5. Gün: Son Alınan Kitaplar, Okunanlar, Okunacaklar

DSC06776

Kendi kendime başlattığım etkinliğin son gününe geldik:) Siz okumasanız da (yorumlanmadığı için bilmiyorum tepkileriniz nasıl) ayda bir post yazan biri olarak söz verdiğim gibi 5 gün de 5 post yazmaktan gururluyum:) Bugünkü postumuzda son günlerde aldığım kitaplarla ilgili.

DSC06774

ilk sıra D&R indirimden aldıklarım. D&R önceleri internet sitesinde yaptığı indirimleri mağazalarında yapmazdı ama artık hem internet sitesin de hem de mağazalarında aynı kampanya var. Öncekle süper bir gelişme tebrik ediyorum:)  Boş Koltuk ve Başlat 5 TL günlerinden aldığım kitaplardı. Başlat’ı okumaya başladım ama yavaş ilerliyorum açıkçası sarmadı ama bitirmeye kararlıyım. Araya başka kitaplar girse de şimdi sıra onda:) Duman ve Kemiğin Kızı, Golem ve Cin geçen hafta 10 TL günlerinden aldım. Hala kampanya devam ediyor, kaçırmayın diyorum:) Duman ve Kemiğin Kızı seri kitabı olduğu için bekleyecektim ama konu çok ilginç olduğu için bekleyemedim başladım ve 3 günde bitirdim. Yakında onun için de bir yazı yazarım:) Şimdi sıra 2. kitabı beklemekte^^

DSC06775

Bunlarda Migros’un %40 kitap indirimi zamanı aldıklarım. Zülfü Livaneli’nin okumadığım kitaplarını aldım. Kitap Hırsızı filminden önce kitabı okumalı diye beklettiğim bir film, o yüzden en kısa zamanda okunacak bunlar:)

Başka bir etkinlikte görüşmek üzere takipte kalın çünkü bu ara sık güncelleme yapacağım;) Wordpress takip açısından zor olduğu için, facebook hesabımı takip edebilirsiniz tüm postlarımı orada paylaşıyorum. Mailinizi sık kontrol eden biri iseniz maille abone olabilirsiniz.  Kendinize iyi bakın;)

Reklamlar

3. Gün: Ao Haru Ride (Manga)

ao-haru-ride-

Bugün biraz geç kalsam da gün daha bitmeden 3. günün postunu yayınlayayım dedim:) Bu sefer bir mangayı konuk edeceğiz burada. Shouju türünü uzun zamandır izleyip okumasam da geçenlerde bu animenin filminin çekileceğini öğrenince filmden önce animesini izlemek lazım dedim. Ongoingmiş daha 3-5 bölümü vardı. Animeden başladım sonra baktım konu sardı mangadan devam ettim. Filme niyet animeye kısmet hikayemiz böle başladı. Hikaye dediğime bakmayın 2 güncük sürdü bir gün anime başlama sonra mangaya geçiş ertesi güne 42 chapterı silip süpürmüş halde yeni chapter ne zaman geliyor yaa sızlanmalarıyla devam etti.

ao-haru-ride-3957787

Hikayemiz her shoujuda olduğu gibi sevipte kavuşamayanlarla ilgili:P  Futaba orta okulda gönlünü Tanaka’ya kaptırmıştır. Tam birlikte festivale gidecekleri gün Tanaka şehirden ayrılmak zorunda kalır. Bizimkilerin aşkı başlamadan bitmiş olur. Yıllar sonra lisede Futaba’yı odaklanırız. Ortaokulda sevimli yüzü olduğu için erkeklerin ilgisini çekmiştir ve bu yüzden diğer kızlar ondan çok hoşlanmamaktadır. Lisedeyken amacı erkeklerin ilgisini mümkün olduğunca az çekebilmek için erkeksi tavırlar takınmaktır. Böylece bol bol kız arkadaşı olacaktır. Tabi planları istediği gibi gitmez bunun en önemli nedeni de ilk aşkı Takana’yı görmesi ama o artık ortaokuldaki küçük sessiz çocuk değildir. Çok farklı biri olmuştur üstelik artık adı Mabuchi’dir. (Japonlarda soyadı kullanımı yüzünden aileler boşanınca çocukların soyadı değişiyor.)

