Oh My Lady OST “Worthless”

Bu sıralar Oh My Lady’i izliyorum. Her dizide olduğunu gibi bu dizide de bir şeye taktım. O da aşağıda ki şarkı, melodisi, sözleri, verdiği his kısaca her şeyiyle çok sevdim.  Bu dizi için çok çok güzel diyemem ama  bu şarkıyı bana kazandırdığı için iyiki izlemişim diyorum. Yine de eğlenceliydi Siwon var bir kere yahu ^^  Özellikle “Kacima kacima” kısmına bayılıyorum:) (Söylemeden duramadım)

몾났죠 / Motnatjyo / Worthless

“This makes a person really bad
Im really cant face with you.
Although understanding your pain, but how can I be like this
I know that every day you want to improve better
But my heart become more tired
If we stay together, maybe both of us will be hurt
Im silently screaming
I laugh without notice
Behind you I just try to control myself not to find you anymore
But I still cannot abandon you
Youre really beautiful
I love you already
Asking you to forget me, but in fact, it just a lie
Please do not go, do not leave me alone
Please come back with me”

Reklamlar

Çuhaye vs Saranghae

Başlıktaki kelimelerin anlamlarını biz uzakdoğu severler çok iyi bilmemize rağmen bilmeyen ve yolu bir şekilde bu bloga düşenler için açıklamak gerekirse; Korece  Çuhaye  “Senden hoşlanıyorum”  ve Saranghe ise “Seni seviyorum.” demektir. Tabi bu kelimeler böyle abuk bir şekilde yazılmıyor. Bu Korece kulaktan dolma birazda Türkçe seslere göre kendince çevirmeyle oluşmuş bir yazım. (Ne dedim ben?) Demek istediğim odur ki cümlenin orjinali Hangul alfabesiyle: “Senden hoşlanıyorum.” 난 네가 좋아 (nan nega joh-a) ve   “Seni seviyorum.”  난 널 사랑해 (nan neol salanghae) dir. Bunun bir de halk dili, resmi dil ve kibar dil olmak üzere diğer versiyonlarına bakacak olursak…. Tabi ki şaka yapıyorum zira Dersimiz Korece başlıklı bir yazı okumuyoruz. Zaten benden böyle başlıklı yazı da görmemiz şuan için zor. Başlık demişken yazının ilk cümlesinde başlığının yanlış (ya da uyduruk) olduğunu söyleyen ve doğrusunu açıklayan bir yazar yazının sonunda bu söylediklerim toptan yalan diyebilir hazırlıklı olun:P

Bu kadar gereksiz laf kalabalığından sonra (ki bence oldukça gerekli bilgiler verdim) bu postun amacına gelebiliriz. Postun amacı  bu güzel resimleri  yayınlayabilmek——olsada tabi elbet bu gerçek amacımı saklamak için süper bir göstermelik amacım var. O da

 “Kore dizilerinde ki yavaş yavaş gelişen ve bizi gerçek olduğuna inandıran aşk meselesi.” 

Şimdi bu cümleyi çarpanlarına ayıralım “yavaş yavaş gelişen” derken neyden bahsediyoruz : 

 Kore dizilerinde ilk bölümlerde muhtemelen çocuk kızdan nefret eder. Çünkü kız öyle sakar öyle beceriksizdir öyle her şeye burnunu sokan biridir ki muhtemelen çocuğu bir şekilde zarara uğratmıştır. Nadir olarak kızın çocuktan nefret ettiği diziler de yok değil ama şuan ortalamadan bahsediyoruz. İşte çocuk kızımıza derki “Bir daha gözüme görünme.” direk böyle yüzüne vurmasa da  böyle hissettiği aşikar. Ha zaten kızın yüzüne vursada kız aldırış etmez. Çünkü kendisi sapşal, sakar,  beceriksiz, her şeye burnunu sokan olduğu kadar yüzsüzdür de, sürekli çocuğun karşısına çıkar. Burada en önemli etken Seul’ün bizim mahalle kadar bir yer olması olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bu bir kader—– hadi canım bildiğin dizi saçmalığı işte izleyip duruyoz saf saf—–

