerek böyle filmleri sevmeyenler izlemeden önce bir düşünsün derim ama izlemezlerse çok şey kaçıracaklarını belirteyim.:)

*İzledikten sonra hem çok seveceğiniz hem nefret edeceğiniz bir film olur mu dersiniz? Bence olur.

Sympathy for Mr.Vengeance (2002)

– Haklı İntikam –

Sympathy for Mr. Vegeance OST

“Abla, dinliyor musun? Bana, eğer ölürsen, eskiden kenarında oyun oynadığımız nehrin oraya gömülmek istediğini söylemiştin. Bunu yapacağım. Ama bu 40-50 sene sonra olur. Söz veriyorum, seni bu illetten kurtaracağım.”

“Dünyada iyi çocuk hırsızları ve kötü çocuk hırsızları vardır. İyi hırsızlar ailelerle işbirliği yapar.”

Böbrek yetmezliği tedavisi gören ablasına elinden gelen her şekilde yardım etmek isteyen sağır ve dilsiz Ryu son çare olarak gördüğü organ mafyasına başvurur. Yıllardır  uygun böbrek bulunamadığı için gerçekleşmeyen ameliyat için biriktirdiği parayı ve kendi böbreğini de organ mafyasına kaptırınca dünyanın adaletini sorgulamaya başlar. O  dürüst olmaya çalıştıkça işlerin rast gitmediğini düşünür ve kız arkadaşıyla birlikte zengin bir adamın kızını kaçırıp fidye almak için planlar yapar. Ama bu kaçırma işi öyle bir karışır ki iyi-kötü, masum-suçlu, katil-maktül kim karar vermek imkansızlaşır.

Park Chan Wook üçlemenin ilk filminde diğer filmlerin tarzınıda gözler önüne seriyor. Kore’nin baş edemediği sorunları da hiç bir kısıtlamaya gitmeden apaçık gösteriyor. Çocuk kaçırma, organ mafyaları, haksız patronlar, ağır koşullarda çalışan işçiler, hatta örgütler. Serinin  diğerlerine nazaran temposu en düşük filmi denilebilir. Ama bir noktadan sonra öyle bir hal alıyor ki izleyicileri bir ekrana kitliyor ve  “daha başka ne olabilir ki? ” sorusunu sormanıza neden oluyor ve bu sorunun cevabı olarak daha neler neler olacak hissi de veriyor.

Old Boy (2003)

– İhtiyar Delikanlı –

Old Boy OST – The Last Waltz

“Gülün; dünya da sizinle birlikte gülsün. Ağlayın ama yalnız ağlayın.”

“İster bir kum tanesi ol ister kaya ikisi de aynı şekilde bayar suya.”

Oh Dae-su, bir gece bir telefon kulubesinin önünden kaçırılır ve 15 yıl sonra serbest bırakılır. Bu 15 yıl içinde kapatıldığı hücrede tek bir insan görmeden,  dünyayla bağı kopmuş bir vaziyette yaşarken buradan kurtulduğunda ona bunu yapanlardan intikam alacağına dair yeminler eder. Ve bir gün gözlbir binanın çatısında gözlerini açtığında aklında ki tek düşüncesi bunu ona yapanın kim oluğunu bulmaktır.

Serinin en ünlü ve en çarpıcı filmi olan Old Boy izlerken kanınızı donduracak sahnelere sahip.  Anlatılmayan sadece izlenen ve izledikten sonra da bir süre sindirilmeyi gerektiren filmlerden. O yüzden bu filmi anlatmak ne benim haddime ne de buna cesaretim var:) Tek diyeceğim:  bir film düşünün ki hem zekasına hayran kalıp çok seveceksiniz hem de nefret edeceksiniz.

Sympathy for Lady Vengeance (2005)

– İntikam Meleği –

Lady Vegeance OST – Opening

Gerçekten, benim içimdebir meleğin olduğunu mu düşünüyorsun? Eğer öyleyse, bu melek ben böylesine korkunç bir suç işlerken neredeydi?” 

“Üzgün olduğunu söylemen yetmez. En az üç kere ‘üzgünüm’ demelisin. Pek de iyi olmayan dileklerimle, kızın Jenny”

Lee Geum Ja bir sebepten ötürü işlemediği bir suçu üstlenmek zorunda kalır ve Kyoungju Kadın Hapishanesi’nde 13,5 yıl yatar. Bu 13,5 yıl boyunca diğer mahkumlara yardım ederek hapisaneden çıktığı gün uygulayacağı intikam planını imlek imlek işler. Geum Ja aslında  bir melek mi yoksa bir şeytan mıdır? Yoksa her ikisi de değil mi? İlla kötü veya iyi olmak zorunda mı, siyah ya da beyaz, giri olmanın bir sakıncası var mı?

Gri, sanırım en iyisi bu!

Serinin görsel ve ses efekti konusunda en iyi filmi olarak gösterilen Lady Vegeance diğer iki filmden esintiler taşıyor. İlk filmdeki iyi çocuk kaçırıcısı- kötü çocuk kaçırıcısı, ikinci filmdeki hapis süresince oluşan intikam planı gibi birçok bağdaşım bulmak mümkün zira bu birbirinin devamı olmayan filmleri üçleme yapan etkenler de bunlar. Old Boy’da karın saflığı ve temizliği ve kara toprağı örterek her tarafı bembeyaz yapmasını bu filmde de görüyoruz. Chan Wook kesinlikle karı seviyor ve tabi ki anlamını da;)

Toplumun aksak yönlerini tüm gerçekliğiye yüzümüze vurmakla kalmayıp adalet inancımızı da sorgulamamıza neden oluyor. Ve gerçekle yüzlememizi sağlayan o soruyu açıkça hiç bir ajitasyona girmeden soruyor: ” Size karşı suç işleyen birini yakalarsanız cezasını kendiniz mi veririsiniz yoksa adalete mi teslim edersiniz?”

*Üç filmide birbirinden farklı nedenlerden ötürü çok güzel, çok uğraştıysam da hangisi daha güzel karar veremedim. Old Boy kesinlikle senaryo konusunda harikalar yaratıyor. Lady Vegeance ise görsel bakımdan izleyicilere bir şölen sunuyor. Mr. Vegeance ise diğerlerinde olmayan bir saflık duygusu hakim. Ve üçü de oyunculuk konusunda da işte budur dedirten cinsten. Diyeceğim odur ki kesinlikle izlemelisiniz;)