ao-haru-ride-2822861

Hiksye bu ikilinin birbirlerine açılmaları üzerine ilerliyor tabi ki her mangada olduğu gibi gereksiz 3. kişiler bol bol yanlış anlaşılmalar burada da var.  Diğer bir yönden de arkadaşlık ilişkileri, birine güvenme, değer verme, kendin gibi olma gibi alt konularla desteklenmiş.  Bu da sizi hikayenin içine çekiyor ve kendinizi eldeki bütün chapterı tüketmiş halde buluyorsunuz. Ayrıca çizimler de çok güzel olunca değmeyin keyfimize:)

Manganın şuan 42 yayınlanmış chapterı var, 14 chapter Türkçeye çevrilmiş, 6 bölüm animesi ve çekilmekte olan (ya da çekilmiş olabilir ama daha yayınlanmadı) bir filmi var. Shouju sevenlere mutlaka öneririm, benim gibi sevmeyenlere de bir şans verin diyorum gerisi gelecektir mutlaka;)

images

Not: Resimler alıntıdır.

Haruki Murakami: Koşmasaydım Yazamazdım

koşmasaydım yazamazdım

Bir Murakami kitabıyla daha karşınızdayım:) Bu sefer diğerlerinden oldukça farklı bir kitap, Murakami’yi yakından tanımak  isteyenler için bire bir olduğunu söyleyebilirim.  Kitaplarına yazarlığına hayran olduğum adamın insani yönüne de karakterine hayran olmamı sağladı.

Kitabın orjinal adı “Hashiru Koto ni Tsuite  Kataru Toki ni Boku no Kataru Koto” İngilizceye aynı  anlamda  “What I Talk About When I Talk About Running” olarak çevrilmiş. Raymond Carver’ın öykü derlemesi kitabından esinlenmiş. Türkiye’de  ise “Koşmasaydım Yazamazdım” ismini almış. Bu isimde oldukça dikkat çekici ve iddialı olsa da orijinal ismi de pek güzelmiş. Japonca’dan Türkçe’ye çeviren Hüseyin Can Erkin.

Murakami bu kitabında koştuğu yıllar boyunca yaşadıklarını, koşarken hissettiklerini yazıyor. Zaman sırası pek gözetmiyor bir eskiye bir yeniye gidebiliyor, bazen söylediği şeyleri tekrar söyleyebiliyor. Yani elinize aldığınız kitaptan belli bir konu sırası olan kendinizi kaptıracağınız olay örgüsü beklemeyin. Sadece koşmak, hissetmek biraz da yazmak üzerine bir kaç köşe yazısı okuduğunu düşünebilirsiniz. Murakami’yi tanıyanlar için ayrı bir tadı var kitabın, hele ki aynı zamanda spor yapıyor ve bir iki satır bir şeyler karalıyorsanuz tadından yenmez oluyor.

“Pain is inevitable, suffering is optional. Tam karşılığını Japonca tercümede verebilmek zor ama yine de son derece basit bir şekilde çevirecek olursak, “Acı kaçınılmazdır, ama acı çekmek bir seçim meselesidir (ve size bağlıdır.)” anlamına gelir.”

inciraltı

“Zaman ve enerjiyi ne şekilde dağıtabileceğimize dair bir sıralama gerekiyor. Belli bir yaşa kadar böylesi bir sistemi kendi içimizde oturtamadığımızda ömür denilen şey, odağından yoksun, amaçsız bir hale geliveriyor.”