 İlk aşamayı geçtik mi? Geçtik. (ilk aşamada takılanlar için tekrar dersleri yapılacaktır:P) İkinci aşama da çocuk artık kızı o kadar sık görmeye başlar ki kötü özelliklerinin yanında muhtemelen iyi özelliklerini de görür ve ilk kıvılcımlar çakmaya başlar. Bu sapşal, sakar, beceriksiz, her şeye burnunu sokan, yüzsüz kızın aynı zamanda çok iyi kalpli, yardımsever, haksızlıklara dayanamayan, tuttuğunu koparan bir kız olduğunu görür. Bu arada bizim kız çocuğa çoktan abayı yakmıştır. Abayı yakmak derken bu ne biçim bir söz yahu, aba ne bir kere? Elalemin Korecesin seni seviyorumunu biliyorumda bunu bilmiyorum tüü bana. -Kendime not: Abayı yakmak ne demekmiş, nereden geliyormuş araştır.

 İkinci aşamayı sağ sağlim atlattıktan son üçüncü aşamaya geçiyoruz. Bu aşamada kızımızın artık canına tak eder ve bir şekilde “çuhaye” demenin yollarını bulur. Çocuk hala karasız olsada kızın bu itirafından sonra köşesine çekilir ve düşünür. Tabi bir de ikinci kadın vardır. Yoksa bile kesin kararsız kalmak için abuk bir nedeni bulunur yani sorun değil. Bu durumunda kızımıza gönlünü kaptırmaya başlayan bir ikinci erkek de yok değildir. O da bu dizinin garibanı seçilmeye adaylığı koymuş olur. Nitekim sonunda dizinin garibanı listesine bir numarada bitirir.

 Dördüncü aşamada çocuk artık bir karara varır ve  “bende çuhaye” diye kızın yanında soluğu alır. (bende çuhaye ne demek diye hiç sormayın hiç) Ha çocuk “Çuhaye” diyince her şeyin hallolduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Dizi daha yeni başlıyor yahu bir durun. Bu aşama dizinin beşinci veya altıncı bölümüne denk gelir ve genelde Kore dizileri tam bu noktada heyecanlı olmaya başlar. (siz olun ilk dört bölüm sıktıysa beşinciye de bir şans vermeden bırakmayın) Çocuk hoşlandığını kabul etti ama hala aklı karışıktır. Bunun nedeni ikinci kadın, aksi anne, ailesel sorunlar, işsel sorunlar vs olabilir. Bir iki bölüm bizi böyle oyaladıktan sonra ikinci adam atak yapmaya başlar. Kızın gönlünü kazanır, bizim çocuk baktı kız elden gidiyor “Yeter bu kadar kararsızlık, düşün düşün nereye kadar seveyim gitsin.” der. Tamam böyle bir cümle söylemez ama nihai sonuç bu değil midir azizim?

 Geldik en güzel, atraksiyonlu, gerilim ve adrenalin dozu yüksek aşamaya. Beşinci aşama da çocuk ve kız yukarda bahsettiğim çocuğun kararsızlık nedenleri üzerine bir kavga yaşarlar. Kız “Yetti artık senin bu kararsızlığından çektiğim. Gidip ikinci adama varıcam ve bir Kore dramasının kalıplarını yıkıp ünlü olacağım.” der. (İçinden böyle dediğine eminim.) Çocukta “Hayır olamaz bu bir Kore dramasıysa seni ikinci erkeğe yar etmem.” der ve kızı kolundan tutup çekmek suretiyle kendine çevirerek “Saranghae” der. Bu sözü duyduğu anda eriyen kız su buharı olmadan önce çocuk kızı öper. Burada ki öpme sözcüğü tamamen mecaz anlamda kullanılmıştır zira ortada öpücük sayılabilecek bir eylem yotur. Kız ve çocuk dudaklarını birbirine değdirerek 35 saniye kalır desek daha iyi olur ama işte o zaman romantiklikten 90 derece sapmış postum 180 dereceye doğru gider diye demiyorum. Gerçi bu sezon yayınlanan diziler bu öpücük olayını biraz aşmışa benziyor. Ama o diziler de zaten bu bahsettiğim kalıpların hepsi yıkılmış durumda. Koreliler bu aralar kendi kalıplarını yıkıyorlar ya haydi hayırlısı diyelim.

