Temmuz Dönüş Ayıdır^^

Yoo yoo yazlıktan dönüş değil…

Baktım ki en son mayısta post yazmışım bir giriş yapmadan post yazmak olmaz^^

Böle soğuk iştah açısı giriş fotoğrafı için de kusura bakmayın, bloga girince bir soğuk rüzgarlar essin istedim:P

Peki geçen ay neler yaptım da buralardan bu kadar uzak kaldım?

Bu sene genel anlamda yoğundum ama Haziran’da bir başka telaş vardı. Öncelikle finaller, ales, üds derken zaten yuvarlanıp gidiyorduk bir de mezuniyet törenidir, kep çekimidir, balodur eklenince tam oldu. Bunların neresi yoğun diyorsanız hepsi için ayrı ayrı elbise, ayakkabı, takı seçmeye davet ediyorum sizi, abiyelerden nefret ettiğim acı günlerdi…  Şikayet ediyorum ama bakmayın siz bana durup düşününce sırıtıyorum hafiften^^

Şaka maka mezun oldum ha^^

Tabi mezun olmakla bitmiyor ders çalışma mevzusu, bir şansımı deneyeyim mantığıyla kpss’ye girdim bakalım sonuç ne olacak.

Artık gelenekselleşen Pandalar Toplantısını yaptık. Dostumuz Sermin  İzmir’e geldi ve Kimbapsushi ‘nin evinde toplaştık ve eğlenceli bir hafta geçirdik.  Turist misali İzmir’i gezdik, gerçi Sermin geçen seneden o gezip görme işlerini bildiği için daha çok yiyip içtik denebilir. Bu sene de İzmir’in yemek konusunda hoş mekanlarını gezdik bu da yeme turizmi olsun:P

Yemekten söz açılmışken, Kimbapsushi ile daha önce gittiğimiz ve şu  yazısında bahsettiği Sushico’ya gittik.  Bu sefer menülerini genişletmişler, Çin mutfağından Tayvan mutfağına ne ararsanız vardı.  Gözümüz şuradaki bentolarda kalsa da onlar saat 17.00’ye kadar servis edildiği için başka şeyler yemeğe karar verdik. Ortaya sushi söyledik, Kimbap ve ben tavuklu ramen denedik, Sermin ise zencefilli çıtır tavuk aldı. Oldukça memnun kaldık yemeklerden ama en kısa zamnda o bentolardan yenecek:)

Yediğin içtiğin senin olsun gördüğünü anlat derseniz, dizilerden bahsedebilirim. Hazır tek başına dizi izleyemiyorken birlikte  A Gentleman’s Dignity’ye başladık. Kimbap daha önce izlemişti ama tekrar izlemeyi göze aldı:) Oldukça beğendim bitirince bahsederim belki burada da^^ Onun dışında Sermin’le New Girl’ü ve şuan adını unutuğum bir diziyi izledik. Ona yeni başlamıştık, harbi neydi adı onun bak şimdi devam etmek istesem diziyi bulamıyacağım, hoş mu?

Bir günde twitterdan dostumuz minekibuu ile Leman Kültür’de buluştuk ve şöyle bir güzelliği miydeye indirdik hem de kocaman tabaklardaki yemeklerden sonra, yuh bize:P  Bu post gittikçe iştah açıcı bir hal alıyor bir an önce yazıyı bitirmeli:P

Yo yo gece eve dönüşte sokakta kpop dansı yapmaya çalıştığımızdan, Kimbap’la pc karşısında tüm gece Suju ve Shinee dansı yapmaya çalıştığımızdan, Sermin’in kendini İspanyol sanmasından, benim sehpanın altında uyumamdan bahsetmeyeceğim, ısrar etmeyiniz adsasdasd, belki onlar bahseder benim ki normal postlardan olsun:P

Şimdi ise dinlenmeye adadım kendimi, bir kaç hafta dizi-film-kitap üçlüsünün arasında takılmayı düşünüyorum. Sonrasını ise zaman gösterecek^^