Neredeyse kendini bildi bileli koşan bir adam, onun için yarışı sonuna kadar koşarak asla yürümeden tamamlamak çok önemli. Bugüne kadar onlarca yarışa katılmış bir kaç kez sağlık sorunu nedeniyle yarım bırakmak zorunda kalmış ama asla yarış sırasında yürümemiş. Hatta mezarına yazılmasını istediği söz “En azından sonuna kadar yürümedi..” Murakami’nin ne kadar kararlı ve hayat disiplini olan bir insan olduğunu anlıyorsunuz. Ayrıca soğuk, sıcak, yağmur demeden her gün yaptığı antrenmanları ve dünyanın bir çok ülkesinde  katıldığı yarışları sanki çok önemsiz bir şey gibi anlatmasından alçak gönüllüğünü seziyorsunuz. Çok farklı bir adam olduğunu görüp çok da şaşırmıyorsunuz sonuçta o hikayeler normal birinden çıkamazdı:) Koşmaya özeniyorsunuz tabi ki bu kadar bahsedilince insan ister istemez “ben de denesem mi yaa” diyor. Ama sanırım ben daha çok bisikleti seviyorum, Murakami’de bisikletten çok hoşlanmıyor ama bu onun bisiklet sürüp triatlona katılmasına engel değil:)

“Koşmak hakkında dürüstçe yazmak, benim kendimle ilgili (bir nebze) dürüstçe yazmam anlamına da geliyordu”

Murakami hayranları için okunması gereken bir kitap, yeni başlayanlar için özellikle “Aa bu inceymiş bundan başlayayım” diyenler için asla tavsiye etmiyorum.

Not: Fotoğraflar kişisel instagram hesabımdandır, lütfen kullanmayınız.

Zevkle Takip Ettiğim Blog Tur: Kitap Oburları ve Kazandıklarım:)

DSC06593

Selamlar, maalesef uzun bir ara vermek zorunda kaldım. Geçmek bilmeyen hastalıktı, kpss hazırlığıydı, yeni işti derken anca hayatımı anca düzene sokup blog yazmaya zaman ayırabiliyorum;) Geçen haftalarda blog turlarını her zaman takip ettiğim Kitap Oburları’ndan bu güzellikleri kazandım. Daha önce de yine bir kitap kazanmıştım, artık blogda bahsetmemek olmazdı:) Normalde şanslı bir insan sayılmam ama düzenli şekilde çekilişe katılınca demek şans yüzüme gülüyormuş;)

Kitap Oburları kim derseniz,  The Codex blogundan ve What Happened to Elenda? blogundan oluşum hakkında ayrıntılı bilgi alıp tanıtıkları serileri inceleyebilirsiniz. Genelde benim sevdiğim tür kitapları tanıttıkları için ne zaman bir tanıtımı okusam bu kitabı mutlaka okumalıyım diye listeye ekliyorum. Beğendiğiniz bir kitap olunca da kitabın konusundan, yazarına, kapaklarından okur yorumlarına kadar her ayrıntıyı blog tur sayesinden öğrenebiliyorsunuz. Ayrıca düzenledikleri çekilişler ile bu kitaplara siz de sahip olabiliyorsunuz:)

KOlogooo

Kitap Oburları:

What Happened to Elenda

The Codex

Pinuccia’nın Kitapları

Rafların Arasından

Sui Generis

Kutsal Yorumcu

Tırt Blog

SeGe

Kitap Oburları’na Facebook’tan Ulaşmak için burayı ve Twitter’dan ulaşmak için burayı tıklayınız^^

page

Bunlarda benim Kitap Oburları sayesinde edindiğim kitaplarım. Leviathan Uyanıyor kitabını kazandığım zaman tam taşınmak üzereydim bu yüzden bana ulaşım süreçlerinde birazcık aceleci davrandım ve sağ olsun beni kırmadılar ve kısa zamanda bana ulaştırdılar kitabı:) Bu yüzden emeği geçen arkadaşlara ve İthaki Yayınları‘na çok teşekkür ederim.