Beşinci aşamadan sonra her şey güllük gülüstanlık değil tabi ayrılmalar barışmalar tekrar ayrılmalar  tekrar barışmalar da olmuyor değil ama bizim postumuzun konusu buraya kadar. Geri kalan kısmı “Kore’de Kavuşmalardan Sonra Ayrılıp Barışmalar” adlı postta okuyabilirsiniz:P Öyle bir post şuan yok ama bu olmayacağı anlamına gelmez. Adı da güzel oldu zaten, başlık sıkıntısı çektiğim günlerde hazırlık olsun:P

 En baştaki cümlemize dönecek olursak şimdi  “bizi gerçek olduğuna inandıran” kısmını incelemeye geldi:

Bildiğiniz gibi bizim nacizhane Türk dizi ve filmlerimiz de oğlan kıza bir anda yıldırım aşkıyla (o yıldırım nikahı değil miydi yaa?) vurulduğu için “Yav bu çocuk bu kızın nesini sevdi, ne gördü onda, hayır onun görüp bizim görmediğimiz bir şeyi mi var?” diye aklımıza takılan sorular oluyor. Üstelik çocuk kıza aşık olmakla kalmıyor bilimum her türlü tehlikeyi göze alarak (en moda olanı senin için ölürüm tarzı şeyler) kıza koşuyor. “Oğlum dur bir sakin ol iki dakika soluklan daha bir hafta önce tanıdın kızı nere ölüyon sen nere? Anan baban için ölmezsin elalemin kızı için ölüyon cık cık cık yeni nesil hep böyle anacım.” diyoruz. Şimdi doğruya doğru demeseniz bile  aklınızdan geçiriyorsunuz ben biliyorum;)  Nitekim bu katagoriye çoğu Hollywood filmini de koyabiliriz.

Oysa kore dizilerin de o kadar güzel işliyor ki aşık olma kısmı önce hoşlanmayla başlıyor. Ağızdan önce “Senden hoşlanıyorum.” çıkıyor. Ve “Seni seviyorum.” öyle rast gele söylenen bir cümle değil bu cümle söylenmişse her şey daha farklı ve ciddi oluyor. Ve genelde bu cümlenin söylendiği sahneler hep beynimize kazınıyor. (adamlar işi biliyor azizim) Benim bu sahneler içinde en sevdiğim “Pasta” dizisindedir. İzleyenler mutlaka o “Ama..” ile başlayan o repliği hatırlayacaktır. İzlemeyen varsa — Hii  hala izlemediniz mi? Bu postu okuduktan sonra tez başlana:P

Ve bir de  önemli olan “Biz” mevzusu vardır. biz sözcüğü öğle hemen kullanılacak bir şey değildir. Başta ki hoşlanma aşamasında kız çocuğa “Biz” şeklinde hitap ederse karşıdan “Biz mi?” cevabını alabilir. Bu aşamada paniğe lüzum yok zira çocuk henüz beşinci aşamaya geçmemiş demektir.

Postumun sonuna gelmişken başlık gibi tüm postun uydurma olduğunu itiraf etmeyeceğim tabiki. Hadi itiraf edin bir an için bile olsa bunu yapacağımı düşündünüz değil mi? Yazılanların yüzde yüz doğru olduğunu da iddia etmiyorum tabi ki, bu klasik Kore dizileri ama bu yıl için de ezber bozan diziler de izledik, pek de mutlu olduk. Ha klasiklerden şikayetçimiz tabi ki değiliz, yalnız şu öpücük mevzusunu düzeltebilirsek çok iyi olacak der ve bu başlıktan romantik gibi görünen ama tam tersi geyiğe sarmış postumu burada bitiririm.

Anyoung seo!