Son olarak kimbapsushi’ye bizi evinde ağırladığı için çok ama çok teşekkürler:)

Reklamlar

NoelBap Hediyelerim

Öncelikle anlam sınılarını zorlayan başlığımı açıklamalıyım. Şimdi efendime söyliyeyim -bu bağlaç buraya hiç uymadı ama içimden geldi- dün dostum Kimbapsushi ile buluştuk ve bir film günü yapalım dedik. Bir önceki gün doğum günüm olduğu için dostum bana bir sürü bir sürü süper hediye almış. Hediyelerin çokluğundan onlara Noel baba hediyeleri dedim. Yani  Noel oradan geliyor, Bap ise Kimbap’tan geliyor ve birleşince “NoelBap” oluyor. “Allah kahretmesin seni bir daha kelime türetme otur oturduğun yerde.” dediğinizi duyar gibiyim:P Duymazdan gelip postuma geçiyorum;)

Öğleden sonra Kimbap ile buluşup önce yemek yedikten sonra sinemada Çelik Yumruklar (Reel Steel) filmini izledik.  Hugh Jackman’ın filmi gelir de ben gitmez miyim? -Bunu da bir ara yazacağım. – Filmden sonra Kimbap’ın evine gittik ve dostum bana harika bir pasta yaptı. İtiraf etmeliyim pasta konusunda oldukça yetenekliymiş. Tekrar ellerine sağlık diyorum^^

NoelBap hediyelerime gelecek olursak; hepsi özenle düşünülmüş hediyelerdi. Her biri için ayrı ayrı mutlu oldum. Buradan tekrar teşekkür ediyorum ve kocaman öpüyorum^^

Çok ama çok güzel tam benlik bir hırka, kütüphaneden alıp okuduğum ve bende de olmasını çok istediğim Haruki Murakami kitabı, izleyecekler listemde olan  Okuribito filminin DVD’si, bir eşinden Kimbap’ta da olan panda yüzüğü, geçenlerde Kimbap’ta görüp beğendiğim  mavi küpeler ve şirin mi şirin telefon süsü^^

Sadece düşünülmenin hatırlanmanın tek bir “iyiki doğdun” sözünün benim için çok ama çok değerli olduğu halde böyle güzel hediyeler hazırladığı için, günümüzün çok güzel geçmesini sağladığı için, her zaman yanımda olduğu ve yardıma ihtiyacım olduğu anda hemen yetiştiği için, beni hiç sıkılmadan dinlediği için, kısacası dostum olduğu için çok teşekkür ederim. Nice güzel yılları beraber geçirmek dileğiyle^^

O gün bende kendime hediye olarak Haruki Murakami’nin İmkansızın Şarkısı kitabını aldım. Şimdilik dostumun hediyesiyle birlikte  iki tane oldu ama seriyi tamamlayacağım;) Bu arada yeni baskının kapak tasarımlarıda pek güzelmiş^^

Bol bol yiyip içtikten sonra bir komedi filmi ile finali yapmayı düşündük  ama gece 3.00’e kadar izleyecek film düşünüp bulamayınca biz de Koreliler’in yaptığı yüz maskelerinden yapalım dedik.  Sanırım komedi filmi izleseydik bu kadar eğlenmezdik. Bu maskeler  bakım amaçlı değil de eğlence amaçlı üretilmiş olabilirler. Yüzümüz de 20 dakika boyunca beklemesi gerekiyordu ve biz bu 20 dakikayı ayna karşısında şebeklikler yaparak geçirdik. Canınız sıkıldığında siz de bir yüz maskesi deneyin^^

Son olarak  pandalarım Kimbap ve Sermin’e bana özel doğum günü postu yazdıkları ve beni hiç yalnız bırakmadıkları ve kendimi çok şanslı hissetmemi sağladıkları  için çok teşekkür ederim. Size de böyle güzel dostlar diliyorum^^