Leviathan Uyanıyor Afiş (1)

Büyük Hesaplaşma çekilişinde de inanılmaz sevindim çünkü serinin ilk kitabını da oldukça merak edip okumak istemiştim ve ikisine birden sahip oldum. Kazandığımı öğrendiğim ertesi gün kitaplar elime ulaştı:) Bunun için Kitap Oburları’na ve Altın Kitaplar Yayınevi‘ne teşekkür borç bilirim.

Buyuk Hesaplasma Blog Tur Afis

Birbirinden güzel kitaplar ve onların yayın hikayeleri ile ilgili bilgilere ulaşmak için siz de Kitap Oburları’nı takip edin dostlar;) Kendinize çok iyi bakın, yakın zamanda yeni postlarda görüşmek üzere^^

D&R Kitap Alışverişim

1185640_10152336567136450_1052932507_n

İki hafta üst üste  D&R’dan alışveriş yapınca yazmadan olmaz dedim:) İnternette kitap alırken genellikle D&R’ın sitesini kullanıyorum. Aslında diğer sitelerle arasında fiyat olarak çok fark yok ama özel indirimler olduğunda diğerlerinden daha iyi oluyor. Ben de alacaklarımı biriktirip indirim zamanlarını kolluyorum:) Geçen haftalarda Philips kulaklıkta güzel bir  indirim vardı, hala devam ediyor. İlgilenenler için tık tık.  Ayrıca Tolkien kitaplarında’da indirim olunca hemen attım sepete:)

1004868_10152336565766450_2077586547_n

Bu hafta da 5 tl kitap kampanyasından ve NTV yayın indirimden yararlanmak adına yine bir alışveriş yaptım. Aslında okuma sırası bekleyen kitaplar arttıkça hangisine başlasam diye bir karışıyorum. Ama napalım kitap fiyatları bu kadar fazla olunca indirimi bulmuşken bırakmak olmaz:) 50 TL ve üzeri kargo bedava olduğu için Kimbapsushi ve Minekibuu‘yu da kendime ortak ettim. Birlikte alınca kargo masrafından kurtulduk. Gölge ve Kemik’ten hem Kimbapsushi hem de  ben aldım. (Fotoğrafta sadece biri var aynı diye diğerini koymadım)  Henüz 2. kitabı Türkçe’ye çevrilmediği için okumayacağım ama ilerisi için hazırlıklı olmak adına 5 TL’ye bulmuşken aldım:) Alaycı Kuş kitabı da Kimbapsushi’nin. Mine’de Yabancı ve Sınırda Bir Ülke kitaplarını aldı. Henüz kargonun geldiğini onlara söylemedim artık bu postla haberleri olacak kıh kıh kıh^^

DSC06449

Bunlarda benim bebekler:) Hayvan Çiftliği’nin eski basımı gelecek diye çok korktum ama neyse ki sitedeki fotoğrafında ki gibi yeni basım geldi. Şu pembişin tatlılığı ama bir kapak bu kadar mı tatlı olur:) Arada gözükmeyen kitap da bel ağrısı ve doğru duruşla ilgili bir kitap, böle bir sorunum olduğu için belki bir işe yarar diye aldım. Sürekli yılların  çilesiyle omuzları çökmüş dede tipiyle oturduğum için sırtım ağrıyor,  düzgün oturmayı öğrenirim belki:P   Haruki Murakami’nin de son kitabını aldım. Koşmayla yazmayı nasıl bağdaştırdığını çok merak ediyorum. Sevişen Beyin’de evrimle ilgili bir kitap. Evrimsel Psikoloji desinde adını çok anmıştık hatta içindekilerinin çoğunu ezbere biliyorum ama tümünü okumadım. O yüzden alıp baştan okumanın zamanı geldi de geçiyor bile:) Sonuç olarak 5 TL indirimi olduğu için yaptığım alışverişten 2 tane 5 TL’lik kitap almış oldum. İndirim devam ediyor, göz atmadan geçmeyin belki sizinde almak istediğiniz birkaç  kitap vardır:)