 

Lie To Me ve Hyun Ki Joon’un Yaka Süsleri^^

Sonunda final haftası bitti ve ben de dizi sezonunu açmış bulunmaktayım. İlk olarak The Greatest Love’la başladım ve yayınlanan bölümlerini izledikten sonra Lie To Me’ye geçiş yaptım. TGL kadar olmasada oda kendi çapında güzel bir dizi. Aslında başka zamanda yapılsaymış daha çok ses getirirmiş ama şu sıralar TGL rüzgarı kasıp kavurmakta. Dizi yorumlarına bir yana bırakıp moda bloguna geçiş yapıyorum.

-Moda Blogu Mod On-

Kore dizilerinde genel olarak erkek kıyafetleri çok beğeniyorum. Yani kadınlara özenildiği kadar özeniliyor ve her dizi kendi modasını yaratıyor. Ama bazen o kadar çok beğeniyorum ki sizinle paylaşmadan duramıyorum.  (Bakınız: Personel Preference’de Lee Min Ho ) Yine o çok beğenişlerimden biri Lie To Me’nin başrolü Kang Ji Hwan’a ait. Dizi de sürekli takım içinde gördüğümüz Ji Hwan küçük yaka süsleriyle o ciddi takımlarını sevimli hale getirmiş.

 

Bu yaka süsü fikrini nereden bulmuşlar diye düşündüm. (Evet böyle saçma şeyleride düşünüyorum arada:P ) Ve sonunda World Otel çalışanlarının  “World” yazılı rozetlerinden ve dizideki avukatların taktığı rozetlerden esinlendiklerini kanısına vardım.^^

Tabiki Kang Ji Hwan sürekli takımla gezmiyor, takın dışında giydikleri de pek hoş;)

Dizide Kang Ji Hwan’ın kardeşini oynayan Seong Joon genelde yakası kolu başı nerede olduğunu ayırt edemediğim tuhaf salaş şeyler giysede deri çeketleri ve spor çeketleri fena değil:)

Yoon Eun Hye’nin gömleklerini pek beğensem de genel olarak dizi de göze çarpan bir tarzı yok gibi. Sık sık salaş gömleklerden giyse de yeri geldiğinde şık da olabiliyor, memuru canlandırdığı için arada klasik elbiselerde giyiyor. Ama topuklu ayakkabılarla sorunu olduğu gerçeğini görmezden gelmek imkansız:)

-Moda Blogu Mod Off-

Double Mim^^

Taze blogculardan dostum Akira beni yaklaşık bir hafta önce mimlemişti ama sınavlar dolayısıyla haftasonuna kaldı.

Hayalindeki meslek nedir?

Sanırım bu konuda şanslıyım çünkü hayalimde ki bölümde okuyorum. Başka hangi meslekler diye sorarsanız reklamcılık derim. Aslında aklımda hiç yoktu ta ki halkla ilişkiler ve reklamcılık dersini alana kadar. Reklamcılık alanında da çalışabilirim bana belli olmaz, hele bir mezun olalımda:)

Yazın sürmeyi en sevdiğin parfüm?

Sık sık parfüm değiştirirdim ama iki yıldır Lacoste – touch of pink- kullanıyorum ve çok seviyorum. Sanırım benim kokum bu, uzun süre değiştireceğimi sanmıyorum.

En önemli makyaj hileniz?

Hıım makyaj başlı başına bir hile değil midir azizim:P Makyaj yaparım ama doğal görünmesini isterim. Bu hile oluyor sanırım hem makyaj yapıp hem doğal görünmesini sağlamak:)

Çay mı kahve mi? Şekerli/şekersiz,Sütlü/sütsüz?

Ovv bu çok zor bir soru ama ha “çay mı? kahve mi?” demişsiniz ha “anne mi babanı mı daha çok seviyorsun.” demişsiniz. İkisinden de vazgeçemem ama illa birini seç diyorsanız sanırım kahve. Az sütlü hani şu 3ü 1aradanın bol kahve olanı varya işte o tam benlik;) Birde kupa hastasıyımdır.

Tam şu anda kucağınıza bir cin düşseydi ve 3 dilek hakkiniz olduğunu söyleseydi, ne olurdu?

O anda korkudan ölmezsem eğer dilek dileyebilirim. Hımm gezmek istediğim birkaç ülke var, sahip olmak istediğim şeyler var. O yüzden bunları gerçekleştirebilmek için bol bol para dilerdim. Ve bunun yanında ailecek sağlık ve huzur. Zira onlar olmadan paranın bir değeri yok. (Bir de aşk dilersem yılbaşı dileği gibi olacak Cine ayıp olacak:P Çarpılıp gitmeyelim diye susuyorum.)

Kahvaltı, öğle yemeği, akşam yemeği ve tatli. Bu öğünlerden ömrünüz boyunca yalnızca bir tanesini seçmek zorunda kalsanız,hangisi olurdu?

Çok basit akşam yemeği, en sevdiğim öğündür.

 (Peki bu soruların daldan dala atlayılşına ne demeli? )

Eğer Hello Kitty olsaydınız, kurdelanız ne renk olurdu?

Çakma kişilik testlerinde gibi hissettim kendimi, hani nette oluyorya beş dakika ayırın  kişiliğinizi öğrenin tarzı. Hımm sanırım açık  pembe olurdu. Bu arada orjinali kırmızı mıydı bunun? Hello Kitty denince aklıma arkadaşımın söylediği şey geliyor ve önce dumur olup sonra gülüyorum, dayanamayıp ben de yapacağım.

Hello Kitty, I’m Astrea kjgkllhjkghj

Eğer ömrünüz boyunca yalnızca bir tane takı takma seçeneğiniz olsaydi bu ne olurdu?

Takılarla pek aram yoktur. Aslında beğenip alıyorum ama sorun şu ki takmayı unutuyorum. Yolda aklıma geliyor hep aa bu kıyafeti şu kolye ne güzel uyardı diye.  Ama sanırım yüzük olurdu. Şu ince ve başparmağa takılanlardan.

Sahip olmak istediğiniz bir yetenek ?

Birkaç tane müzik aleti çalabilmek isterdim.

Bitince almaya devam edeceğiniz bir kozmetik ürünü?

Şuan kullandıklarımın hepsini bitince tekrar alırım canum, bir tek farım biterse takmazdım zira pek kullanmadığım için onun da biteceği yok. Ama diğerleri sürekli bittiği için gidiyor paracıklarım. 😀

Eğer geleceği görme şansınız olsaydı, görmek ister miydiniz? Evetse tam olarak neyi görmek isterdiniz?

Zor bir soru olmuş. Değiştirebileceğim şeyleri görmek isterdim. Değiştiremeyeceği şeyleri bilip de katlanmak zordur.

Gizli ünlü aşkınız kim?

Gizlisi saklısı kalmadı sanırım, Lee Seun Gi  -aşağıda ki posta bakınız- 😉 Ayrıca ben böyle hayranlık işlerini hiç sevmezdim hep bu uzakdoğu yüzünden. Bu arada Lee Seun Gi’nin show dünyasıan girişinin 7. yılıymış. Daha nice 70. yıllara diyorum. (Abartmasaydım iyiydi:P )

Neden blog tutmaya başladınız?

Sevdiğim şeylerden bahsedeceğim, izlediklerimi, gördükleri, duyduklarımı, hoşuma giden veya gitmeyenleri anlatabileceğim kendime özgü bir alan. Harika bir fikir değil mi? Bana da öyle geldi hemen bir tane de benim olmalı dedim. Bir de hikaye blogu eklendi, bu işin sonu nereye gider belli olmaz;)

Aslında kurbanı mı Kimbap-kuzu olarak seçmiştim ama Lee benden önce davranmış. Öyleyse bende Sermin-kuzu diyorum.

Bir de yukarıdaki resme bayılıyorum.

The Greates Love “Lee Seung Gi’li 9. Bölüm”

 The Greatest Love ilk gördüğüm günden beri merakla bekledim ama yayın tarihi final dönemine yakın olduğu için hiç başlamadım. Zira başlayınca sınav falan dinlemeyip izleyeceğimi biliyorum:) Finallerin bitimini beklemek yeterince zorken bir de Lee Seun Gi’nin 9. bölüme konuk oyuncu olarak katıldığını duydum. Hem de bizzat kendisini oynayacakmış. Madem izleyemiyorum bende fotoğraflarla idare edeyim;)