Tehlikeli Diyarlardan Öyküler J.R.R Tolkien

tolkien 1

Geçen hafta başladığım kitabımı bugün yani  25 Mart Dünya Tolkien Okuma Günü’nde bitirince iki kelam yazmazsam olmaz dedim:) Bugünün Tolkien okuma günü ilan edilmesi çok eskiye değil 2007 yılına dayanıyor. Bir ara duymuştum ama aklımdan uçup gitmiş. O yüzden tam bu tarihlerde Tolkien okumam tamamen tesadüf oldu, güzel de oldu:)

Kitabımız ismi gibi tehlikeli diyarlardan, ejderhalardan, trollerden, devlerden, hobbitlerden yani fantastik edebiyat sevenlerin bayılacağı hikayelerden oluşuyor. Dört kısa hikaye var. Bunlardan biri Tolkien’in notlarına karışık bir şekilde yazdığı sonradan toparlanan şiirlerinden oluşuyor. Kitabın tanıtım yazısına bakalım:

“Peri Diyarı tehlikeli bir yerdir ve ihtiyatsız ayaklar için pek çok çukur, fazla cüretli olanlar için pek çok zindan barındırır… 

…Peri masallarının dünyası engin, derin ve yüksektir, ve birçok şeyle doludur: Orada her tür hayvan ve kuş; kıyısız denizler, sayısız yıldız; kendisi bir büyü olan güzellik, ve her daim mevcut bir tehlike; kılıç kadar keskin coşku ve hüzün vardır. O diyara girmiş bir insan orayı gördüğü için kendini talihli sayabilir, ama Peri Diyarı`nın zenginliği ve tuhaflığı gezginin dilini bağlar, anlatamaz. Ve orada bulunduğu sürece, çok fazla soru sorması tehlikelidir, çünkü kapılar yüzüne kapanabilir ve anahtarlar kaybolabilir…”

tolkien

İlk fotoğraf başlarken çektiğim ön kapağa ait, son fotoğraf ise bugün iş yerinde  bitişte çektiğim arka kapak. Çift kapak olayına bayılıyorum. Özellikle Tolkien için  süper olmuş:) Yağmura karşı kitap okumak kadar keyifli bir şey var mıdır:)

Kevin Guilfoile – Klon (Cast of Shadows)

1899918_10152281458491450_579461720_n

Yine okuyup da hakkında bir türlü yazamadığım kitaplardan oldu. Neden derseniz aslında çok sevdim, hatta bazı kısımlarına özellikle bayıldım ama o son 10 sayfa yok mu her şeyi sildi götürdü sanki. Bunun nedeni kitabın sonunu beğenmemem değil bence ters köşeli ilginç bir son ama yazarın bir fikri okuyucuya benimsetmeye çalışmasına gıcık oldum. Bu konuyu sona bırakarak kitabın konusundan bahsedelim:)

Kitap Arkası:

“Klonlama uzmanı Doktor Davis Moore’un on yedi yaşındaki kızı tecavüze uğrayıp acımasızca öldürülür. Olay hakkında soruşturma açılır; ancak bir sonuca varılamaz. Aylar sonra Moore kızının eşyalarını polisten geri alır ve bunların arasında kazayla unutulmuş, içinde katilin DNA’sı bulunan küçük bir şişeye rastlar. İşte o an Moore’un beynine korkunç bir düşünce saplanır: Belki kızını değil ama onu öldüren adamı klonlama olanağına sahiptir. Peki kızının katilinin gözlerinin içine bakmaya ne kadar dayanabilecektir?
Justin Finn, üç yaşına bastığında diğer çocuklardan farksızdır. Canlı, neşeli ve sevimli: Ondan zerre şüphe etmeyen anne ve babasının gözündeyse masum bir bebek. Ne var ki yüzü, bir gün mükemmel bir genetik kopya olarak soğukkanlı bir katilinkine tıpatıp benzeyecektir.”

Kitabın arkasını okuyunca direk bir merak duygusu oluştuğu ve bu olayın sadece ve sadece başlangıcı yıllar süren bir hikaye olduğu için spoiller teşkil etmediğinden direk hepsini yazdım:) Hikaye gelecekte klonlamanın serbest olduğu bir dünyada geçiyor. Bilim kurgu mu desem yoksa olabilitesi olduğu için yakın gelecek türünde mi desem bilemedim tartışmalı bir konu:) Tabi bu klonlama işinin de bir raconu var, başta bir türlü neden tüp bebek yapıp genleriyle oynamıyorlar  neden illa klon diye sorgulamıştım sonra kabullendim, kitabın konusu böyleymiş ondan böyle diye:P Klon bebeklere ailesinde kalıtımsal bir hastalığı olan ve doğacak bebeğinde yüksek ihtimalle hasta olacak aileler sahip olabiliyor. DNA sahibi yani klonlanacak insanlar ise ölmüş hayattayken sağlıklı olan ve DNA bağışçısı olmak istiyorum diyen insanlar oluyor. Tabi bu aşamalarını anlatmama gerek yok ama konu ilginç olunca dayanamadım:) İşte böyle prosedürlerin olduğu bir sistemde Dr. Moore kuralları çiğneyerek yaşayan birinin hem de kızının katilinin DNA’sını klonluyor ve bebeğe sahip olacak çifte hiç bir şey söylemiyor. Bundan sonraki hikaye çocuğun büyümesi üzerine gelişiyor.

Kitapta bir de Gölge Evren adlı sanal bir oyun var. İnsanların çok rağbet gösterdiği, şuan yaşadığımız dünyanın aynısı olan bir sanal dünya fakat burada istediğiniz insan olabiliyorsunuz, isterseniz ünlü isterseniz siyasetçi, yani yeni bir kimlikle yeniden doğmak gibi. Bu yüzden insanların çoğu vakitlerinin büyük bir kısmını bu oyunu oynayarak geçiriyorlar. Kitapta da bazen gerçek evren mi gölge evren demi olduğunuzu anlayamıyorsunuz. Yarıdan sonra hikayenin çoğu orada geçiyor. Bu bakımdan bir sürü gönderme, metafor olması çok hoşuma gitti. Yazar bu konuda çok başarılı. Hele bir de klonlama yeniden yaşam gibi mevzuları konuştukları müzede ki mumya odası gibi mekansal detaylarda romana zenginlik katmış. Hikaye de felsefi yönden de bir sorgulama mevcut, “Bu dünyaya geliş amacımız ne?”, “Her şeyin belirlenmiş bir sonu var mı?” gibi sorular çoğu yerde karşımıza çıkmakta ve hikayeyi zenginleştirmekte. Tüm bunlarla birlikte şaşırtmacalarla, acabalarla, katil kimlerle sizi merak edip hikayeye çekiyor.

Ancak gelin görün ki sonda yazarın bize ders niteliğinde ki klonlama karşıtı dini bir örgüt elemanının uzun uzun konuşması beni kitaptan soğuttu. Zaten yazar tüm kitap boyunca klonlamanın nasıl kötü sonuçlar doğurabileceğini göstermişken ayrıca bunun için siz anlamamış olabilirsiniz bir de yüzlerce doktoru öldüren bu kişiden dinleyin demesi hoşuma gitmedi. Tüm hikayeden anladığımız mesaj buyken sen, yüzlerce insan öldürmüş birinin ağzından 5 sayfalık tanrı beni bunun için görevlendirildi ana başlıklı nutuk okutursan tüm kitap boyunca verdiğin mesaj aksi yönde bir etki bırakır bence^^

Bu sondaki bahsettiğim nutuk kısmını saymazsak, gayet akıcı, merak ettirici, gerilimli, mekanları güzel kullanan, ilginç bir konuya deyinen  bir kitap. Bence merakla okunur ve kısa zamanda bitirilir, bu bakımdan tavsiye olunur:)

Not: Fotoğraf bana aittir başka yerlerde kullanmayınız. Bir de kitap odamla nası uyumlu ama:P